Menü Kapat

近く

Anlamı
1) yakın, yakında, dolay, civar, etraf, çevre, havali (‘no’ edatı alabilir) [isim, zarfsal isim]
2) az daha, neredeyse, hemen hemen [isim (son ek)]
3) kısa bir zamanda, biraz sonra, birazdan, çok geçmeden, az zaman içinde [zarf]

Meaning
1) near, neighbourhood, neighborhood, vicinity (May take the particle ‘no’) [noun, adverbial noun]
2) nearly (e.g. “it took nearly one year”), close to [noun (suffix)]
3) shortly, soon [adverb]

宜しく

Anlamı
1) iyi, yolunda, gereği gibi [ifade, zarf]
2) saygılarımla, saygı ve sevgilerimle, lütfen yapınız
3) …aynı, … tıpkı (…よろしく gibi)
4) elbette, muhakkak, şüphesiz (よろしく…べし gibi)

Meaning
1) well, properly, suitably [expression, adverb]
2) best regards, please remember me, please treat me favorably (favourably), please take care of, please do
3) just like …, as though one were … (as …よろしく)
4) by all means, of course (as よろしく…べし)

どうぞ

Anlamı
1) lütfen, yalvarıyorum! [zarf]
2) çekinme, rahat ol (tavsiye veya izin verme anlamı)
3) buyur, buyurun, buyur bakalım (Daha önce 何卒 gibi yazılırdı.)

Meaning
1) please, kindly, I beg of you [adverb]
2) by all means, feel free, you are welcome
3) here you are (previously written as 何卒)

一番

Anlamı
1) bir numara(lı), en önemli, ilk, birinci (no edatı alabilir.) [isim]
2) en iyi, en hoş, en uygun [zarf]
3) oyun, yarışma [isim]
4) test, deney, tecrübe, deneme, sınav, imtihan [zarf]
5) şarkı (noh, kabuki vs. geleneksel tiyatro müziği) [isim]

Meaning
1) number one, first, first place (May take the particle ‘no’) [noun]
2) best, most [adverb]
3) game, round, bout [noun]
4) as a test, as an experiment, by way of experiment, by way of trial, tentatively [adverb]
5) song (e.g. in noh), piece [noun]

一寸

Anlamı
1) biraz, çok az [zarf]
2) bir dakika, bir an, bir ara, kısaca
3) oldukça, epeyce, bir hayli
4) kolaylıkla, kolayca, rahat rahat (negatif fiil çekiminden önce)
5) Hey! Baksana! Haydi! afedersiniz! [ünlem]

Meaning
1) a little, a bit, slightly [adverb]
2) just a minute, for a moment, briefly
3) somewhat, rather, fairly, pretty, quite
4) (not) easily, (not) readily (before a verb in negative form)
5) hey!, come on, excuse me [interjection]

より

Anlamı
1) -dan , -den (karşılaştırma) [edat]
2) -dan , -den (hareket noktası)
3) -den gayri, -den başka
4) (-den) daha, (-den) daha çok [zarf]

Meaning
1) than [particle]
2) from, out of, since, at, on
3) except, but, other than
4) more [adverb]