Menü Kapat

Anlamı
1) ne, hangi (‘no’ edatı alabilir) [zamir]
2) kaç, kaç tane (sonrasında sayma birimi kullanılır) (Anlamı なん ile sınırlı) [ön ek]
3) çok sayıda, çok (sonrasında (isteğe bağlı sayı), sayma birimi ve も) (Anlamı なん ile sınırlı)
4) noldu biliyor musun?, bak ne diyeceğim [isim]
5) adı her ne ise, nasıl bir ifadeyle [ünlem]
6) ne? (şaşkınlık ifadesi)
7) hey, hay allah (sinirlilik ifadesi)

Meaning
1) what (May take the particle ‘no’) [pronoun]
2) how many (followed by a counter) (Meaning restricted to なん) [prefix]
3) large number of, many (followed by (optional number), counter and も)(Meaning restricted to なん)
4) you-know-what, that [noun]
5) whatsit, what’s the expression, what do you call them [interjection]
6) what? (expressing surprise)
7) hey! (expressing anger or irritability)

彼方

Anlamı
1) o taraf, o yön (konuşan ve dinleyene uzak istikamet) [zamir]
2) o, şu (konuşan ve dinleyene fiziken uzak nesne veya görünmeyen ama konuşan ve dinleyen tarafından bilinen şey için)
3) o kişi (konuşan ve dinleyene fiziken uzak kişi veya şu an göremedikleri ama konuşan ve dinleyenin bildiği kişi için)
4) ora, o yer (konuşan ve dinleyene fiziken uzak yer)

Meaning
1) that way (direction distant from both speaker and listener), over there, yonder [pronoun]
2) that one (something physically distant from both speaker and listener, or something not visible but known by both speaker and listener), that
3) that person (someone physically distant from both speaker and listener, or someone not present but known by both speaker and listener) (あちら is pol.)
4) there (place distant from both speaker and listener), over there, foreign country (esp. a Western nation)

自分

Anlamı
1) kendi, kendisi, bizzat, kendin; kendiniz [zamir]
2) ben (birinci tekil şahıs)
3) sen (ikinci tekil şahıs) [Kansai ağzı]

Meaning
1) myself, yourself, oneself, himself, herself [pronoun]
2) I, me
3) you [Kansai-ben]

此処

Anlamı
1) bura, burası, bu yer (konuşana fiziken yakın yeri veya konuşanın konuşma sırasında işaret ettiği nokta için) [zamir]
2) şimdiye kadar, şu ana kadar (konuşanın şimdiye kadar ki geçmiş zaman dilimini ifade etmek için)
3) bundan sonra, sonraki zamanlar (konuşanın şimdiden sonraki zaman dilimini ifade etmek için)

Meaning
1) here (place physically close to the speaker, place pointed by the speaker while explaining), this place [pronoun]
2) these last (followed by a duration noun and a past sentence: time period before the present time of the speaker)
3) these next … (followed by a duration noun and a non past sentence: time period after the present time of the speaker), the next …

貴方

Anlamı
1) sen (eşit veya alt statüdeki birinden söz ederken) (Kadınlardan söz ederken 貴女, erkeklerden söz ederken 貴男 kullanılabilir.) [kibar dil, zamir]
2) sevgili(m), değerli, kıymetli, hayatım, canım (Hanım, kocasına hitap ederken) (Anlamı 貴方 , 貴男 ile sınırlı)

Meaning
1) you (referring to someone of equal or lower status) (貴女 refers only to females and 貴男 refers only to males) [polite language, pronoun]
2) dear (what a wife calls a husband) (Meaning restricted to 貴方 , 貴男)

Anlamı
1) ev, hane (kendi) (‘no’ edatı alabilir) [isim]
2) aile, ev halkı (bir başkasının) [zamir]

Meaning
1) house, home (one’s own) (May take the particle ‘no’) [noun]
2) (one’s) family, (one’s) household [pronoun]

何方

Anlamı
1) hangi yol/yön/taraf, nerede, nereye (どちら , kibardır.) [zamir]
2) hangisi, hangi biri (iki veya daha fazla seçenek)
3) kim

Meaning
1) which way, which direction, where (どちら is polite) [pronoun]
2) which one (esp. of two alternatives)
3) who