Menü Kapat

走る

Anlamı
1) koşmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) yolculuk etmek, seyahat etmek, araba kullanmak
3) acele etmek
4) ricat etmek (savaşta), kaçmak, firar etmek
5) evden kaçmak (özellikle 奔る)
6) evlenmek için evden kaçmak, âşığıyla kaçmak
7) bir yöne eğilmek, eğiliminde olmak, ilgi duymak (özellikle 趨る)
8) büyük bir hızla geçmek, yıldırım gibi geçmek/koşmak

Meaning
1) to run [godan verb, intransitive verb]
2) to travel (movement of vehicles), to drive, to flow (e.g. energy)
3) to hurry to
4) to retreat (from battle), to take flight
5) to run away from home (esp. 奔る)
6) to elope
7) to tend heavily toward (esp. 趨る)
8) to flash, to streak, to shoot through (e.g. pain)

待つ

Anlamı
1) beklemek (Anlamı 待つ ile sınırlı) [godan fiili, geçişli fiil, geçişsiz fiil]
2) beklemek, gözlemek, hazır olmak, istekle beklemek
3) güvenmek, inanmak (genellikle olumsuz çekimde)

Meaning
1) to wait (Meaning restricted to 待つ) [godan verb, transitive verb, intransitive verb]
2) to await, to look forward to, to anticipate
3) to depend on, to need (usu. in negative form)

上げる

Anlamı
1) yükseltmek, kaldırmak [ichidan fiili, geçişli fiil]
2) saçını vb. düzeltmek
3) uçurmak (uçurtma vs.), (roket, havai fişek) fırlatmak, (balık/denizaltı) suyun yüzüne çıkmak
4) (gemi, vapur, sandal) karaya çıkarmak/çıkmak
5) bol yağda kızartmak (Anlamı 揚げる ile sınırlı)
6) birisine göstermek (odayı)
7) (birini) çağırtmak (Anlamı 揚げる ile sınırlı)
8) birisini göndermek
9) kaydolmak, yazılmak (okula vs.)
10) (fiyat, kalite statü vs.)artırmak, çoğaltmak, (yetenek, maharet vs.) geliştirmek, ilerletmek
11) (sesini) yükseltmek/duyurmak, (ses) çıkarmak
12) (istenilen şeyler) kazandırmak
13) övmek, methetmek
14) (örnek vs.) vermek, göstermek, aktarmak, bahsetmek (genellikle 挙げる)
15) toplamak (gücünü/cesaretini/enerjisini) (genellikle 挙げる)
16) tutuklamak, tevkif etmek (Anlamı 挙げる ile sınırlı)
17) aday/namzet göstermek, adaylığa seçmek (Anlamı 挙げる ile sınırlı)
18) vermek (Anlamı 上げる ile sınırlı) [kibar dil]
19) (ibadete/fedakârlığa) kendini adamak, (dua) etmek (Anlamı 上げる ile sınırlı)
20) (çocuk) doğurmak
21) tören/düğün yapmak, yönetmek, idare etmek, yürütmek (özellikle düğün) (genellikle 挙げる)
22) (deniz) yükselmek, kabarmak [ichidan fiili, geçişsiz fiil]
23) kusmak, çıkarmak [ichidan fiili, geçişli fiil, geçişsiz fiil]
24) (başkası için, başkasının hatırı için) yapmak, bakmak (fiilin te çekiminden sonra) [ichidan fiili, yardımcı fiil, kibar dil]
25) … tamamlamak (fiilin masu kökünden sonra)
26) … mütevazi ile yapmak (mütevazilik anlamını artırmak için mütevazi bir fiilin masu kökünden sonra) [mütevazı dil]

