Menü Kapat

走る

Anlamı
1) koşmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) yolculuk etmek, seyahat etmek, araba kullanmak
3) acele etmek
4) ricat etmek (savaşta), kaçmak, firar etmek
5) evden kaçmak (özellikle 奔る)
6) evlenmek için evden kaçmak, âşığıyla kaçmak
7) bir yöne eğilmek, eğiliminde olmak, ilgi duymak (özellikle 趨る)
8) büyük bir hızla geçmek, yıldırım gibi geçmek/koşmak

Meaning
1) to run [godan verb, intransitive verb]
2) to travel (movement of vehicles), to drive, to flow (e.g. energy)
3) to hurry to
4) to retreat (from battle), to take flight
5) to run away from home (esp. 奔る)
6) to elope
7) to tend heavily toward (esp. 趨る)
8) to flash, to streak, to shoot through (e.g. pain)

切る

Anlamı
1) kesmek, bıçak vurmak [godan fiili, geçişli fiil]
2) kopmak (bağ, ilişki), kesmek
3) kapamak (ışık)
4) (konuşma) son vermek, bitirmek, telefonu kapamak
5) (bileti kontrol için) delmek, yırtmak, (delik) açmak, (bilet parçası) koparmak
6) (paketi, kutuyu, mühürlü bir şeyi vb.) açmak
7) başlatmak
8) mühlet vermek
9) azaltmak, düşürmek, indirmek
10) kurtulmak, başından atmak, üstünden atmak
11) karşıdan karşıya geçmek, geçmek
12) ağır biçimde eleştirmek, acımasızca eleştirmek
13) (duygularını) kesinlikle göstermek, açıkça belli etmek, duygularını belli etmek
14) (direksiyon) çevirmek/döndürmek, (araç) yönünü değiştirmek
15) bükülmek, kıvrılmak, top gibi olmak
16) (iskambil kâğıtlarını) karıştırmak, karmak
17) kart atmak [Çin dominosu terimi]
18) işten çıkarmak, kovmak
19) kazmak, eşmek, eşelemek, yontmak
20) koz kırmak, koz oynamak, üstün olmak, geçmek, daha mükemmel olmak
21) ilişkiyi/alâkayı kesmek, görüşmemek, selamı/sabahı kesmek
22) yangın çıkarmak ( 鑽る gibi de yazılır)
23) havada (bir şekil) çizmek
24) bitirmek, tamamlamak (fiilin masu kökünden sonra) [yardımcı fiil, godan fiili]

Meaning
1) to cut, to cut through, to perform (surgery) [godan verb, transitive verb]
2) to sever (connections, ties)
3) to turn off (e.g. the light)
4) to terminate (e.g. a conversation), to hang up (the phone), to disconnect
5) to punch (a ticket), to tear off (a stub)
6) to open (something sealed)
7) to start
8) to set (a limit), to do (something) in less or within a certain time, to issue (stamps, vouchers, etc.)
9) to reduce, to decrease, to discount
10) to shake off water, etc.), to let drip-dry, to let drain
11) to cross, to traverse
12) to criticize sharply
13) to act decisively, to do (something noticeable), to go first, to make (certain facial expressions, in kabuki)
14) to turn (vehicle, steering wheel, etc.)
15) to curl (a ball), to bend, to cut
16) to shuffle (cards)
17) to discard a tile [mahjong term]
18) to dismiss, to sack, to let go, to expulse, to excommunicate
19) to dig (a groove), to cut (a stencil, on a mimeograph)
20) to trump
21) to cut (the connection between two groups) (in go)
22) to start a fire (with wood-wood friction or by striking a metal against stone) (also written as 鑽る)
23) to draw (a shape) in the air (with a sword, etc.)
24) to finish, to complete (after the -masu stem of a verb) [auxiliary verb, godan verb]

