Menü Kapat

止まる

Anlamı
1) durmak, duraksamak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) (bir şeyi yapmaktan) vazgeçmek, -i bırakmak, -i kesmek
3) konmak, inmek, tünemek, oturmak

Meaning
1) to stop (moving), to come to a stop [godan verb, intransitive verb]
2) to stop (doing, working, being supplied), to come to a halt, to cease, to be stopped, to be suspended
3) to alight, to perch on

始まる

Anlamı
1) başlamak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) olmak, meydana gelmek (tekrar, yeniden)
3) tarihli olmak, tarihini taşımak

Meaning
1) to begin, to start, to commence [godan verb, intransitive verb]
2) to happen (again), to begin (anew)
3) to date (from), to originate (in)

差す

Anlamı
1) parlamak, ışık saçmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) görünür olmak, görünmek
3) hafifçe havaya yayılmak
4) yukarı çıkmak, yükselmek (su seviyesi)
5) hissetmek, başına gelmek
6) kaldırmak (yukarı/şemsiye) [godan fiili, geçişli fiil]
7) (dansta) elini uzatmak, (dansa) kaldırmak
8) koymak, yerleştirmek
9) kuşakla bağlamak, kuşağına bağlamak, kemerle bağlamak
10) rakibin koltuk altına el sokmak [sumo terimi]
11) direk/sırık dikmek, sırıkla desteklemek
12) dökmek, akıtmak, eklemek (sıvı)
13) (merhem, ruj vs.) sürmek, (boya) vurmak, boyamak
14) yakmak, tutuşturmak (ateş)
15) kapamak, kapalı tutmak, kilitlemek, bağlamak
16) (bir şeyi yapmaktan) vazgeçmek, -i bırakmak, ortasında ayrılmak

Meaning
1) to shine [godan verb, intransitive verb]
2) to be visible
3) to be tinged with
4) to rise (of water levels), to flow in
5) to be felt (i.e. as an emotion), to come over one
6) to hold up (an umbrella, etc.), to put up, to raise [godan verb, transitive verb]
7) to extend one’s arm straight ahead (in dance)
8) to insert, to put in
9) to wear (a sword) in one’s belt, to wear at one’s side, to carry under one’s arm
10) to insert one’s arm under an opponent’s arm [sumo term]
11) to pole (a boat)
12) to pour, to add (liquid), to serve (drinks)
13) to put on (lipstick, etc.), to apply, to colour, to dye
14) to light (a fire), to burn
15) to shut, to close, to lock, to fasten
16) to stop in the midst of, to leave undone (after the -masu stem of a verb)

座る

Anlamı
1) oturmak, çömelmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) (resmi bir görevi) üstlenmek
3) sabit durmak, kıpırdamamak (özellikle 据わる, 据る)

Meaning
1) to sit, to squat [godan verb, intransitive verb]
2) to assume (a position)
3) to hold steady, to hold still (esp. 据わる, 据る)

困る

Anlamı
1) dertlenmek, üzülmek, endişelenmek, rahatsız edilmek [godan fiili, geçişsiz fiil]

Meaning
1) to be troubled, to be worried, to be bothered, to be embarrassed, to be stumped [godan verb, intransitive verb]

降る

Anlamı
1) yağmak (yağmur, kar, vs.) [godan fiili, geçişli fiil]
2) don düşmek, kırağı oluşmak (soğuk hava)
3) yaymak, saçmak (ışık)
4) ziyaret etmek, gelmek, varmak

Meaning
1) to fall (of rain, snow, ash, etc.), to come down [godan verb, intransitive verb]
2) to form (of frost)
3) to beam down (of sunlight or moonlight), to pour in
4) to visit (of luck, misfortune, etc.), to come, to arrive

曲がる

Anlamı
1) eğilmek, bükülmek, kıvrılmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) döndürmek, çevirmek
3) eğri olmak, eğri durmak

Meaning
1) to bend, to curve, to warp, to wind, to twist [godan verb, intransitive verb]
2) to turn
3) to be awry, to be askew, to be crooked

休む

Anlamı
1) hazır bulunmamak, izin almak (iş yerinden vb) [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) dinlenmek, ara/mola vermek, teneffüse çıkmak
3) yatmak, uyumaya gitmek, (yatıp) uyumak, yatmaya gitmek
4) bir süreliğine yapılan işe ara vermek, işe ara vermek

Meaning
1) to be absent, to take a day off [godan verb, intransitive verb]
2) to rest, to have a break
3) to go to bed, to (lie down to) sleep, to turn in, to retire
4) to stop doing some ongoing activity for a time, to suspend business

起きる

Anlamı
1) kalkmak, yataktan kalkmak [ichidan fiili, geçişsiz fiil]
2) uyanmak, uykudan kalkmak
3) olmak, meydana gelmek, vuku bulmak (genelde olumsuz olaylarda)

Meaning
1) to get up, to rise, to blaze up (fire) [ichidan verb, intransitive verb]
2) to wake up, to be awake, to stay awake
3) to occur (usu. of unfavourable incidents), to happen, to take place

帰る

Anlamı
1) geri dönmek, eve dönmek, geri gelmek, geri gitmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) (bir yerden/kimseden) ayrılmak, çıkmak, çıkıp gitmek
3) beyzbolda koşucunun ana kaleye ayak basıp sayı yapması [beysbol terimi]

Meaning
1) to return, to come home, to go home, to go back [godan verb, intransitive verb]
2) to leave (of a guest, customer, etc.)
3) to get home, to get to home plate [baseball term]