Menü Kapat

黒い

Anlamı
1) siyah, kara [i-sıfatı]
2) esmer (ten)
3) şüpheli, kuşkulu, zanlı
4) kirlenip kararmak
5) şer, kötülük, kötücül
6) uğursuz, meşum

Meaning
1) black [i-adjective]
2) dark, blackish, sun-tanned (skin)
3) suspicious, criminal, illicit
4) darkened and dirty, sooty, covered in dirt
5) evil, wicked, black-hearted
6) inauspicious, ill-boding, unlucky

高い

Anlamı
1) yüksek, uzun (Anlamı 高い ile sınırlı) [i-sıfatı]
2) pahalı
3) yüksek seviye/derece/mertebe/kalite
4) yüksek (ses)
5) çok tiz, tiz (ses)

Meaning
1) high, tall (Meaning restricted to 高い) [i-adjective]
2) expensive, high-priced
3) high (level), above average (in degree, quality, etc.)
4) loud
5) high-pitched, shrill

厚い

Anlamı
1) kalın (Anlamı 厚い ile sınırlı) [i-sıfatı]
2) iyi, iyiliksever, iyilikçi, samimi, içten, yürekten, candan
3) tehlikeli, ağır, ciddi (hastalık)
4) bol, çok, bereketli (Anlamı 厚い ile sınırlı)

Meaning
1) thick, deep, heavy (Meaning restricted to 厚い) [i-adjective]
2) kind, cordial, hospitable, warm, faithful
3) serious (of an illness)
4) abundant (Meaning restricted to 厚い)

古い

Anlamı
1) eski, yıllanmış, antik, çağdışı, köhne (nesne için insan için değil) [i-sıfatı]
2) uzun (süren/süreli/devam eden), uzun zaman
3) uzak geçmiş, çok eskiden, uzun süre önce
4) basmakalıp, klişe, bayat
5) eski, eski moda, çağdışı, modası geçmiş

Meaning
1) old, aged, ancient, antiquated, antique, timeworn (of things, not people) [i-adjective]
2) long, since long ago, time-honored
3) of the distant past, long-ago
4) stale, threadbare, hackneyed, corny
5) old-fashioned, outmoded, out-of-date

軽い

Anlamı
1) hafif [i-sıfatı]
2) yüksüz, yükü hafif, zahmetsiz, kolay
3) ciddi olmayan, önemsiz, ehemmiyetsiz
4) az, küçük, ufak
5) kolay, rahat, basit
6) gelişigüzel, rasgele

Meaning
1) light (i.e. not heavy), feeling light (i.e. offering little resistance, moving easily) [i-adjective]
2) light (i.e. of foot), effortless, nimble, agile
3) non-serious, minor, unimportant, trivial
4) slight, small, gentle, soft, easy, lighthearted (e.g. joke)
5) easy, simple
6) indiscriminate

近い

Anlamı
1) yakın, birbirine yakın (mesafe) [i-sıfatı]
2) biraz sonra, birazdan, çok geçmeden, az zaman içinde
3) samimi, yakın (arkadaş), cana yakın, sıcakkanlı
4) yakın akraba
5) benzer, benzeş, hemen hemen aynı

Meaning
1) near, close, short (distance) [i-adjective]
2) close (in time), soon
3) close (relationship), friendly, intimate
4) closely related
5) similar, likeworthy, almost the same

強い

Anlamı
1) kuvvetli, güçlü, yeterli, ehil, yetenekli, otoriteli [i-sıfatı]
2) kuvvetli, güçlü, kasları gelişmiş, adaleli, sağlıklı, sağlam
3) iyi, yetenekli, marifetli, bilgili, akıllı
4) idare etmeyi bilme, kontrol edebilme (〜に強い gibi)
5) katı, sert, sıvı olmayan
6) şiddetli, kuvvetli, keskin, hararetli
7) güvenilir

Meaning
1) strong, potent, competent, domineering, tough [i-adjective]
2) strong, brawny, powerful, healthy, rugged
3) good (at), skilled, knowledgeable
4) being able to handle, know how to deal (with), durable (against), resistant (to), resilient (as 〜に強い)
5) firm, rigid, solid
6) intense, strong, fierce, high
7) dependable, trustworthy