Menü Kapat

居る

Anlamı
1) olmak, bulunmak, var olmak (canlılar için) [ichidan fiil, geçişsiz fiil]
2) kalmak, durmak, ikamet etmek, beklemek
3) -mış olma, … olmuş (Fiilin te çekiminden sonra; bir hareket veya durumun devam ettiğini gösterir.) [ichidan fiil, yardımcı fiil]

Meaning
1) to be (of animate objects), to exist [ichidan verb, intransitive verb]
2) to stay
3) to be …-ing, to have been …-ing (after the -te form of a verb; indicates continuing action or state) [ichidan verb, auxiliary verb]

忘れる

Anlamı
1) unutmak, hatırından çıkmak, ihmal etmek [ichidan fiil, geçişli fiil]

Meaning
1) to forget, to leave carelessly, to be forgetful of, to forget about, to forget (an article) [ichidan verb, transitive verb]

並べる

Anlamı
1) dizmek, sıraya dizmek, sıraya sokmak [ichidan fiil, geçişli fiil]
2) saymak, birer birer saymak/söylemek,  ayrıntıları ile yazmak, ayrıntılı olarak belirtmek
3) üstesinden gelmek, karşılaşmak, geri kalmamak

Meaning
1) to line up, to set up, to arrange in a line [ichidan verb, transitive verb]
2) to enumerate, to itemize
3) to be equal (to), to compare well (with), to be as good (as)

疲れる

Anlamı
1) yorulmak [ichidan fiili, geçişsiz fiil]
2) yıpranmış olmak, yıpranmak, aşınmak (çok kullanılan nesneler için)
3) açlıktan kıvranmak, açlıktan ölmek, çok acıkmak [arkaik]

Meaning
1) to get tired, to tire [ichidan verb, intransitive verb]
2) to be worn out (e.g. of well used objects)
3) to starve [archaism]

入れる

Anlamı
1) içeri koymak, sokmak, içeri almak [ichidan fiili, geçişli fiil]
2) kabul etmek, almak, içeri almak, görevlendirmek, çalıştırmak, kullanmak
3) kabul etmek, razı olmak (özellikle 容れる)
4) içermek, kapsamak, içine almak
5) (kira) ödemek, karşılığını vermek, para vermek
6) (oy) vermek, atmak
7) (çay, kahva vs.) yapmak, hazırlamak
8) (elektrik anahtarı/düğmesi) açmak, lambayı açmak
9) (faks, mektup) göndermek, açmak (telefon)

Meaning
1) to put in, to let in, to take in, to bring in, to insert, to install (e.g. software), to set (a jewel, etc.), to ink in (e.g. tattoo) [ichidan verb, transitive verb]
2) to admit, to accept, to employ, to hire
3) to accept, to comply, to grant, to adopt (a policy, etc.), to take (advice, etc.), to listen to, to pay attention to (esp. 容れる)
4) to include
5) to pay (one’s rent, etc.)
6) to cast (a vote)
7) to make (tea, coffee, etc.)
8) to turn on (a switch, etc.)
9) to send (a fax), to call

締める

Anlamı
1) bağlamak, düğümlemek, tutturmak [ichidan fiili, geçişli fiil]
2) (kuşak, kravat vs.) bağlamak, giymek, takmak
3) toplamak, , toplamını bulmak, tutmak (toplam)
4) sıkı olmak
5) tasarruf etmek, ekonomi yapmak
6) tuzlamak, salamura yapmak, tuzlayarak saklamak

Meaning
1) to tie, to fasten, to tighten [ichidan verb, transitive verb]
2) to wear (necktie, belt), to put on
3) to total, to sum
4) to be strict with
5) to economize, to economise, to cut down on
6) to salt, to marinate, to pickle, to make sushi adding a mixture of vinegar and salt

着る

Anlamı
1) giymek, takmak [ichidan fiili, geçişli fiil]
2) (suç, günah vs. )taşımak, üstlenmek

Meaning
1) to wear (in modern Japanese, from the shoulders down), to put on [ichidan verb, transitive verb]
2) to bear (guilt, etc.)

