Menü Kapat

上げる

Anlamı
1) yükseltmek, kaldırmak [ichidan fiili, geçişli fiil]
2) saçını vb. düzeltmek
3) uçurmak (uçurtma vs.), (roket, havai fişek) fırlatmak, (balık/denizaltı) suyun yüzüne çıkmak
4) (gemi, vapur, sandal) karaya çıkarmak/çıkmak
5) bol yağda kızartmak (Anlamı 揚げる ile sınırlı)
6) birisine göstermek (odayı)
7) (birini) çağırtmak (Anlamı 揚げる ile sınırlı)
8) birisini göndermek
9) kaydolmak, yazılmak (okula vs.)
10) (fiyat, kalite statü vs.)artırmak, çoğaltmak, (yetenek, maharet vs.) geliştirmek, ilerletmek
11) (sesini) yükseltmek/duyurmak, (ses) çıkarmak
12) (istenilen şeyler) kazandırmak
13) övmek, methetmek
14) (örnek vs.) vermek, göstermek, aktarmak, bahsetmek (genellikle 挙げる)
15) toplamak (gücünü/cesaretini/enerjisini) (genellikle 挙げる)
16) tutuklamak, tevkif etmek (Anlamı 挙げる ile sınırlı)
17) aday/namzet göstermek, adaylığa seçmek (Anlamı 挙げる ile sınırlı)
18) vermek (Anlamı 上げる ile sınırlı) [kibar dil]
19) (ibadete/fedakârlığa) kendini adamak, (dua) etmek (Anlamı 上げる ile sınırlı)
20) (çocuk) doğurmak
21) tören/düğün yapmak, yönetmek, idare etmek, yürütmek (özellikle düğün) (genellikle 挙げる)
22) (deniz) yükselmek, kabarmak [ichidan fiili, geçişsiz fiil]
23) kusmak, çıkarmak [ichidan fiili, geçişli fiil, geçişsiz fiil]
24) (başkası için, başkasının hatırı için) yapmak, bakmak (fiilin te çekiminden sonra) [ichidan fiili, yardımcı fiil, kibar dil]
25) … tamamlamak (fiilin masu kökünden sonra)
26) … mütevazi ile yapmak (mütevazilik anlamını artırmak için mütevazi bir fiilin masu kökünden sonra) [mütevazı dil]

Meaning
1) to raise, to elevate [ichidan verb, transitive verb]
2) to do up (one’s hair)
3) to fly (a kite, etc.), to launch (fireworks, etc.), to surface (a submarine, etc.)
4) to land (a boat)
5) to deep-fry (Meaning restricted to 揚げる)
6) to show someone (into a room)
7) to summon (for geishas, etc.) (Meaning restricted to 揚げる)
8) to send someone (away)
9) to enrol (one’s child in school), to enroll
10) to increase (price, quality, status, etc.), to develop (talent, skill), to improve
11) to make (a loud sound), to raise (one’s voice)
12) to earn (something desirable)
13) to praise
14) to give (an example, etc.), to cite (usu. 挙げる)
15) to summon up (all of one’s energy, etc.) (usu. 挙げる)
16) to arrest (Meaning restricted to 挙げる)
17) to nominate (Meaning restricted to 挙げる)
18) to give (Meaning restricted to 上げる) [polite language]
19) to offer up (incense, a prayer, etc.) to the gods (or Buddha, etc.) (Meaning restricted to 上げる)
20) to bear (a child)
21) to conduct (a ceremony, esp. a wedding) (usu. 挙げる)
22) (of the tide) to come in [ichidan verb, intransitive verb]
23) to vomit [ichidan verb, intransitive verb, transitive verb]
24) to do for (the sake of someone else) (after the -te form of a verb) [polite language, auxiliary verb, ichidan verb]
25) to complete … (after the -masu stem of a verb)
26) to humbly do … (after the -masu stem of a humble verb to increase the level of humility) [humble language]

済みません

Anlamı
1) Özür dilerim, affedersiniz, beni bağışlayın (Birinin dikkatini çekmek ve özür dilemek için kullanılır.) [kibar dil, ifade, ünlem]
2) Teşekkür ederim, sağ olun [kibar dil]

Meaning
1) excuse me, pardon me, I’m sorry (used both to apologize and to get someone’s attention) [polite language, expression, interjection]
2) thank you [polite language]

Anlamı
1) saygı/kibar/mütevazı ön ek (genellikle Çince okunuşlu terimlerden önce) [saygı dili, kibar dil, mütevazı dil, ön ek]
2) saygı son eki (bir kişiyi belirten bir isimden sonra) [saygı dili, son ek]

Meaning
1) honorific/polite/humble prefix (usu. before a term with an on-yomi reading) [honorific language, polite language, humble language, prefix]
2) honorific suffix (after a noun indicating a person) [honorific language, suffix]

貴方

Anlamı
1) sen (eşit veya alt statüdeki birinden söz ederken) (Kadınlardan söz ederken 貴女, erkeklerden söz ederken 貴男 kullanılabilir.) [kibar dil, zamir]
2) sevgili(m), değerli, kıymetli, hayatım, canım (Hanım, kocasına hitap ederken) (Anlamı 貴方 , 貴男 ile sınırlı)

Meaning
1) you (referring to someone of equal or lower status) (貴女 refers only to females and 貴男 refers only to males) [polite language, pronoun]
2) dear (what a wife calls a husband) (Meaning restricted to 貴方 , 貴男)

はい

Anlamı
1) evet, olumlu cevap [kibar dil, ünlem]
2) anladım, anlıyorum, peki!/Tamam!/Olur!/Oldu!
3) burada! (yoklamada verilen karşılık olarak, okulda yoklama alınırken “burada” demek gibi)
4) efendim? ne dedin? anlamadım? buyur? ne dediğini anlamadım tekrar söyler misin? [konuşma dili]
5) işte, burada, işte bu, al bakayım, buyur al (Birinin dikkatini çekmek isterken veya birini bir şey teslim ederken kullanılır.)
6) deh! haydi! yallah!

Meaning
1) yes, that is correct [polite language, interjection]
2) understood, I see, OK, okay
3) present, here (as a response to a roll call)
4) pardon?, what’s that?, come again? (with rising intonation) [colloquialism]
5) now, here, here you go (used when calling for someone’s attention or when handing something to someone)
6) giddy-up, giddap