Menü Kapat

沢山

Anlamı
1) çok, epey, bir hayli, çok sayıda, önemli oranda (‘no’ edatı alabilir) [na-sıfatı, zarfsal isim]
2) yeterli, kâfi
3) yeterli miktar, çok fazla (bir isimden sonra; genellikle だくさん gibi okunur.) [isim (son ek)]

Meaning
1) a lot, lots, plenty, many, a large number, much, a great deal, a good deal (May take the particle ‘no’) [noun, na-adjective, adverbial noun]
2) enough, sufficient
3) enough, too many, too much (after a noun; usu. read as だくさん) [noun (suffix)]

Anlamı
1) masa, sehpa, kürsü, podyum, sahne [isim, isim (son ek)]
2) destek, destekleme, kulp, tutamak, tutamaç
3) makine sayma birimi (daha çok araç/vasıta) [sayma birimi]
4) (mücevher için) yuva ve tırnakları
5) düzey, seviye (örneğin; fiyat seviyesi), aralık, mesafe (örneğin; fiziki birim), süre (örneğin; hayatın 10 yılı) [isim, isim (son ek), sayma birimi]
6) yüksek yer [isim]
7) çevreyi gözlemleme yeri [isim]
8) tabak/çanak tepsisi (taşımak, koymak için)
9) yemek, yiyecek [arkaik]
10) yüksek yapı, kule [arkaik]

Meaning
1) stand, rack, table, bench, podium, pedestal, platform, stage [noun, noun (suffix)]
2) support, holder, rack
3) counter for machines, incl. vehicles [counter]
4) setting (e.g. in jewellery)
5) level (e.g. price level), range (e.g. after physical units), period (of time, e.g. a decade of one’s life) [noun, noun (suffix), counter]
6) elevated area [noun]
7) viewing platform
8) dish tray
9) meal [archaism]
10) tall building, tower [archaism]

Anlamı
1) önce(ki), evvel(ki), eski, bir süre önce (‘no’ edatı alabilir) [isim, isim (son ek), ön ek]
2) uç, sivri uç
3) baş taraf, ön taraf, baş, ön, ön taraf
4) ileri, ileride, öbür taraf
5) gelecek, gelecek zaman, , istikbal, âti
6) varış yeri, gidilecek yer
7) diğer taraf, karşı taraf

Meaning
1) previous, prior, former, first, earlier, some time ago, preceding (May take the particle ‘no’) [noun, noun (suffix), prefix]
2) point (e.g. pencil), tip, end, nozzle
3) head (of a line), front
4) ahead, the other side
5) the future, hereafter
6) destination
7) the other party

Anlamı
1) üst, yukarı, üstünde, üstüne (‘no’ edatı alabilir) [isim, zarfsal isim, isim (son ek)]
2) en üst bölüm, tepe, baş, üst [isim]
3) yüzey, satıh
4) önce, evvel, önceki, evvelki (‘no’ edatı alabilir) [isim, zarfsal isim]
5) üstünlük, büyüklük, yüksek (rütbe/sınıf) (‘no’ edatı alabilir) [isim]
6) üstelik, ayrıca, dahası
7) üzerine (daha fazla inceleme vs.), dayalı (sonradan meydana gelen)
8) konuya dair …, endişe konusu …, -e gelince
9) o zamandan beri, ondan sonra, ondan dolayı, bu sebepten, ondan (~上は gibi)
10) sayın, saygıdeğer, muhterem (konuşandan sosyal statüsü yüksek olduğunu göstermek için kullanılan son ek) [saygı dili, isim (son ek)]
11) makam koltuğu (örneğin, taht gibi) [arkaik]
12) imparator, hükümdar [arkaik]
13) soylu kadın (soylu erkeğin eşi) [arkaik]

Meaning
1) above, up, over, elder (e.g. daughter) (May take the particle ‘no’) [noun, adverbial noun, noun (suffix)]
2) top, summit, head (e.g. of a staircase) [noun]
3) surface
4) before, previous (May take the particle ‘no’) [noun, adverbial noun]
5) superiority, one’s superior, one’s elder (May take the particle ‘no’) [noun]
6) on top of that, besides, what’s more 
7) upon (further inspection, etc.), based on (and occurring after) 
8) matters concerning …, as concerns …
9) since (i.e. “for that reason”) (as ~上は)
10) honorable, venerable (suffix indicating higher social standing than the speaker) [honorific language, noun (suffix)]
11) place of one’s superior (e.g. the throne) [archaism]
12) emperor, sovereign, shogun, daimyo [archaism]
13) noblewoman (esp. the wife of a nobleman) [archaism]

近く

Anlamı
1) yakın, yakında, dolay, civar, etraf, çevre, havali (‘no’ edatı alabilir) [isim, zarfsal isim]
2) az daha, neredeyse, hemen hemen [isim (son ek)]
3) kısa bir zamanda, biraz sonra, birazdan, çok geçmeden, az zaman içinde [zarf]

Meaning
1) near, neighbourhood, neighborhood, vicinity (May take the particle ‘no’) [noun, adverbial noun]
2) nearly (e.g. “it took nearly one year”), close to [noun (suffix)]
3) shortly, soon [adverb]

Anlamı
1) (binadaki) kat [isim, isim (son ek)]
2) (merdivene ait) basamaklar, merdiven [isim]
3) aşama, safha (kronostratigrafi) [isim, isim (son ek)]
4) (binadaki) kat sayma birimi [sayma birimi]

Meaning
1) storey, story, floor [noun, noun (suffix)]
2) stairs [noun ]
3) stage (in chronostratigraphy) [noun, noun (suffix)]
4) counter for storeys and floors of a building [counter]

Anlamı
1) resim, tablo [isim, isim (son ek)]
2) kamera görüntüleri, çekim görüntüsü, çekim karesi

Meaning
1) picture, drawing, painting, sketch [noun, noun (suffix)]
2) (video) footage, image, picture