Menü Kapat

此処

Anlamı
1) bura, burası, bu yer (konuşana fiziken yakın yeri veya konuşanın konuşma sırasında işaret ettiği nokta için) [zamir]
2) şimdiye kadar, şu ana kadar (konuşanın şimdiye kadar ki geçmiş zaman dilimini ifade etmek için)
3) bundan sonra, sonraki zamanlar (konuşanın şimdiden sonraki zaman dilimini ifade etmek için)

Meaning
1) here (place physically close to the speaker, place pointed by the speaker while explaining), this place [pronoun]
2) these last (followed by a duration noun and a past sentence: time period before the present time of the speaker)
3) these next … (followed by a duration noun and a non past sentence: time period after the present time of the speaker), the next …

貴方

Anlamı
1) sen (eşit veya alt statüdeki birinden söz ederken) (Kadınlardan söz ederken 貴女, erkeklerden söz ederken 貴男 kullanılabilir.) [kibar dil, zamir]
2) sevgili(m), değerli, kıymetli, hayatım, canım (Hanım, kocasına hitap ederken) (Anlamı 貴方 , 貴男 ile sınırlı)

Meaning
1) you (referring to someone of equal or lower status) (貴女 refers only to females and 貴男 refers only to males) [polite language, pronoun]
2) dear (what a wife calls a husband) (Meaning restricted to 貴方 , 貴男)

Anlamı
1) ev, hane (kendi) (‘no’ edatı alabilir) [isim]
2) aile, ev halkı (bir başkasının) [zamir]

Meaning
1) house, home (one’s own) (May take the particle ‘no’) [noun]
2) (one’s) family, (one’s) household [pronoun]

何方

Anlamı
1) hangi yol/yön/taraf, nerede, nereye (どちら , kibardır.) [zamir]
2) hangisi, hangi biri (iki veya daha fazla seçenek)
3) kim

Meaning
1) which way, which direction, where (どちら is polite) [pronoun]
2) which one (esp. of two alternatives)
3) who

何れ

Anlamı
1) hangi, hangisi (üç veya daha fazlası arasından) [zamir]
2) hangisi, herhangi bir (bir fiilin 〜ても şart çekimi ile kullanıldığında)
3) pekala! Bakayım! Dur bakalım! Düşüneyim! [ünlem]

Meaning
1) which (of three or more) [pronoun]
2) whichever, any (with a verb in 〜ても form)
3) well, now, let me see [interjection]

其れ

Anlamı
1) şu, o (dinleyene yakın nesne veya insanı göstermek, dinleyenin hareketi veya düşüncelerini göstermek için kullanmak için) [zamir]
2) şu/o zaman
3) şura, şurası (dinleyene yakın bir yeri göstermek için) [arkaik]
4) sen, siz [arkaik]

Meaning
1) that (indicating an item or person near the listener, the action of the listener, or something on their mind), it [pronoun]
2) that time, then
3) there (indicating a place near the listener) [archaism]
4) you [archaism]

其方

Anlamı
1) şu taraf, şu yön (konuşana uzak, dinleyene yakın) [zamir]
2) şura, şurası şurada, şuraya (konuşana uzak, dinleyene yakın)
3) şu (dinleyene yakın bir şey)
4) sen, siz, senin ailen, senin şirketin
5) şu kişi (dinleyene yakın kimse)

Meaning
1) that way (direction distant from the speaker, close to the listener) [pronoun]
2) there (place distant from the speaker, close to the listener)
3) that one (something close to the listener)
4) you, your family, your company
5) that person (someone close to the listener)

其処

Anlamı
1) ora, orası (dinleyene yakın yer) [zamir]
2) ora, orası (adından biraz önce bahsedilmiş yer)
3) o zaman (‘dan bahseden olayları anlatırken)
4) sen (2. tekil şahıs) [arkaik]

Meaning
1) there (place relatively near listener) [pronoun]
2) there (place just mentioned), that place
3) then (of some incident just spoken of), that (of point just raised)
4) you [archaism]