上げる

Anlamı
1) yükseltmek, kaldırmak [ichidan fiili, geçişli fiil]
2) saçını vb. düzeltmek
3) uçurmak (uçurtma vs.), (roket, havai fişek) fırlatmak, (balık/denizaltı) suyun yüzüne çıkmak
4) (gemi, vapur, sandal) karaya çıkarmak/çıkmak
5) bol yağda kızartmak (Anlamı 揚げる ile sınırlı)
6) birisine göstermek (odayı)
7) (birini) çağırtmak (Anlamı 揚げる ile sınırlı)
8) birisini göndermek
9) kaydolmak, yazılmak (okula vs.)
10) (fiyat, kalite statü vs.)artırmak, çoğaltmak, (yetenek, maharet vs.) geliştirmek, ilerletmek
11) (sesini) yükseltmek/duyurmak, (ses) çıkarmak
12) (istenilen şeyler) kazandırmak
13) övmek, methetmek
14) (örnek vs.) vermek, göstermek, aktarmak, bahsetmek (genellikle 挙げる)
15) toplamak (gücünü/cesaretini/enerjisini) (genellikle 挙げる)
16) tutuklamak, tevkif etmek (Anlamı 挙げる ile sınırlı)
17) aday/namzet göstermek, adaylığa seçmek (Anlamı 挙げる ile sınırlı)
18) vermek (Anlamı 上げる ile sınırlı) [kibar dil]
19) (ibadete/fedakârlığa) kendini adamak, (dua) etmek (Anlamı 上げる ile sınırlı)
20) (çocuk) doğurmak
21) tören/düğün yapmak, yönetmek, idare etmek, yürütmek (özellikle düğün) (genellikle 挙げる)
22) (deniz) yükselmek, kabarmak [ichidan fiili, geçişsiz fiil]
23) kusmak, çıkarmak [ichidan fiili, geçişli fiil, geçişsiz fiil]
24) (başkası için, başkasının hatırı için) yapmak, bakmak (fiilin te çekiminden sonra) [ichidan fiili, yardımcı fiil, kibar dil]
25) … tamamlamak (fiilin masu kökünden sonra)
26) … mütevazi ile yapmak (mütevazilik anlamını artırmak için mütevazi bir fiilin masu kökünden sonra) [mütevazı dil]

Meaning
1) to raise, to elevate [ichidan verb, transitive verb]
2) to do up (one’s hair)
3) to fly (a kite, etc.), to launch (fireworks, etc.), to surface (a submarine, etc.)
4) to land (a boat)
5) to deep-fry (Meaning restricted to 揚げる)
6) to show someone (into a room)
7) to summon (for geishas, etc.) (Meaning restricted to 揚げる)
8) to send someone (away)
9) to enrol (one’s child in school), to enroll
10) to increase (price, quality, status, etc.), to develop (talent, skill), to improve
11) to make (a loud sound), to raise (one’s voice)
12) to earn (something desirable)
13) to praise
14) to give (an example, etc.), to cite (usu. 挙げる)
15) to summon up (all of one’s energy, etc.) (usu. 挙げる)
16) to arrest (Meaning restricted to 挙げる)
17) to nominate (Meaning restricted to 挙げる)
18) to give (Meaning restricted to 上げる) [polite language]
19) to offer up (incense, a prayer, etc.) to the gods (or Buddha, etc.) (Meaning restricted to 上げる)
20) to bear (a child)
21) to conduct (a ceremony, esp. a wedding) (usu. 挙げる)
22) (of the tide) to come in [ichidan verb, intransitive verb]
23) to vomit [ichidan verb, intransitive verb, transitive verb]
24) to do for (the sake of someone else) (after the -te form of a verb) [polite language, auxiliary verb, ichidan verb]
25) to complete … (after the -masu stem of a verb)
26) to humbly do … (after the -masu stem of a humble verb to increase the level of humility) [humble language]