Menü Kapat

大変

Anlamı
1) çok, pek, gayet, pek çok, fazlasıyla [zarf]
2) çok büyük, kocaman, dağ gibi [na-sıfatı, isim]
3) önemli, ciddi, ciddi, ağır, vahim
4) güç, zor, çetin
5) büyük çapta hadise/olay, büyük kaza, felaket [arkaik, isim]

Meaning
1) very, greatly, terribly, awfully [adverb]
2) immense, enormous, great [na-adjective, noun]
3) serious, grave, dreadful, terrible
4) difficult, hard
5) major incident, disaster [archaism, noun]

大丈夫

Anlamı
1) emin, emniyetli, güvenli, sağlam, güvenilir, tehlikesiz, peki [na-sıfatı]
2) elbette, tabii, baş üstüne, muhakkak, hiç kuşkusuz, hiç şüphesiz, kesinlikle [zarf]
3) kalsın (almayayım), teşekkürler kalsın, hayır teşekkür ederim, iyiyim, beni merak etme, canın sağolsun [konuşma dili, ünlem, na-sıfatı]
4) büyük adam, iyi figürlü adam, bir adamın iyi figürü [arkaik, isim]

Meaning
1) safe, secure, sound, problem-free, without fear, all right, alright, OK, okay [na-edjective]
2) certainly, surely, undoubtedly [adverb]
3) no thanks, I’m good, that’s alright [colloquialism, interjection, na-adjective]
4) great man, fine figure of a man [archaism, noun]

Anlamı
1) masa, sehpa, kürsü, podyum, sahne [isim, isim (son ek)]
2) destek, destekleme, kulp, tutamak, tutamaç
3) makine sayma birimi (daha çok araç/vasıta) [sayma birimi]
4) (mücevher için) yuva ve tırnakları
5) düzey, seviye (örneğin; fiyat seviyesi), aralık, mesafe (örneğin; fiziki birim), süre (örneğin; hayatın 10 yılı) [isim, isim (son ek), sayma birimi]
6) yüksek yer [isim]
7) çevreyi gözlemleme yeri [isim]
8) tabak/çanak tepsisi (taşımak, koymak için)
9) yemek, yiyecek [arkaik]
10) yüksek yapı, kule [arkaik]

Meaning
1) stand, rack, table, bench, podium, pedestal, platform, stage [noun, noun (suffix)]
2) support, holder, rack
3) counter for machines, incl. vehicles [counter]
4) setting (e.g. in jewellery)
5) level (e.g. price level), range (e.g. after physical units), period (of time, e.g. a decade of one’s life) [noun, noun (suffix), counter]
6) elevated area [noun]
7) viewing platform
8) dish tray
9) meal [archaism]
10) tall building, tower [archaism]

Anlamı
1) ayak (özellikle 足) [isim]
2) bacak (özellikle  脚,肢)
3) yürüyüş, gidiş
4) (yürürken atılan) adım
5) bir kanjinin alt bileşeni (yani, radikal) (genellikle 脚)
6) ulaşım aracı (Anlamı 足 ile sınırlı)
7) para [arkaik]

Meaning
1) foot (esp. 足) [noun]
2) leg (esp. 脚,肢)
3) gait
4) pace
5) bottom structural component (i.e. radical) of a kanji (usu. 脚)
6) means of transportation (Meaning restricted to 足)
7) money, coin [archaism]

Anlamı
1) üst, yukarı, üstünde, üstüne (‘no’ edatı alabilir) [isim, zarfsal isim, isim (son ek)]
2) en üst bölüm, tepe, baş, üst [isim]
3) yüzey, satıh
4) önce, evvel, önceki, evvelki (‘no’ edatı alabilir) [isim, zarfsal isim]
5) üstünlük, büyüklük, yüksek (rütbe/sınıf) (‘no’ edatı alabilir) [isim]
6) üstelik, ayrıca, dahası
7) üzerine (daha fazla inceleme vs.), dayalı (sonradan meydana gelen)
8) konuya dair …, endişe konusu …, -e gelince
9) o zamandan beri, ondan sonra, ondan dolayı, bu sebepten, ondan (~上は gibi)
10) sayın, saygıdeğer, muhterem (konuşandan sosyal statüsü yüksek olduğunu göstermek için kullanılan son ek) [saygı dili, isim (son ek)]
11) makam koltuğu (örneğin, taht gibi) [arkaik]
12) imparator, hükümdar [arkaik]
13) soylu kadın (soylu erkeğin eşi) [arkaik]

