Menü Kapat

話す

Anlamı
1) konuşmak, görüşmek, sohbet etmek [godan fiili, geçişli fiil]
2) söylemek, demek, anlatmak, açıklamak, izah etmek
3) (bir lisan) konuşmak, dil bilmek

Meaning
1) to talk, to speak, to converse, to chat [godan verb, transitive verb]
2) to tell, to explain, to narrate, to mention, to describe, to discuss
3) to speak (a language)

頼む

Anlamı
1) rica etmek, istemek, talep etmek [godan fiili, geçişli fiil]
2) aramak, sipariş vermek, rezerve etmek
3) emanet etmek, bırakmak
4) güvenmek (özellikle 恃む)
5) lütfen, rica ederim, lütfen yapar mısın? [konuşma dili, ünlem]

Meaning
1) to request, to beg, to ask [godan verb, transitive verb]
2) to call, to order, to reserve
3) to entrust to
4) to rely on (esp. 恃む)
5) please, please do [colloquialism, interjection]

無くす

Anlamı
1) kaybetmek, yitirmek [godan fiili, geçişli fiil]
2) yok etmek, ortadan kaldırmak, bertaraf etmek

Meaning
1) to lose (something), to mislay [godan verb, transitive verb]
2) to get rid of, to eliminate, to remove

磨く

Anlamı
1) cilalamak, parlatmak [godan fiili, geçişli fiil]
2) arıtmak, tasfiye etmek, rafine etmek, geliştirmek, düzeltmek

Meaning
1) to polish, to shine, to brush (e.g. teeth), to grind (e.g. lens) [godan verb, transitive verb]
2) to refine (e.g. a skill), to improve, to cultivate

忘れる

Anlamı
1) unutmak, hatırından çıkmak, ihmal etmek [ichidan fiil, geçişli fiil]

Meaning
1) to forget, to leave carelessly, to be forgetful of, to forget about, to forget (an article) [ichidan verb, transitive verb]

返す

Anlamı
1) geri vermek, iade etmek (özellikle 返す) [godan fiili, geçişli fiil]
2) çevirmek, devirmek, altüst etmek
3) geri ödemek, misilleme yapmak, karşılık vermek (özellikle 返す)
4) cevap vermek, yanıtlamak
5) yap … geri al (yapıp eski haline döndürmek) (fiilin -masu kökünden sonra) [yardımcı fiil, godan fiili]
6) tekrar tekrar yapmak (fiilin -masu kökünden sonra) 

Meaning
1) to return (something), to restore, to put back (esp. 返す) [godan verb, transitive verb]
2) to turn over, to turn upside down, to overturn
3) to pay back, to retaliate, to reciprocate (esp. 返す)
4) to respond (with), to retort, to reply, to say back
5) to do … back (e.g. speak back, throw back) (after the -masu stem of a verb) [auxiliary verb, godan fiili]
6) to do again, to do repeatedly (after the -masu stem of a verb)

並べる

Anlamı
1) dizmek, sıraya dizmek, sıraya sokmak [ichidan fiil, geçişli fiil]
2) saymak, birer birer saymak/söylemek,  ayrıntıları ile yazmak, ayrıntılı olarak belirtmek
3) üstesinden gelmek, karşılaşmak, geri kalmamak

Meaning
1) to line up, to set up, to arrange in a line [ichidan verb, transitive verb]
2) to enumerate, to itemize
3) to be equal (to), to compare well (with), to be as good (as)

被る

Anlamı
1) giymek, takmak [godan fiili, geçişli fiil]
2) (kar, toz vs.) kaplamak, sıvamak, …ile bezeli olmak, ıslanmak, dökünmek
3) (birinin borçlarını, hatalarını vs.) üstlenmek, taşımak, (yük) omuzlamak
4) (ses veya renk) karışmak, çakışmak, üst üste gelmek
5) benzer olmak, benzerlik göstermek
6) buğulanmak, sislenmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
7) (oyun, drama, tiyatro vs. ) kapamak, sona ermek, sona gelmek
8) kapalı gişe oynamak, hepsini satmak
9) pot kırmak, gaf yapmak, acemice iş yapmak, başaramamak [arkaik]
10) aldatılmak, kandırılmak, faka basmak, oyuna gelmek [arkaik]

Meaning
1) to put on (one’s head), to wear, to have on, to pull over (one’s head), to crown (oneself) [godan verb, transitive verb]
2) to be covered with (dust, snow, etc.), to pour (water, etc.) on oneself, to dash on oneself, to ship water
3) to bear (e.g. someone’s debts, faults, etc.), to take (blame), to assume (responsibility), to shoulder (burden)
4) to overlap (e.g. sound or color)
5) to be similar
6) to be fogged (due to overexposure, etc.) (of film) [godan verb, intransitive verb]
7) to close, to come to an end (of a play, etc.)
8) to get a full house, to sell out (of a play, etc.)
9) to blunder, to bungle, to fail (of a play, etc.) [archaism]
10) to be deceived [archaism]