Menü Kapat

一つ

Anlamı
1) bir, 1 [sayısal]
2) evvela, önce ( sık sık maddelenmiş liste için) [isim]
3) sadece (bir isimden sonra)
4) bile (fiilin olumsuz çekiminden sonra)
5) hemen, şimdi, biraz önce [zarfsal isim]

Meaning
1) one [numeric]
2) for one thing (often used in itemized lists) [noun]
3) only (after a noun)
4) (not) even (with a verb in negative form)
5) just (e.g. “just try it”) [adverbial noun]

来る

Anlamı
1) gelmek (zaman veya uzamsal), varmak [kuru fiili, geçişsiz fiil]
2) dönmek, geri dönmek, akla gelmek, geri dönmek ve yapmak [kuru fiili, geçişsiz fiil, yardımcı fiil]
3) olmak, olmaya başlamak, büyümek, gelişmek
4) -den gelmek, (bir şeyden) kaynaklanmak [kuru fiili geçişsiz fiil]
5) gelmek, ulaşmak

Meaning
1) to come (spatially or temporally), to approach, to arrive [kuru verb, intransitive verb]
2) to come back, to do … and come back [kuru verb, intransitive verb, auxiliary verb]
3) to come to be, to become, to get, to grow, to continue
4) to come from, to be caused by, to derive from [kuru verb, intransitive verb]
5) to come to (i.e. “when it comes to spinach …”)

為る

Anlamı
1) yapmak, etmek, yerine getirmek [suru fiili]
2) olmak 
3) işlevi görmek, başkasının vazifesini yapmak, sıfatıyla hareket etmek, gibi davranmak
4) giymek, takmak (kıyafet, yüz ifadesi vs.)
5) olduğu gibi değerlendirmek, olduğu gibi düşünmek, olduğu gibi görmek (〜にする,〜とする gibi)
6) seçmek (〜にする gibi)
7) duymak, hissetmek (ses, koku) (〜がする) [suru fiili, geçişsiz fiil]
8) (durum, şart) olmak
9) kıymeti/değeri olmak
10) (zaman) geçmek, akmak
11) (işe/memuriyete) atamak, tayin etmek [suru fiili, geçişli fil]
12) (bir şeyi) (başka bir şeye) dönüştürmek (AをBにする)
13) istifade etmek, kullanmak ( AをBにする )
14) hissetmek (AをBにする)
15) fiile çevirme son eki (Sitede “suru fiili alan” diye belirttiğimiz kelimelerle beraber bu anlam sağlanmaktadır.) [son ek, suru fiili]
16) mütevazı fiil oluşturmak için kullanılır. (‘o’ veya ‘go’ ön ekleriyle birlikte bir isimden sonra) [yardımcı fiil, suru fiili]
17) henüz başlamak, yeni başlamak (〜うとする,〜ようとする)

Meaning
1) to do, to carry out, to perform [suru verb]
2) to cause to become, to make (into), to turn (into)
3) to serve as, to act as, to work as
4) to wear (clothes, a facial expression, etc.)
5) to judge as being, to view as being, to think of as, to treat as, to use as (as 〜にする,〜とする)
6) to decide on, to choose (as 〜にする)
7) to be sensed (of a smell, noise, etc.) (as 〜がする) [suru verb, intransitive verb]
8) to be (in a state, condition, etc.)
9) to be worth, to cost
10) to pass (of time), to elapse
11) to place, or raise, person A to a post or status B [suru verb, transitive verb]
12) to transform A to B, to make A into B, to exchange A for B (as AをBにする)
13) to make use of A for B, to view A as B, to handle A as if it were B (as AをBにする)
14) to feel A about B (as AをBにする)
15) verbalizing suffix (applies to nouns noted in this dictionary with the part of speech “taking verb suru”) [suffix, suru verb]
16) creates a humble verb (after a noun prefixed with “o” or “go”) [auxiliary verb, suru verb]
17) to be just about to, to be just starting to, to try to, to attempt to (as 〜うとする,〜ようとする)

遣る

Anlamı
1) yapmak, etmek [konuşma dili, godan fiili, geçişli fiil]
2) göndermek, yollamak
3) koymak, yerleştirmek
4) (bir şey) vermek (eşit veya alt statüdeki birine)
5) süratlenmek, hızlanmak
6) işletmek (dükkan)
7) yemek, içmek
8) düzenlemek, gösteri yapmak, (oyunu) sergilemek
9) içini rahatlatmak
10) incitmek, zarar vermek, kötülük etmek [konuşma dili]
11) cinsel ilişkiye girmek, uçkur çözmek [argo]
12) yaşamak, ömür sürmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
13) tamamen yapmak, tamamlamak (fiilin masu kökünden sonra sık sık olumsuz çekimde kullanılır.) [son ek, godan fiili]
14) enine boyuna … yapmak (fiilin masu kökünden sonra)
15) (biri) için yapmak (eşit veya aşağı statüdeki biri için) (fiiin te çekiminden sonra) [yardımcı fiil, godan fiili]
16) etkin bir şekilde çabalamak (fiilin te çekiminden sonra)

Meaning
1) to do, to undertake, to perform, to play (a game), to study [colloquialism, godan verb, transitive verb]
2) to send, to dispatch, to despatch
3) to put, to move, to turn (one’s head, glance, etc.)
4) to give (esp. to someone of equal or lower status), to let have, to present, to bestow, to confer
5) to make go faster
6) to run (a business), to keep, to be engaged in, to practice (law, medicine, etc.), to practise
7) to have (food, drink, etc.), to eat, to drink, to smoke
8) to hold (a performance), to perform, to show
9) to ease (one’s mind)
10) to harm, to injure, to kill [colloquialism]
11) to have sex with [slang]
12) to live, to get by, to get along [godan verb, intransitive verb]
13) to do … completely (after the -masu stem of a verb, often in the negative) [suffix, godan verb]
14) to do … broadly, to do … to a great distance (after -masu stem of verb)
15) to do … for (someone of equal or lower status), to do … to (sometimes with negative nuance) (after the -te form of a verb) [auxiliary verb, godan verb]
16) to make active efforts to … (after the -te form of a verb)

辛い

Anlamı
1) baharatlı, acılı [i-sıfatı]
2) tuzlu
3) sert, acı, katı (eleştri, ceza … vs)
4) ağrılı, acılı

Meaning
1) spicy, hot [i-adjective]
2) salty
3) harsh (criticism), severe (punishment), strict
4) painful, bitter, difficult, tough

じゃあ

Anlamı
1) o zaman, o halde, peki o zaman, peki, pekâlâ [bağlaç, ünlem]
2) ‘de’ ve ‘wa’ edatlarının birleşimi olarak kullanılır. 
3) düz koşaç [Kansai ağzı, yardımcı]

Meaning
1) then, well, so, well then [conjunction, interjection]
2) combination of ‘de’ and ‘wa’ particles
3) plain copula [Kansai-ben, auxiliary]

浴びる

Anlamı
1) banyo etmek, duş almak [ichidan fiili, geçişli fiil]
2) (kötü bir şeye) uğramak, (dikkat/ilgi) çekmek

Meaning
1) to dash over oneself (e.g. water), to take (e.g. shower), to bask in (e.g. the sun), to bathe in, to be flooded with (e.g. light), to be covered in [ichidan verb, transitive verb]
2) to suffer (e.g. an attack), to draw (e.g. criticism, attention, praise), to have heaped upon, to be showered with