Meaning
1) above, up, over, elder (e.g. daughter) (May take the particle ‘no’) [noun, adverbial noun, noun (suffix)]
2) top, summit, head (e.g. of a staircase) [noun]
3) surface
4) before, previous (May take the particle ‘no’) [noun, adverbial noun]
5) superiority, one’s superior, one’s elder (May take the particle ‘no’) [noun]
6) on top of that, besides, what’s more 
7) upon (further inspection, etc.), based on (and occurring after) 
8) matters concerning …, as concerns …
9) since (i.e. “for that reason”) (as ~上は)
10) honorable, venerable (suffix indicating higher social standing than the speaker) [honorific language, noun (suffix)]
11) place of one’s superior (e.g. the throne) [archaism]
12) emperor, sovereign, shogun, daimyo [archaism]
13) noblewoman (esp. the wife of a nobleman) [archaism]

赤い

Anlamı
1) kırmızı, kızıl (紅い , özellikle kırmızı için) [i-sıfatı]
2) solcu, sol eğilimli, komünist, kızıl, anarşist
3) güzel, dilber, zarif, lâtif, sevimli [arkaik]

Meaning
1) red, crimson, scarlet, vermilion, vermillion (紅い is esp. for scarlet) [i-adjective]
2) Red, communist
3) beautiful [archaism]

Anlamı
1) dağ, tepe [isim, sayma birimi]
2) maden, maden ocağı
3) yığın, küme
4) (vidada) yiv
5) doruk, zirve
6) tahmin, sanı, kestirim
7) kamu davası, ceza davası
8) dağa tırmanma, dağcılık
9) fastival arabası
10) duvar [Çin dominosu terimi]
11) tapınak, mabet, ibadethane [arkaik]
12) vahşi, yabani, yabanıl, yaban [isim (ön ek)]

Meaning
1) mountain, hill [noun, counter]
2) mine (e.g. coal mine)
3) heap, pile
4) crown (of a hat), thread (of a screw), tread (of a tire), protruding part of an object
5) climax, peak, critical point
6) guess, speculation
7) criminal case, crime (used by policemen, crime reporters, etc.)
8) mountain climbing, mountaineering
9) festival float (esp. one mounted with a decorative halberd)
10) wall, wall tile [mahjong term]
11) temple, temple grounds [archaism]
12) wild [noun (prefix)]

Anlamı
1) arka, geri, peş (‘no’ edatı alabilir) [isim]
2) sonra, daha sonra
3) ölümden sonra
4) kalıntı, artan, bakiye, geri kalan
5) neslinden olan, oğul, torun, vâris, mirasçı, kalıtçı, halef
6) daha çok, daha fazla [zarfsal isim]
7) bir de, ayrıca, üstelik, ek olarak, ilaveten
8) geçmiş, mazi, önceki, evvelki, eski, mukaddem, sabık (‘no’ edatı alabilir) [arkaik, isim]

Meaning
1) behind, rear (May take the particle ‘no’) [isim]
2) after, later
3) after one’s death
4) remainder, the rest
5) descendant, successor, heir
6) more (e.g. five more minutes), left [adverbial noun]
7) also, in addition
8) past, previous (May take the particle ‘no’) [arkaik, noun]

Anlamı
1) kapı (özellikle Japon tarzı) (Anlamı 戸 ile sınırlı) [isim]
2) panjur, kepenk, pencere kepengi
3) giriş, giriş yeri, giriş kapısı (eve) [arkaik]
4) dar boğaz, (denizde) boğaz, su yolu [arkaik]

Meaning
1) door (esp. Japanese-style) (Meaning restricted to 戸) [noun]
2) shutter, window shutter
3) entrance (to a home) [archaism]
4) narrows [archaism]