Menü Kapat

遅い

Anlamı
1) yavaş, ağır (Anlamı 遅い, 鈍い ile sınırlı) [i-sıfatı]
2) geç, gecikmiş, geç kalan (Anlamı 遅い, 晩い, 遲い ile sınırlı)
3) daha sonra, sonra (beklenenden veya alışılmıştan) (Anlamı 遅い, 晩い, 遲い ile sınırlı)
4) çok/fazla geç, geç kalma, yetişememe (Anlamı 遅い, 晩い, 遲い ile sınırlı)
5) kalın kafalı, anlayışsız, gabi (Anlamı 遅い, 鈍い, 遲い ile sınırlı) [arkaik]

Meaning
1) slow, time-consuming, sluggish (Meaning restricted to 遅い, 鈍い) [i-adjective]
2) late (in the day), towards the end (of the day or night), until a time far into the day or night (Meaning restricted to 遅い, 晩い, 遲い)
3) later (than expected or usual), late, behind schedule, behind time, tardy, overdue, unpunctual (Meaning restricted to 遅い, 晩い, 遲い)
4) too late, having missed the boat (Meaning restricted to 遅い, 晩い, 遲い)
5) dull, stupid ((Meaning restricted to 遅い, 鈍い, 遲い) [archaism]

太い

Anlamı
1) şişman, kalın [i-sıfatı]
2) (ses) boğuk, kalın, pes, kısık
3) cesur, cür’etkâr, atılgan, gözüpek, yiğit, atak, utanmaz, arlanmaz, arsız, hayâsız, rezil, kepaze

Meaning
1) fat, thick [i-adjective]
2) deep (of a voice), thick, sonorous
3) daring, shameless, brazen, audacious

多い

Anlamı
1) çok, pek çok, bir hayli [i-sıfatı]
2) büyük miktar
3) sık sık tekrarlanan, yaygın, sıkça rastlanan

Meaning
1) many, numerous, a lot [i-adjcetive]
2) large quantity, large amount
3) frequent, common

早い

Anlamı
1) hızlı, süratli, seri, çabuk (özellikle 速い, 疾い, 捷い) [i-sıfatı]
2) erken, vaktinden evvel, zamanından önce olan/gelişen (özellikle 早い)
3) çok yakın, biraz sonra, birazdan, çok geçmeden, az zaman içinde (özellikle 早い)
4) kolay, basit, zahmetsiz (özellikle 早い)

Meaning
1) fast, quick, hasty, brisk (esp. 速い, 疾い, 捷い) [i-adjective]
2) early (in the day, etc.), premature (esp. 早い)
3) (too) soon, not yet, (too) early (esp. 早い)
4) easy, simple, quick (esp. 早い)

暑い

Anlamı
1) (hava vs.) sıcak, ılık [i-sıfatı]
2) heyecanlı, hararetli, ateşli
3) herkesin hatırında, radarda

Meaning
1) hot (weather, etc.), warm [i-adjective]
2) passionate, impassioned, burning (desire, etc.)
3) on everybody’s mind, on the radar, du jour, interested (gaze, etc.)

小さい

Anlamı
1) küçük, ufak, minik [i-sıfatı]
2) küçük, az, vasatın altında (derece, miktar, vs.)
3) yavaş, alçak (ses)
4) önemsiz, küçük, az
5) genç, körpe

Meaning
1) small, little, tiny [i-adjective]
2) slight, below average (in degree, amount, etc.), minor, small
3) low (e.g. sound), soft (e.g. voice)
4) unimportant, petty, insignificant, trifling, trivial
5) young, juvenile

青い

Anlamı
1) mavi, mavi renkli [i-sıfatı]
2) yeşil (genellikle arkaik veya trafik ışıkları, meyve ve sebze vs. için)
3) soluk, solgun, renksiz, gri (özellikle yüz rengi için) (Anlamı 青い , 蒼い ile sınırlı)
4) (meyve, sebze) ham, olmamış; (insan) tecrübesiz, acemi, toy, görgüsüz, beceriksiz (Anlamı 青い ,  蒼い ile sınırlı)

Meaning
1) blue, azure [i-adjective]
2) green (mostly arch. or in ref. to fruits, vegetables and traffic lights, etc.)
3) pale, gray, grey (Meaning restricted to 青い , 蒼い) (in ref. to facial colour)
4) unripe, inexperienced (Meaning restricted to 青い ,  蒼い)

赤い

Anlamı
1) kırmızı, kızıl (紅い , özellikle kırmızı için) [i-sıfatı]
2) solcu, sol eğilimli, komünist, kızıl, anarşist
3) güzel, dilber, zarif, lâtif, sevimli [arkaik]

Meaning
1) red, crimson, scarlet, vermilion, vermillion (紅い is esp. for scarlet) [i-adjective]
2) Red, communist
3) beautiful [archaism]