Menü Kapat

待つ

Anlamı
1) beklemek (Anlamı 待つ ile sınırlı) [godan fiili, geçişli fiil, geçişsiz fiil]
2) beklemek, gözlemek, hazır olmak, istekle beklemek
3) güvenmek, inanmak (genellikle olumsuz çekimde)

Meaning
1) to wait (Meaning restricted to 待つ) [godan verb, transitive verb, intransitive verb]
2) to await, to look forward to, to anticipate
3) to depend on, to need (usu. in negative form)

洗う

Anlamı
1) yıkamak, temizlemek [godan fiili, geçişli fiil]
2) araştırmak, soruşturmak, incelemek, tahkik etmek
3) günahını/suçunu affettirmek, temize çıkarmak, beraet ettirmek
4) (deniz veya nehir suyunun) kıyıya vurmak

Meaning
1) to wash, to cleanse, to rinse [godan verb, transitive verb]
2) to inquire into, to investigate
3) to purify (one’s heart)
4) to lave (e.g. shore), to wash over (e.g. deck), to sweep

切る

Anlamı
1) kesmek, bıçak vurmak [godan fiili, geçişli fiil]
2) kopmak (bağ, ilişki), kesmek
3) kapamak (ışık)
4) (konuşma) son vermek, bitirmek, telefonu kapamak
5) (bileti kontrol için) delmek, yırtmak, (delik) açmak, (bilet parçası) koparmak
6) (paketi, kutuyu, mühürlü bir şeyi vb.) açmak
7) başlatmak
8) mühlet vermek
9) azaltmak, düşürmek, indirmek
10) kurtulmak, başından atmak, üstünden atmak
11) karşıdan karşıya geçmek, geçmek
12) ağır biçimde eleştirmek, acımasızca eleştirmek
13) (duygularını) kesinlikle göstermek, açıkça belli etmek, duygularını belli etmek
14) (direksiyon) çevirmek/döndürmek, (araç) yönünü değiştirmek
15) bükülmek, kıvrılmak, top gibi olmak
16) (iskambil kâğıtlarını) karıştırmak, karmak
17) kart atmak [Çin dominosu terimi]
18) işten çıkarmak, kovmak
19) kazmak, eşmek, eşelemek, yontmak
20) koz kırmak, koz oynamak, üstün olmak, geçmek, daha mükemmel olmak
21) ilişkiyi/alâkayı kesmek, görüşmemek, selamı/sabahı kesmek
22) yangın çıkarmak ( 鑽る gibi de yazılır)
23) havada (bir şekil) çizmek
24) bitirmek, tamamlamak (fiilin masu kökünden sonra) [yardımcı fiil, godan fiili]

Meaning
1) to cut, to cut through, to perform (surgery) [godan verb, transitive verb]
2) to sever (connections, ties)
3) to turn off (e.g. the light)
4) to terminate (e.g. a conversation), to hang up (the phone), to disconnect
5) to punch (a ticket), to tear off (a stub)
6) to open (something sealed)
7) to start
8) to set (a limit), to do (something) in less or within a certain time, to issue (stamps, vouchers, etc.)
9) to reduce, to decrease, to discount
10) to shake off water, etc.), to let drip-dry, to let drain
11) to cross, to traverse
12) to criticize sharply
13) to act decisively, to do (something noticeable), to go first, to make (certain facial expressions, in kabuki)
14) to turn (vehicle, steering wheel, etc.)
15) to curl (a ball), to bend, to cut
16) to shuffle (cards)
17) to discard a tile [mahjong term]
18) to dismiss, to sack, to let go, to expulse, to excommunicate
19) to dig (a groove), to cut (a stencil, on a mimeograph)
20) to trump
21) to cut (the connection between two groups) (in go)
22) to start a fire (with wood-wood friction or by striking a metal against stone) (also written as 鑽る)
23) to draw (a shape) in the air (with a sword, etc.)
24) to finish, to complete (after the -masu stem of a verb) [auxiliary verb, godan verb]

