Menü Kapat

在り

Anlamı
1) mevcut, var olma, olma (şimdilik) (‘no’ edatı alabilir.) [isim]
2) Aferin!, Yaşa be!, Çok iyi!, Harika!, kabul edilir, makbul [konuşma dili, na-sıfatı, isim]
3) var olmak, mevcut olmak, olmak (cansız nesneler için) [düzensiz ru fiili, geçişsiz fiil]

Meaning
1) existing (at the present moment) (May take the particle ‘no’) [noun]
2) alright, acceptable, passable [colloquialism, na-adjective, noun]
3) to be (usu. of inanimate objects), to have [irregular ru verb, intransitive verb]

まじ

Anlamı
1) ciddi, ağırbaşlı [konuşma dili, kısaltma, na-sıfatı, isim]
2) -mamalı/-memeli, yapamamak, edememek (Anlamı まじ ile sınırlı) [yardımcı fiil]

Meaning
1) serious, not joking, straight [colloquialism, abbreviation, na-adjective, noun]
2) cannot, should not, will not, must not (Meaning restricted to まじ) [auxiliary verb]

遣る

Anlamı
1) yapmak, etmek [konuşma dili, godan fiili, geçişli fiil]
2) göndermek, yollamak
3) koymak, yerleştirmek
4) (bir şey) vermek (eşit veya alt statüdeki birine)
5) süratlenmek, hızlanmak
6) işletmek (dükkan)
7) yemek, içmek
8) düzenlemek, gösteri yapmak, (oyunu) sergilemek
9) içini rahatlatmak
10) incitmek, zarar vermek, kötülük etmek [konuşma dili]
11) cinsel ilişkiye girmek, uçkur çözmek [argo]
12) yaşamak, ömür sürmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
13) tamamen yapmak, tamamlamak (fiilin masu kökünden sonra sık sık olumsuz çekimde kullanılır.) [son ek, godan fiili]
14) enine boyuna … yapmak (fiilin masu kökünden sonra)
15) (biri) için yapmak (eşit veya aşağı statüdeki biri için) (fiiin te çekiminden sonra) [yardımcı fiil, godan fiili]
16) etkin bir şekilde çabalamak (fiilin te çekiminden sonra)

Meaning
1) to do, to undertake, to perform, to play (a game), to study [colloquialism, godan verb, transitive verb]
2) to send, to dispatch, to despatch
3) to put, to move, to turn (one’s head, glance, etc.)
4) to give (esp. to someone of equal or lower status), to let have, to present, to bestow, to confer
5) to make go faster
6) to run (a business), to keep, to be engaged in, to practice (law, medicine, etc.), to practise
7) to have (food, drink, etc.), to eat, to drink, to smoke
8) to hold (a performance), to perform, to show
9) to ease (one’s mind)
10) to harm, to injure, to kill [colloquialism]
11) to have sex with [slang]
12) to live, to get by, to get along [godan verb, intransitive verb]
13) to do … completely (after the -masu stem of a verb, often in the negative) [suffix, godan verb]
14) to do … broadly, to do … to a great distance (after -masu stem of verb)
15) to do … for (someone of equal or lower status), to do … to (sometimes with negative nuance) (after the -te form of a verb) [auxiliary verb, godan verb]
16) to make active efforts to … (after the -te form of a verb)

Anlamı
1) doğru mu?, sence de öyle değil mi? (Cümle sonunda vurguyu göstermek, anlaşma veya onay talebi vs. için kullanılır. ) [edat]
2) Hey!/Baksana!, Haydi! [ünlem]
3) değil mi?, yok mu? (fiil iptal/zıt son eki; yükselen tonlamayla davet veya soru anlamı verilir. ) [konuşma dili, yardımcı sıfat]

Meaning
1) right?, don’t you think (at sentence end; indicates emphasis, agreement, request for confirmation, etc.) [particle]
2) hey, come on, listen [interjection]
3) not (verb-negating suffix; may indicate question or invitation with rising intonation) [colloquialism, auxiliary adjective]

なら

Anlamı
1) eğer, ise, şayet, durumunda, (-dığı) takdirde (Bazen varsayılan koşaç だ ve なり gibi bir edat olarak kullanılır. ) [yardımcı]
2) ise, derseniz, sorarsanız, (bana) gelince (Anlamı なら ile sınırlı.)
3) öyleyse, eğer öyleyse, söylenenler doğruysa, hal böyleyse [konuşma dili, kısaltma, bağlaç]
4) eğer mümkünse, mümkünse, mümkün olursa, koşullar izin verirse (Anlamı ならば ile sınırlı.)

Meaning
1) if, in case, if it is the case that, if it is true that (hypothetical form of the copula だ, from なり and sometimes classed as a particle) [auxiliary]
2) as for, on the topic of (Meaning restricted to なら)
3) if that’s the case, if so, that being the case [colloquialism, abbreviation, conjunction]
4) if possible, if circumstances allow (Meaning restricted to ならば)

彼処

Anlamı
1) ora, orası, orada, oraya (hem konuşandan hem de dinleyenden fiziksel uzaklıkları ifade etmek için kullanılır.) (no edatı alabilir) [zamir]
2) genital bölge, özel bölge (Anlamı sadece あすこ ve あそこ ile sınırlıdır.) [konuşma dili, isim]
3) o kadar uzak, o kadar (hem konuşandan hem de dinleyenden uzak nesneler için kullanılır.)

Meaning
1) there (place physically distant from both speaker and listener), over there, that place, yonder, you-know-where (May take the particle ‘no’) [pronoun]
2) genitals, private parts, nether regions (Meaning restricted to あすこ and あそこ) [colloquialism, noun]
3) that far (something psychologically distant from both speaker and listener), that much, that point