Menü Kapat

挨拶

Anlamı
1) selam, selamlar, selamlama, selam verme, biriyle karşılaşıldığında veya biriyle vedalaşırken kullanılan kibar bir ifade kalıbı (‘no’ edatı alabilir) [isim, suru fiili alan]
2) özür ifadesi, sempati, tebrik etme vs. için kullanılan kibar bir ifade kalıbı
3) konuşma (tebrik veya minnettarlık), nutuk, söylev
4) cevap, yanıt, karşılık
5) öç, intikam [argo]
6) ince bir şey söylemek için (kaba bir söze alaylı karşılık vermek için kullanılır; genellikle ご挨拶 biçiminde kullanılır.) [mizahi terim, ifade]
7) görüşme, konuşma ( aydınlanma seviyesini tespit etmek için başka bir Zen pratisyeni ile) (orijinal anlamı)
8) bağlantı (insanlar arası), dostluk [arkaik, isim]
9) aracılık, arabuluculuk, uzlaştırıcı [arkaik]

Meaning
1) greeting, greetings, salutation, salute, polite set phrase used when meeting or parting from somebody (May take the particle ‘no’) [noun, taking verb suru]
2) polite set phrase used to express apology, sympathy, congratulations, etc.
3) speech (congratulatory or appreciative), address
4) reply, response
5) revenge, retaliation [slang]
6) a fine thing to say (used sarcastically as a response to a rude remark; usu. in the form of ご挨拶) [humorous term, expression]
7) dialoging (with another Zen practitioner to ascertain their level of enlightenment) (orig. meaning)
8) relationship (between people), connection [archaism, noun]
9) intervention, mediation, mediator [archaism]

吹く

Anlamı
1) üflemek, nefesli müzik aleti çalmak [godan fiili, geçişli fiil, geçişsiz fiil]
2) düdük çalmak
3) gülmek, kahkaha atmak (吹いた gibi) [argo]
4) (maden cevherini) ergitmek, izabe etmek, para basmak [godan fiili, geçişli fiil]
5) övünmek, büyük konuşmak, yüksekten atmak

Meaning
1) to blow (e.g. wind), to play a wind instrument [godan verb, transitive verb, intransitive verb]
2) to whistle
3) to laugh, to burst into laughter (often as 吹いた) [slang]
4) to smelt, to mint [godan verb, transitive verb]
5) to brag, to talk big

消す

Anlamı
1) silmek [godan fiili, geçişli fiil]
2) gücü kesmek
3) söndürmek
4) gebertmek, (birisini) temizlemek, öldürmek [argo]

Meaning
1) to erase, to delete, to cross out [godan verb, transitive verb]
2) to turn off power
3) to extinguish, to put out
4) to bump off [slang]

細い

Anlamı
1) ince, zayıf, cılız, çelimsiz [i-sıfatı]
2) şanssız, talihsiz, bahtsız [argo]

Meaning
1) thin, slender, fine [i-adjective]
2) unlucky (billiards slang) [slang]

遣る

Anlamı
1) yapmak, etmek [konuşma dili, godan fiili, geçişli fiil]
2) göndermek, yollamak
3) koymak, yerleştirmek
4) (bir şey) vermek (eşit veya alt statüdeki birine)
5) süratlenmek, hızlanmak
6) işletmek (dükkan)
7) yemek, içmek
8) düzenlemek, gösteri yapmak, (oyunu) sergilemek
9) içini rahatlatmak
10) incitmek, zarar vermek, kötülük etmek [konuşma dili]
11) cinsel ilişkiye girmek, uçkur çözmek [argo]
12) yaşamak, ömür sürmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
13) tamamen yapmak, tamamlamak (fiilin masu kökünden sonra sık sık olumsuz çekimde kullanılır.) [son ek, godan fiili]
14) enine boyuna … yapmak (fiilin masu kökünden sonra)
15) (biri) için yapmak (eşit veya aşağı statüdeki biri için) (fiiin te çekiminden sonra) [yardımcı fiil, godan fiili]
16) etkin bir şekilde çabalamak (fiilin te çekiminden sonra)

Meaning
1) to do, to undertake, to perform, to play (a game), to study [colloquialism, godan verb, transitive verb]
2) to send, to dispatch, to despatch
3) to put, to move, to turn (one’s head, glance, etc.)
4) to give (esp. to someone of equal or lower status), to let have, to present, to bestow, to confer
5) to make go faster
6) to run (a business), to keep, to be engaged in, to practice (law, medicine, etc.), to practise
7) to have (food, drink, etc.), to eat, to drink, to smoke
8) to hold (a performance), to perform, to show
9) to ease (one’s mind)
10) to harm, to injure, to kill [colloquialism]
11) to have sex with [slang]
12) to live, to get by, to get along [godan verb, intransitive verb]
13) to do … completely (after the -masu stem of a verb, often in the negative) [suffix, godan verb]
14) to do … broadly, to do … to a great distance (after -masu stem of verb)
15) to do … for (someone of equal or lower status), to do … to (sometimes with negative nuance) (after the -te form of a verb) [auxiliary verb, godan verb]
16) to make active efforts to … (after the -te form of a verb)