Menü Kapat

Anlamı
1) masa, sehpa, kürsü, podyum, sahne [isim, isim (son ek)]
2) destek, destekleme, kulp, tutamak, tutamaç
3) makine sayma birimi (daha çok araç/vasıta) [sayma birimi]
4) (mücevher için) yuva ve tırnakları
5) düzey, seviye (örneğin; fiyat seviyesi), aralık, mesafe (örneğin; fiziki birim), süre (örneğin; hayatın 10 yılı) [isim, isim (son ek), sayma birimi]
6) yüksek yer [isim]
7) çevreyi gözlemleme yeri [isim]
8) tabak/çanak tepsisi (taşımak, koymak için)
9) yemek, yiyecek [arkaik]
10) yüksek yapı, kule [arkaik]

Meaning
1) stand, rack, table, bench, podium, pedestal, platform, stage [noun, noun (suffix)]
2) support, holder, rack
3) counter for machines, incl. vehicles [counter]
4) setting (e.g. in jewellery)
5) level (e.g. price level), range (e.g. after physical units), period (of time, e.g. a decade of one’s life) [noun, noun (suffix), counter]
6) elevated area [noun]
7) viewing platform
8) dish tray
9) meal [archaism]
10) tall building, tower [archaism]

待つ

Anlamı
1) beklemek (Anlamı 待つ ile sınırlı) [godan fiili, geçişli fiil, geçişsiz fiil]
2) beklemek, gözlemek, hazır olmak, istekle beklemek
3) güvenmek, inanmak (genellikle olumsuz çekimde)

Meaning
1) to wait (Meaning restricted to 待つ) [godan verb, transitive verb, intransitive verb]
2) to await, to look forward to, to anticipate
3) to depend on, to need (usu. in negative form)

Anlamı
1) beden, vücut (‘no’ edatı alabilir) (からだ , 身体 ‘nin gikun okuyuşudur) [isim]
2) (insana ait) gövde, beden [noun]
3) (insan için) yapı, bünye, fizik
4) sağlık (‘no’ edatı alabilir) [isim]
5) ceset, ölü, cansız beden [isim]

Meaning
1) body (May take the particle ‘no’) (からだ is a gikun reading of 身体) [noun]
2) torso, trunk [noun]
3) build, physique, constitution
4) health (May take the particle ‘no’) [noun]
5) corpse, dead body [noun]

太い

Anlamı
1) şişman, kalın [i-sıfatı]
2) (ses) boğuk, kalın, pes, kısık
3) cesur, cür’etkâr, atılgan, gözüpek, yiğit, atak, utanmaz, arlanmaz, arsız, hayâsız, rezil, kepaze

Meaning
1) fat, thick [i-adjective]
2) deep (of a voice), thick, sonorous
3) daring, shameless, brazen, audacious

多分

Anlamı
1) belki, muhtemelen, herhalde, büyük bir ihtimalle/olasılıkla [zarf]
2) çok, bir hayli, bol (‘no’ edatı alabilir) [na-sıfatı]

Meaning
1) perhaps, probably [adverb]
2) generous, many, much, great (May take the particle ‘no’) [na-adjective]

多い

Anlamı
1) çok, pek çok, bir hayli [i-sıfatı]
2) büyük miktar
3) sık sık tekrarlanan, yaygın, sıkça rastlanan

Meaning
1) many, numerous, a lot [i-adjcetive]
2) large quantity, large amount
3) frequent, common