成る

Anlamı
1) olmak, vaki olmak, varlığını göstermek, mevcut olmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) yol açmak, sebep olmak
3) oluşmak, ibaret olmak, teşekkül etmek
4) başarılı olmak, başarmak, tamamlamak
5) dönüşmek, değişmek
6) rol oynamak, payı olmak
7) terfi etmek [shogi terimi]
8) … yapmak (お+masu-kökü+になる, ご+isim+になる vs. gibi) [saygı dili, godan fiili]

Meaning
1) to become, to get, to grow, to be, to reach, to attain [godan verb, intransitive verb]
2) to result in, to prove to be
3) to consist of, to be composed of
4) to succeed, to be complete
5) to change into, to be exchanged for
6) to play a role
7) to be promoted [shogi term]
8) to do … (as お+masu-stem+になる, ご+noun+になる, etc.) [honorific language, godan verb]

上る

Anlamı
1) çıkmak, yükselmek, yukarı çıkmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) (güneş/ay) doğmak (genellikle 昇る)
3) gitmek (başkent vs.)
4) terfi etmek
5) anlamına gelmek, demeğe gelmek, göstermek, delâlet etmek
6) (miktar, değer, fiyat vb.) artmak, yükselmek
7) yüzerek geçmek (nehir)
8) gündeme gelmek

Meaning
1) to ascend, to go up, to climb [godan verb, intransitive verb]
2) to ascend (as a natural process, e.g. the sun), to rise (usu. 昇る)
3) to go to (the capital)
4) to be promoted
5) to add up to
6) to advance (in price)
7) to swim up (a river), to sail up
8) to come up (on the agenda)

取る

Anlamı
1) almak, elde etmek, sahip olmak [godan fiili, geçişli fiil]
2) çalmak, aşırmak, almak
3) yemek yemek
4) (ayakkabı, gözlük vs. ) çıkarmak (脱る gibi de yazılır.)
5) yarışmak, rekabet etmek (sumo, kart oyunu vs.)

Meaning
1) to take, to pick up, to harvest, to earn, to win, to choose [godan verb, transitive verb]
2) to steal
3) to eat, to have (a meal)
4) to remove (one’s glasses, etc.) (also written as 脱る)
5) to compete (in sumo, cards, etc.), to play

止まる

Anlamı
1) durmak, duraksamak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) (bir şeyi yapmaktan) vazgeçmek, -i bırakmak, -i kesmek
3) konmak, inmek, tünemek, oturmak

Meaning
1) to stop (moving), to come to a stop [godan verb, intransitive verb]
2) to stop (doing, working, being supplied), to come to a halt, to cease, to be stopped, to be suspended
3) to alight, to perch on

始まる

Anlamı
1) başlamak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) olmak, meydana gelmek (tekrar, yeniden)
3) tarihli olmak, tarihini taşımak

Meaning
1) to begin, to start, to commence [godan verb, intransitive verb]
2) to happen (again), to begin (anew)
3) to date (from), to originate (in)

撮る

Anlamı
1) fotoğraf çekmek (özellikle 撮る) [godan fiili, geçişli fiil]
2) kaydetmek, banda almak, kaydını yapmak, video çekmek (özellikle 録る)

Meaning
1) to take (a photo) (esp. 撮る) [godan verb, transitive verb]
2) to record (video, audio, etc.), to make (a film) (esp. 録る)

座る

Anlamı
1) oturmak, çömelmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) (resmi bir görevi) üstlenmek
3) sabit durmak, kıpırdamamak (özellikle 据わる, 据る)

Meaning
1) to sit, to squat [godan verb, intransitive verb]
2) to assume (a position)
3) to hold steady, to hold still (esp. 据わる, 据る)

困る

Anlamı
1) dertlenmek, üzülmek, endişelenmek, rahatsız edilmek [godan fiili, geçişsiz fiil]

Meaning
1) to be troubled, to be worried, to be bothered, to be embarrassed, to be stumped [godan verb, intransitive verb]