上げる

Anlamı
1) yükseltmek, kaldırmak [ichidan fiili, geçişli fiil]
2) saçını vb. düzeltmek
3) uçurmak (uçurtma vs.), (roket, havai fişek) fırlatmak, (balık/denizaltı) suyun yüzüne çıkmak
4) (gemi, vapur, sandal) karaya çıkarmak/çıkmak
5) bol yağda kızartmak (Anlamı 揚げる ile sınırlı)
6) birisine göstermek (odayı)
7) (birini) çağırtmak (Anlamı 揚げる ile sınırlı)
8) birisini göndermek
9) kaydolmak, yazılmak (okula vs.)
10) (fiyat, kalite statü vs.)artırmak, çoğaltmak, (yetenek, maharet vs.) geliştirmek, ilerletmek
11) (sesini) yükseltmek/duyurmak, (ses) çıkarmak
12) (istenilen şeyler) kazandırmak
13) övmek, methetmek
14) (örnek vs.) vermek, göstermek, aktarmak, bahsetmek (genellikle 挙げる)
15) toplamak (gücünü/cesaretini/enerjisini) (genellikle 挙げる)
16) tutuklamak, tevkif etmek (Anlamı 挙げる ile sınırlı)
17) aday/namzet göstermek, adaylığa seçmek (Anlamı 挙げる ile sınırlı)
18) vermek (Anlamı 上げる ile sınırlı) [kibar dil]
19) (ibadete/fedakârlığa) kendini adamak, (dua) etmek (Anlamı 上げる ile sınırlı)
20) (çocuk) doğurmak
21) tören/düğün yapmak, yönetmek, idare etmek, yürütmek (özellikle düğün) (genellikle 挙げる)
22) (deniz) yükselmek, kabarmak [ichidan fiili, geçişsiz fiil]
23) kusmak, çıkarmak [ichidan fiili, geçişli fiil, geçişsiz fiil]
24) (başkası için, başkasının hatırı için) yapmak, bakmak (fiilin te çekiminden sonra) [ichidan fiili, yardımcı fiil, kibar dil]
25) … tamamlamak (fiilin masu kökünden sonra)
26) … mütevazi ile yapmak (mütevazilik anlamını artırmak için mütevazi bir fiilin masu kökünden sonra) [mütevazı dil]

Meaning
1) to raise, to elevate [ichidan verb, transitive verb]
2) to do up (one’s hair)
3) to fly (a kite, etc.), to launch (fireworks, etc.), to surface (a submarine, etc.)
4) to land (a boat)
5) to deep-fry (Meaning restricted to 揚げる)
6) to show someone (into a room)
7) to summon (for geishas, etc.) (Meaning restricted to 揚げる)
8) to send someone (away)
9) to enrol (one’s child in school), to enroll
10) to increase (price, quality, status, etc.), to develop (talent, skill), to improve
11) to make (a loud sound), to raise (one’s voice)
12) to earn (something desirable)
13) to praise
14) to give (an example, etc.), to cite (usu. 挙げる)
15) to summon up (all of one’s energy, etc.) (usu. 挙げる)
16) to arrest (Meaning restricted to 挙げる)
17) to nominate (Meaning restricted to 挙げる)
18) to give (Meaning restricted to 上げる) [polite language]
19) to offer up (incense, a prayer, etc.) to the gods (or Buddha, etc.) (Meaning restricted to 上げる)
20) to bear (a child)
21) to conduct (a ceremony, esp. a wedding) (usu. 挙げる)
22) (of the tide) to come in [ichidan verb, intransitive verb]
23) to vomit [ichidan verb, intransitive verb, transitive verb]
24) to do for (the sake of someone else) (after the -te form of a verb) [polite language, auxiliary verb, ichidan verb]
25) to complete … (after the -masu stem of a verb)
26) to humbly do … (after the -masu stem of a humble verb to increase the level of humility) [humble language]

吹く

Anlamı
1) üflemek, nefesli müzik aleti çalmak [godan fiili, geçişli fiil, geçişsiz fiil]
2) düdük çalmak
3) gülmek, kahkaha atmak (吹いた gibi) [argo]
4) (maden cevherini) ergitmek, izabe etmek, para basmak [godan fiili, geçişli fiil]
5) övünmek, büyük konuşmak, yüksekten atmak

Meaning
1) to blow (e.g. wind), to play a wind instrument [godan verb, transitive verb, intransitive verb]
2) to whistle
3) to laugh, to burst into laughter (often as 吹いた) [slang]
4) to smelt, to mint [godan verb, transitive verb]
5) to brag, to talk big

消す

Anlamı
1) silmek [godan fiili, geçişli fiil]
2) gücü kesmek
3) söndürmek
4) gebertmek, (birisini) temizlemek, öldürmek [argo]

Meaning
1) to erase, to delete, to cross out [godan verb, transitive verb]
2) to turn off power
3) to extinguish, to put out
4) to bump off [slang]