Menü Kapat

Anlamı
1) bir, 1 (ワン, 1 diye okunabilir. 壱, 弌 ve 壹 yasal dökümanlarda kullanılır.) [sayısal, ön ek]
2) en …, en iyi, en hoş, en uygun, en iyisi (‘no’ edatı alabilir.) [son ek]
3) ilk, birinci (‘no’ edatı alabilir.)
4) başlangıç, başlama [isim]
5) as, birli (oyun kartı)
6) alt tel (telli çalgılarda)

Meaning
1) one ( 1 can also be read ワン. 壱, 弌 and 壹 are used in legal documents) [numeric, prefix]
2) best (May take the particle ‘no’) [suffix]
3) first, foremost (May take the particle ‘no’)
4) beginning, start [noun]
5) ace (playing card)
6) bottom string (on a shamisen, etc.)

侍り

Anlamı
1) hizmet etmek, bakmak [arkaik, düzensiz ru fiili, geçişsiz fiil]
2) var olmak, mevcut olmak, olmak [arkaik, kibar dil, mütevazı dil]
3) alçakgönüllülükle yapmak [arkaik, kibar dil, mütavazı dil, son ek, düzensiz ru fiili]

Meaning
1) to wait upon, to serve [archaism, irregular ru verb, intransitive verb]
2) to be [archaism, polite language, humble language]
3) to humbly do … [archaism, polite language, humble language, suffix, irregular ru verb]

為る

Anlamı
1) yapmak, etmek, yerine getirmek [suru fiili]
2) olmak 
3) işlevi görmek, başkasının vazifesini yapmak, sıfatıyla hareket etmek, gibi davranmak
4) giymek, takmak (kıyafet, yüz ifadesi vs.)
5) olduğu gibi değerlendirmek, olduğu gibi düşünmek, olduğu gibi görmek (〜にする,〜とする gibi)
6) seçmek (〜にする gibi)
7) duymak, hissetmek (ses, koku) (〜がする) [suru fiili, geçişsiz fiil]
8) (durum, şart) olmak
9) kıymeti/değeri olmak
10) (zaman) geçmek, akmak
11) (işe/memuriyete) atamak, tayin etmek [suru fiili, geçişli fil]
12) (bir şeyi) (başka bir şeye) dönüştürmek (AをBにする)
13) istifade etmek, kullanmak ( AをBにする )
14) hissetmek (AをBにする)
15) fiile çevirme son eki (Sitede “suru fiili alan” diye belirttiğimiz kelimelerle beraber bu anlam sağlanmaktadır.) [son ek, suru fiili]
16) mütevazı fiil oluşturmak için kullanılır. (‘o’ veya ‘go’ ön ekleriyle birlikte bir isimden sonra) [yardımcı fiil, suru fiili]
17) henüz başlamak, yeni başlamak (〜うとする,〜ようとする)

Meaning
1) to do, to carry out, to perform [suru verb]
2) to cause to become, to make (into), to turn (into)
3) to serve as, to act as, to work as
4) to wear (clothes, a facial expression, etc.)
5) to judge as being, to view as being, to think of as, to treat as, to use as (as 〜にする,〜とする)
6) to decide on, to choose (as 〜にする)
7) to be sensed (of a smell, noise, etc.) (as 〜がする) [suru verb, intransitive verb]
8) to be (in a state, condition, etc.)
9) to be worth, to cost
10) to pass (of time), to elapse
11) to place, or raise, person A to a post or status B [suru verb, transitive verb]
12) to transform A to B, to make A into B, to exchange A for B (as AをBにする)
13) to make use of A for B, to view A as B, to handle A as if it were B (as AをBにする)
14) to feel A about B (as AをBにする)
15) verbalizing suffix (applies to nouns noted in this dictionary with the part of speech “taking verb suru”) [suffix, suru verb]
16) creates a humble verb (after a noun prefixed with “o” or “go”) [auxiliary verb, suru verb]
17) to be just about to, to be just starting to, to try to, to attempt to (as 〜うとする,〜ようとする)

