Menü Kapat

Anlamı
1) ne, hangi (‘no’ edatı alabilir) [zamir]
2) kaç, kaç tane (sonrasında sayma birimi kullanılır) (Anlamı なん ile sınırlı) [ön ek]
3) çok sayıda, çok (sonrasında (isteğe bağlı sayı), sayma birimi ve も) (Anlamı なん ile sınırlı)
4) noldu biliyor musun?, bak ne diyeceğim [isim]
5) adı her ne ise, nasıl bir ifadeyle [ünlem]
6) ne? (şaşkınlık ifadesi)
7) hey, hay allah (sinirlilik ifadesi)

Meaning
1) what (May take the particle ‘no’) [pronoun]
2) how many (followed by a counter) (Meaning restricted to なん) [prefix]
3) large number of, many (followed by (optional number), counter and も)(Meaning restricted to なん)
4) you-know-what, that [noun]
5) whatsit, what’s the expression, what do you call them [interjection]
6) what? (expressing surprise)
7) hey! (expressing anger or irritability)

Anlamı
1) de, da, dahi, hem, hem de, ayrıca, üstelik, keza, yine de, buna rağmen, ne de olsa [zarf, bağlaç, ön ek]

Meaning
1) again, and, also, still (doing something) [adverb, conjunction, prefix]

Anlamı
1) kitap, cilt [isim]
2) bu, bu kadar, böyle [ön ek]
3) asıl, esas, başlıca, ana, temel
4) gerçek, hakiki, doğru
5) uzun silindirik nesnelerin sayımı, film, TV programı vs. sayımı, maçlardaki gollerin sayımı, telefon çağrılarının sayımı için kullanılır. (Bazen ぼん veya ぽん diye söylendiği de olur.) [son ek, sayma birimi]

Meaning
1) book, volume, script [noun]
2) this, present [prefix]
3) main, head
4) real, regular
5) counter for long cylindrical things, counter for films, TV shows, etc., counter for goals, home runs, etc., counter for telephone calls (sometimes pronounced ぼん or ぽん) [suffix, counter]

Anlamı
1) şey, konu, madde [isim]
2) eşya, eşya, özel eşya, kişisel eşya (〜のもの, 〜のもん gibi)
3) şey, bir şey
4) kalite, nitelik
5) sebep, neden, gerekçe
6) duygu, düşünce vs. vurgulamak için, geçmişte sıkça olan bir olayı (fiilin geçmiş zaman çekiminen sonra) göstermek için, genel eğilimi göstermek için, olması zorunlu olan bir şeyi göstermek için kullanılır. (〜ものだ biçiminde sıkça kullanılır. )
7) … olarak sınıflandırılmış öğe, ile ilgili öğe… , … türünde çalışmak [isim (ön ek)]
8) nedeni … , nedeni için…
9) nasılsa, her nasılsa, bir dereceye kadar, bir parça, oldukça (Anlamı もの ile sınırlı) [ön ek]
10) gerçekten, hakikaten, içtenlikle (Anlamı もの ile sınırlı)

Meaning
1) thing, object, article, stuff, substance [noun]
2) one’s things, possessions, property, belongings (as 〜のもの, 〜のもん)
3) things, something, anything, everything, nothing
4) quality
5) reason, the way of things
6) used to emphasize emotion, judgment, etc., used to indicate a common occurrence in the past (after a verb in past tense), used to indicate a general tendency, used to indicate something that should happen ( often used as 〜ものだ)
7) item classified as …, item related to …, work in the genre of … [noun (suffix)]
8) cause of …, cause for …
9) somehow, somewhat, for some reason (Meaning restricted to もの) [prefix]
10) really, truly (Meaning restricted to もの)

Anlamı
1) giysi, elbise (özellikle Batı kıyafetleri) [isim, isim (ön ek)]
2) ilaç dozu, çay yudumu, sigara nefesi vs. için sayma birimi [sayma birimi, ön ek]

Meaning
1) clothes (esp. Western clothes) [noun, noun (prefix)]
2) counter for doses of medicine, gulps of tea, drags of a cigarette, etc. [counter, suffix]

乍ら

Anlamı
1) iken, -ken, -diği halde, -mekle birlikte [edat]
2) karşın, rağmen, olduğu halde
3) bütün, tüm, hep, her, her ikisi, her ikisi de
4) gibi
5) başka bir şey yaparken (aynı zamanda) [ön ek]

Meaning
1) while, during, as [particle]
2) while, although, though, despite, in spite of, notwithstanding
3) all, both
4) as (e.g. “as always”, “as long ago”), in (e.g. “in tears”)
5) while doing something else (at the same time) [prefix]

Anlamı
1) önce(ki), evvel(ki), eski, bir süre önce (‘no’ edatı alabilir) [isim, isim (son ek), ön ek]
2) uç, sivri uç
3) baş taraf, ön taraf, baş, ön, ön taraf
4) ileri, ileride, öbür taraf
5) gelecek, gelecek zaman, , istikbal, âti
6) varış yeri, gidilecek yer
7) diğer taraf, karşı taraf

Meaning
1) previous, prior, former, first, earlier, some time ago, preceding (May take the particle ‘no’) [noun, noun (suffix), prefix]
2) point (e.g. pencil), tip, end, nozzle
3) head (of a line), front
4) ahead, the other side
5) the future, hereafter
6) destination
7) the other party

Anlamı
1) mavi, mavi renk (‘no’ edatı alabilir) [isim]
2) yeşil renk, yeşil (genellikle arkaik kelimeler de veya meyve, sebze ve trafik ışıklarında) 
3) yeşil ışık (trafik) [kısaltma, isim]
4) siyah, kara (atın derisindeki tüy rengi)
5) olgunlaşmamış, ham, olmamış, genç, körpe, toy [ön ek]

Meaning
1) blue, azure (May take the particle ‘no’) [noun]
2) green (mostly in compound words or in ref. to fruits, plants and traffic lights)
3) green light (traffic) [abbreviation, noun]
4) black (horse coat color)
5) immature, unripe, young [prefix]