Meaning
1) to raise, to elevate [ichidan verb, transitive verb]
2) to do up (one’s hair)
3) to fly (a kite, etc.), to launch (fireworks, etc.), to surface (a submarine, etc.)
4) to land (a boat)
5) to deep-fry (Meaning restricted to 揚げる)
6) to show someone (into a room)
7) to summon (for geishas, etc.) (Meaning restricted to 揚げる)
8) to send someone (away)
9) to enrol (one’s child in school), to enroll
10) to increase (price, quality, status, etc.), to develop (talent, skill), to improve
11) to make (a loud sound), to raise (one’s voice)
12) to earn (something desirable)
13) to praise
14) to give (an example, etc.), to cite (usu. 挙げる)
15) to summon up (all of one’s energy, etc.) (usu. 挙げる)
16) to arrest (Meaning restricted to 挙げる)
17) to nominate (Meaning restricted to 挙げる)
18) to give (Meaning restricted to 上げる) [polite language]
19) to offer up (incense, a prayer, etc.) to the gods (or Buddha, etc.) (Meaning restricted to 上げる)
20) to bear (a child)
21) to conduct (a ceremony, esp. a wedding) (usu. 挙げる)
22) (of the tide) to come in [ichidan verb, intransitive verb]
23) to vomit [ichidan verb, intransitive verb, transitive verb]
24) to do for (the sake of someone else) (after the -te form of a verb) [polite language, auxiliary verb, ichidan verb]
25) to complete … (after the -masu stem of a verb)
26) to humbly do … (after the -masu stem of a humble verb to increase the level of humility) [humble language]

吹く

Anlamı
1) üflemek, nefesli müzik aleti çalmak [godan fiili, geçişli fiil, geçişsiz fiil]
2) düdük çalmak
3) gülmek, kahkaha atmak (吹いた gibi) [argo]
4) (maden cevherini) ergitmek, izabe etmek, para basmak [godan fiili, geçişli fiil]
5) övünmek, büyük konuşmak, yüksekten atmak

Meaning
1) to blow (e.g. wind), to play a wind instrument [godan verb, transitive verb, intransitive verb]
2) to whistle
3) to laugh, to burst into laughter (often as 吹いた) [slang]
4) to smelt, to mint [godan verb, transitive verb]
5) to brag, to talk big

乗る

Anlamı
1) (taşıta) binmek [ichidan fiili, geçişsiz fiil]
2) (bir şeyin üzerine) oturmak
3) ulaşmak, varmak, geçmek, gitmek
4) izlemek, takip etmek
5) katılmak, yer almak
6) (dans veya müzik vs.) eşlik etmek
7) kandırılmak
8) neşredilmek, yayınlanmak (genellikle niteleme zarfı ile; örneğin よく乗る)
9) batırmak; saplamak (genellikle niteleme zarfı ile; örneğin よく乗る)

Meaning
1) to get on (train, plane, bus, ship, etc.), to get in, to board, to take, to embark [ichidan verb, intransitive verb]
2) to get on (e.g. a footstool), to step on, to jump on, to sit on, to mount
3) to reach, to go over, to pass
4) to follow, to stay (on track), to go with (the times, etc.)
5) to take part, to participate, to join
6) to get into the swing (and sing, dance, etc.)
7) to be deceived, to be taken in
8) to be carried, to be spread, to be scattered (usu. with an adverb of manner, e.g. よく乗る)
9) to stick, to attach, to take, to go on (usu. with an adverb of manner, e.g. よく乗る)

成る

Anlamı
1) olmak, vaki olmak, varlığını göstermek, mevcut olmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) yol açmak, sebep olmak
3) oluşmak, ibaret olmak, teşekkül etmek
4) başarılı olmak, başarmak, tamamlamak
5) dönüşmek, değişmek
6) rol oynamak, payı olmak
7) terfi etmek [shogi terimi]
8) … yapmak (お+masu-kökü+になる, ご+isim+になる vs. gibi) [saygı dili, godan fiili]

Meaning
1) to become, to get, to grow, to be, to reach, to attain [godan verb, intransitive verb]
2) to result in, to prove to be
3) to consist of, to be composed of
4) to succeed, to be complete
5) to change into, to be exchanged for
6) to play a role
7) to be promoted [shogi term]
8) to do … (as お+masu-stem+になる, ご+noun+になる, etc.) [honorific language, godan verb]

晴れる

Anlamı
1) (hava) açılmak, güneş açmak [ichidan fiili, geçişsiz fiil]
2) tazele(n)mek, yeniden canlan(dır)mak, hayat/zindelik/canlılık vermek/bulmak
3) aklanmak, temize çıkmak, kuşkulardan temizlenmek
4) kovulmak, dağıtılmak, sürgüne gönderilmek

Meaning
1) to clear up, to clear away, to be sunny, to stop raining [ichidan verb, intransitive verb]
2) to refresh (e.g. spirits)
3) to be cleared (e.g. of a suspicion)
4) to be dispelled, to be banished