遣る

Anlamı
1) yapmak, etmek [konuşma dili, godan fiili, geçişli fiil]
2) göndermek, yollamak
3) koymak, yerleştirmek
4) (bir şey) vermek (eşit veya alt statüdeki birine)
5) süratlenmek, hızlanmak
6) işletmek (dükkan)
7) yemek, içmek
8) düzenlemek, gösteri yapmak, (oyunu) sergilemek
9) içini rahatlatmak
10) incitmek, zarar vermek, kötülük etmek [konuşma dili]
11) cinsel ilişkiye girmek, uçkur çözmek [argo]
12) yaşamak, ömür sürmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
13) tamamen yapmak, tamamlamak (fiilin masu kökünden sonra sık sık olumsuz çekimde kullanılır.) [son ek, godan fiili]
14) enine boyuna … yapmak (fiilin masu kökünden sonra)
15) (biri) için yapmak (eşit veya aşağı statüdeki biri için) (fiiin te çekiminden sonra) [yardımcı fiil, godan fiili]
16) etkin bir şekilde çabalamak (fiilin te çekiminden sonra)

Meaning
1) to do, to undertake, to perform, to play (a game), to study [colloquialism, godan verb, transitive verb]
2) to send, to dispatch, to despatch
3) to put, to move, to turn (one’s head, glance, etc.)
4) to give (esp. to someone of equal or lower status), to let have, to present, to bestow, to confer
5) to make go faster
6) to run (a business), to keep, to be engaged in, to practice (law, medicine, etc.), to practise
7) to have (food, drink, etc.), to eat, to drink, to smoke
8) to hold (a performance), to perform, to show
9) to ease (one’s mind)
10) to harm, to injure, to kill [colloquialism]
11) to have sex with [slang]
12) to live, to get by, to get along [godan verb, intransitive verb]
13) to do … completely (after the -masu stem of a verb, often in the negative) [suffix, godan verb]
14) to do … broadly, to do … to a great distance (after -masu stem of verb)
15) to do … for (someone of equal or lower status), to do … to (sometimes with negative nuance) (after the -te form of a verb) [auxiliary verb, godan verb]
16) to make active efforts to … (after the -te form of a verb)

たい

Anlamı
1) -mak istemek, bir şeyi yapmak istemek (Fiil kökünden sonra) [yardımcı sıfat]
2) Vurguyu göstermek için cümle sonunda kullanılır. [Kyushu ağzı, edat]
3) çok, pek, fazla (Bir isim veya fiil kökünden sonra) [son ek, i-sıfatı]

Meaning
1) want to … do something, would like to … ( after the -masu stem of a verb) [auxiliary adjective]
2) indicates emphasis (at sentence-end) [Kyuushuu-ben, particle]
3) very … (after a noun or the -masu stem of a verb) [suffix, i-adjective]

らしい

Anlamı
1) gibi görünme/gözükme [yardımcı sıfat] 
2) -lı, -li, -ca/-ce gibi/tarzında, gibi, benzer, tipik [son ek, i-sıfatı]

Meaning
1) seeming …, appearing … [auxiliary adjective]
2) -ish, like a …, typical of …, appropriate for …, becoming of …, worthy of the name … [suffix, i-adjective]

べく

Anlamı
1) amacı ile, olması için, diye, için, -mek için/-mak için, -mek amacıyla, gayesiyle [yardımcı fiil, bağlaç]
2) -meli, -malı (gereklilik, şart anlamı) [yardımcı, son ek]

Meaning
1) in order to, for the purpose of [auxiliary verb, conjunction]
2) must, should [auxiliary, suffix]

惚け

Anlamı
1) aptal, salak, budala, geri zekalı [isim, son ek]
2) (tiyatro) soytarı, komik karakter, aptal karakter
3) alzheimer hastalığı

Meaning
1) idiot, fool, touched in the head (from), out of it (from), space case [noun, suffix]
2) funny man (of a comedy duo), (in comedy) silly or stupid line
3) Alzheimer’s (impol)