Menü Kapat

くらい

Anlamı
1) aşağı yukarı, yaklaşık olarak [son ek, edat]
2) halinde, nispette, bununla ilgili olarak, -dığı ölçüde, bu kadarı yeter, denli, hiç olmazsa, bari
3) kadar, benzer

Meaning
1) approximately, about, around, or so [suffix, particle]
2) to (about) the extent that, (almost) enough that, so … that …, at least
3) as … as …, like

より

Anlamı
1) -dan , -den (karşılaştırma) [edat]
2) -dan , -den (hareket noktası)
3) -den gayri, -den başka
4) (-den) daha, (-den) daha çok [zarf]

Meaning
1) than [particle]
2) from, out of, since, at, on
3) except, but, other than
4) more [adverb]

Anlamı
1) ancak, yalnız, sadece, yalnızca [edat]
2) kadar, kadar çok, aynı miktarda, olduğu kadar

Meaning
1) only, just, merely, simply, no more than, nothing but, alone [particle]
2) as much as, to the extent of, enough to

Anlamı
1) doğru mu?, sence de öyle değil mi? (Cümle sonunda vurguyu göstermek, anlaşma veya onay talebi vs. için kullanılır. ) [edat]
2) Hey!/Baksana!, Haydi! [ünlem]
3) değil mi?, yok mu? (fiil iptal/zıt son eki; yükselen tonlamayla davet veya soru anlamı verilir. ) [konuşma dili, yardımcı sıfat]

Meaning
1) right?, don’t you think (at sentence end; indicates emphasis, agreement, request for confirmation, etc.) [particle]
2) hey, come on, listen [interjection]
3) not (verb-negating suffix; may indicate question or invitation with rising intonation) [colloquialism, auxiliary adjective]

たい

Anlamı
1) -mak istemek, bir şeyi yapmak istemek (Fiil kökünden sonra) [yardımcı sıfat]
2) Vurguyu göstermek için cümle sonunda kullanılır. [Kyushu ağzı, edat]
3) çok, pek, fazla (Bir isim veya fiil kökünden sonra) [son ek, i-sıfatı]

Meaning
1) want to … do something, would like to … ( after the -masu stem of a verb) [auxiliary adjective]
2) indicates emphasis (at sentence-end) [Kyuushuu-ben, particle]
3) very … (after a noun or the -masu stem of a verb) [suffix, i-adjective]

Anlamı
1) -de, -da [edat]
2) -diği zaman, -iken
3) ile, vasıtasıyla
4) ve sonra, böylece [bağlaç]
5) ve, ile [yardımcı]
6) bırak da sana söyleyeyim, haberin yok mu? [Kansai ağzı, edat]

Meaning
1) at, in [particle]
2) at, when
3) by, with
4) and then, so [conjunction]
5) and, then [auxiliary]
6) let me tell you, don’t you know [Kansai-ben, particle]

でも

Anlamı
1) ama, bununla birlikte, ancak [bağlaç]
2) hatta, bile [edat]
3) ama, bununla birlikte, olsa bile, rağmen, her nasıl olursa olsun, her ne şekilde
4) … veya falan
5) ya … veya … , ne … ne de …
6) sahte, yalancı, sadece sözde/ lafta [ön ek]
7) yapacak daha iyi şeyler olmadığı için

Meaning
1) but, however, though, nevertheless, still, yet, even so, also, as well [conjunction]
2) even [particle]
3) however, no matter how, even if, even though
4) … or something
5) either … or …, neither … nor …
6) pseudo-, quack, in-name-only [prefix]
7) for lack of anything better to do