Menü Kapat

大丈夫

Anlamı
1) emin, emniyetli, güvenli, sağlam, güvenilir, tehlikesiz, peki [na-sıfatı]
2) elbette, tabii, baş üstüne, muhakkak, hiç kuşkusuz, hiç şüphesiz, kesinlikle [zarf]
3) kalsın (almayayım), teşekkürler kalsın, hayır teşekkür ederim, iyiyim, beni merak etme, canın sağolsun [konuşma dili, ünlem, na-sıfatı]
4) büyük adam, iyi figürlü adam, bir adamın iyi figürü [arkaik, isim]

Meaning
1) safe, secure, sound, problem-free, without fear, all right, alright, OK, okay [na-edjective]
2) certainly, surely, undoubtedly [adverb]
3) no thanks, I’m good, that’s alright [colloquialism, interjection, na-adjective]
4) great man, fine figure of a man [archaism, noun]

済みません

Anlamı
1) Özür dilerim, affedersiniz, beni bağışlayın (Birinin dikkatini çekmek ve özür dilemek için kullanılır.) [kibar dil, ifade, ünlem]
2) Teşekkür ederim, sağ olun [kibar dil]

Meaning
1) excuse me, pardon me, I’m sorry (used both to apologize and to get someone’s attention) [polite language, expression, interjection]
2) thank you [polite language]

危ない

Anlamı
1) tehlikeli, rizikolu [i-sıfatı]
2) tehlikede, risk altında, kritik, tehlikeli
3) güvenilmez, inanılmaz, kuşkulu, şüpheli, belirsiz
4) kılpayı, dar kurtulma
5) Dikkat et!/Dikkatli ol! [ünlem]

Meaning
1) dangerous, risky, hazardous, perilous, precarious [i-adjective]
2) in danger, in jeopardy, critical, grave, at risk
3) uncertain, unreliable, insecure, unsteady, doubtful
4) close (i.e. a close call), narrow
5) look out!, watch out! [interjection]

一寸

Anlamı
1) biraz, çok az [zarf]
2) bir dakika, bir an, bir ara, kısaca
3) oldukça, epeyce, bir hayli
4) kolaylıkla, kolayca, rahat rahat (negatif fiil çekiminden önce)
5) Hey! Baksana! Haydi! afedersiniz! [ünlem]

Meaning
1) a little, a bit, slightly [adverb]
2) just a minute, for a moment, briefly
3) somewhat, rather, fairly, pretty, quite
4) (not) easily, (not) readily (before a verb in negative form)
5) hey!, come on, excuse me [interjection]

もう

Anlamı
1) biraz sonra, birazdan, çok geçmeden, az zaman içinde, yakında [zarf]
2) şimdiden, halen, daha, henüz, hâlâ
3) daha, daha öte, daha fazla, tekrar, yine, başka
4) lanet olsun, şaşırma ifadesi, hadi (bir duygu ifadesini vurgulu anlatmak için kullanılır(sık sık kızgınlık).) [ünlem]

Meaning
1) now, soon, shortly, before long, presently [adverb]
2) already, yet, by now, (not) anymore
3) further, more, again, another, the other
4) tsk, dammit, jeez, come on (used to strengthen expression of an emotion (often exasperation)) [interjection]

はい

Anlamı
1) evet, olumlu cevap [kibar dil, ünlem]
2) anladım, anlıyorum, peki!/Tamam!/Olur!/Oldu!
3) burada! (yoklamada verilen karşılık olarak, okulda yoklama alınırken “burada” demek gibi)
4) efendim? ne dedin? anlamadım? buyur? ne dediğini anlamadım tekrar söyler misin? [konuşma dili]
5) işte, burada, işte bu, al bakayım, buyur al (Birinin dikkatini çekmek isterken veya birini bir şey teslim ederken kullanılır.)
6) deh! haydi! yallah!

Meaning
1) yes, that is correct [polite language, interjection]
2) understood, I see, OK, okay
3) present, here (as a response to a roll call)
4) pardon?, what’s that?, come again? (with rising intonation) [colloquialism]
5) now, here, here you go (used when calling for someone’s attention or when handing something to someone)
6) giddy-up, giddap