Menü Kapat

持つ

Anlamı
1) tutmak, almak, taşımak [godan fiili]
2) sahip olmak, edinmek
3) sürdürmek, devam ettirmek, tutmak
4) sürmek, devam etmek, devamlı olmak
5) sorumluluğunu üstlenmek, görevini yüklenmek, sorumlu olmak, başında olmak

Meaning
1) to hold (in one’s hand), to take, to carry [godan verb]
2) to possess, to have, to own
3) to maintain, to keep
4) to last, to be durable, to keep, to survive
5) to take charge of, to be in charge of

止まる

Anlamı
1) durmak, duraksamak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) (bir şeyi yapmaktan) vazgeçmek, -i bırakmak, -i kesmek
3) konmak, inmek, tünemek, oturmak

Meaning
1) to stop (moving), to come to a stop [godan verb, intransitive verb]
2) to stop (doing, working, being supplied), to come to a halt, to cease, to be stopped, to be suspended
3) to alight, to perch on

始まる

Anlamı
1) başlamak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) olmak, meydana gelmek (tekrar, yeniden)
3) tarihli olmak, tarihini taşımak

Meaning
1) to begin, to start, to commence [godan verb, intransitive verb]
2) to happen (again), to begin (anew)
3) to date (from), to originate (in)

使う

Anlamı
1) kullanmak, yararlanmak (nesne, metot vs.) [godan fiili, geçişli fiil]
2) kullanmak (insan, hayvan, kukla vs.), hareket ettirmek, çalıştırmak, işletmek, çekip çevirmek
3) tüketmek, kullanmak (zaman, para vs.), harcamak, sarfetmek, (vakit) geçirmek
4) konuşmak, kullanmak (lisan)

Meaning
1) to use (a thing, method, etc.), to make use of, to put to use [godan verb, transitive verb]
2) to use (a person, animal, puppet, etc.), to employ, to handle, to manage, to manipulate
3) to use (time, money, etc.), to spend, to consume
4) to use (language), to speak

撮る

Anlamı
1) fotoğraf çekmek (özellikle 撮る) [godan fiili, geçişli fiil]
2) kaydetmek, banda almak, kaydını yapmak, video çekmek (özellikle 録る)

Meaning
1) to take (a photo) (esp. 撮る) [godan verb, transitive verb]
2) to record (video, audio, etc.), to make (a film) (esp. 録る)

差す

Anlamı
1) parlamak, ışık saçmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) görünür olmak, görünmek
3) hafifçe havaya yayılmak
4) yukarı çıkmak, yükselmek (su seviyesi)
5) hissetmek, başına gelmek
6) kaldırmak (yukarı/şemsiye) [godan fiili, geçişli fiil]
7) (dansta) elini uzatmak, (dansa) kaldırmak
8) koymak, yerleştirmek
9) kuşakla bağlamak, kuşağına bağlamak, kemerle bağlamak
10) rakibin koltuk altına el sokmak [sumo terimi]
11) direk/sırık dikmek, sırıkla desteklemek
12) dökmek, akıtmak, eklemek (sıvı)
13) (merhem, ruj vs.) sürmek, (boya) vurmak, boyamak
14) yakmak, tutuşturmak (ateş)
15) kapamak, kapalı tutmak, kilitlemek, bağlamak
16) (bir şeyi yapmaktan) vazgeçmek, -i bırakmak, ortasında ayrılmak

Meaning
1) to shine [godan verb, intransitive verb]
2) to be visible
3) to be tinged with
4) to rise (of water levels), to flow in
5) to be felt (i.e. as an emotion), to come over one
6) to hold up (an umbrella, etc.), to put up, to raise [godan verb, transitive verb]
7) to extend one’s arm straight ahead (in dance)
8) to insert, to put in
9) to wear (a sword) in one’s belt, to wear at one’s side, to carry under one’s arm
10) to insert one’s arm under an opponent’s arm [sumo term]
11) to pole (a boat)
12) to pour, to add (liquid), to serve (drinks)
13) to put on (lipstick, etc.), to apply, to colour, to dye
14) to light (a fire), to burn
15) to shut, to close, to lock, to fasten
16) to stop in the midst of, to leave undone (after the -masu stem of a verb)

座る

Anlamı
1) oturmak, çömelmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) (resmi bir görevi) üstlenmek
3) sabit durmak, kıpırdamamak (özellikle 据わる, 据る)

Meaning
1) to sit, to squat [godan verb, intransitive verb]
2) to assume (a position)
3) to hold steady, to hold still (esp. 据わる, 据る)

困る

Anlamı
1) dertlenmek, üzülmek, endişelenmek, rahatsız edilmek [godan fiili, geçişsiz fiil]

Meaning
1) to be troubled, to be worried, to be bothered, to be embarrassed, to be stumped [godan verb, intransitive verb]

降る

Anlamı
1) yağmak (yağmur, kar, vs.) [godan fiili, geçişli fiil]
2) don düşmek, kırağı oluşmak (soğuk hava)
3) yaymak, saçmak (ışık)
4) ziyaret etmek, gelmek, varmak

Meaning
1) to fall (of rain, snow, ash, etc.), to come down [godan verb, intransitive verb]
2) to form (of frost)
3) to beam down (of sunlight or moonlight), to pour in
4) to visit (of luck, misfortune, etc.), to come, to arrive

呼ぶ

Anlamı
1) çağırmak, seslenmek, ismini söylemek [godan fiili, geçişli fiil]
2) (doktor vs.) çağırmak, (birisinin) gelmesini sağlamak, celb etmek, davet etmek
3) (konuk olarak)davet etmek, çağırmak
4) adını/ismini söylemek/ilan etmek, isimlendirmek
5) toplamak, bir araya getirmek
6) evlenmek, hanım almak [arkaik]

Meaning
1) to call out (to), to call, to invoke [godan verb, transitive verb]
2) to summon (a doctor, etc.)
3) to invite
4) to designate, to name, to brand
5) to garner (support, etc.), to gather
6) to take as one’s wife [archaism]