Menü Kapat

屹度

Anlamı
1) elbette, muhakkak, şüphesiz, kesinlikle; neredeyse, büyük ihtimalle (örn. %90) [yansıma sözcük, zarf]
2) sert bir biçimde, sert sert, şiddetli, ağır, ciddi bir şekilde, ciddi olarak (özellikle キッと) [yansıma sözcük]
3) boşluksuz, sıkı, katı [yansıma sözcük]
4) aniden, birdenbire, ansızın [yansıma sözcük, arkaik]

Meaning
1) surely, undoubtedly, almost certainly, most likely (e.g. 90 percent) [onomatopoeic or mimetic word, adverb]
2) sternly, severely (esp. キッと) [onomatopoeic or mimetic word]
3) having no slack, rigid, stiff, tight [onomatopoeic or mimetic word]
4) suddenly, abruptly, instantly [onomatopoeic or mimetic word, arcaism]

Anlamı
1) (soru eki) mı?, mi? , değil mi? (cümle sonunda kullanılır; soru belirtir (konuşurken sık kullanılır)) [edat]
2) veya, olsa da olmasa da, -se de -mese de (alternetaif seçeneklerden sonra)
3) bazı, kimi, bir (örn, bir şey, birisi, bazıları) (soru zamirinden sonra)
4) hmm, ha (şüphe, belirsizlik vs. belirtmek için; bazen diğer edatlardan sonra)
5) çok, pek, gayet (vurgu ön eki; genelde sıfattan önce) [ön ek]
6) -lı, -li, -ca, -ce (sıfat veya zarf yapma son eki; çekimsiz bir kelimeden sonra) [son ek]
7) bu şekilde, böyle [arkaik, zarf]

Meaning
1) yes?, no?, isn’t it?, is it? (used at sentence-end; indicates a question (sometimes rhetorical)) [particle]
2) or, whether or not (after each alternative)
3) some- (e.g. something, someone) (after an interrogative)
4) hmm, huh (indicates doubt, uncertainty, etc.; sometimes after other particles)
5) very (emphatic prefix; usu. before an adjective) [prefix]
6) -al, -ial, -ic, -ical, -ish, -y (suffix forming adjectives or adverbs; after an indeclinable word) [suffix]
7) in that way [archaism, adverb]

此れ

Anlamı
1) bu (konuşana yakın nesneyi, konuşanın hareketini veya konuşulan konuyu göstermek için) [zamir]
2) bu insan/kişi (genelde gruptaki birini göstermek için) [mütevazı dil]
3) şimdi [zarf]
4) burada, işte, burda, buraya [arkaik, zamir]
5) ben [arkaik]
6) kesinlikle, elbette, kuşkusuz, muhakkak [arkaik, zamir]

Meaning
1) this (indicating an item near the speaker, the action of the speaker, or the current topic) [pronoun]
2) this person (usu. indicating someone in one’s in-group) [humble language]
3) now [adverb]
4) here [archaism, pronoun]
5) I (me) [archaism]
6) certainly [archaism, adverb]

履く

Anlamı
1) giymek (alt vücut kıyafeti; örn. kilot, don vs.) (genellikle 履く veya 穿く) [godan fiili, geçişli fiil]
2) (bele bir kılıç) kuşanmak, bağlamak, takmak (genelde 佩く veya 帯く)
3) (bir yaya (ok) kiriş) bağlamak, takmak, yerleştirmek [arkaik]

Meaning
1) to put on (lower-body clothing, e.g. pants, skirt, footwear), to wear (usu. 履く or 穿く) [godan verb, transitive verb]
2) to affix (a sword to one’s hip) (usu. 佩く or 帯く)
3) to affix (a bowstring to a bow) [archaism]

Anlamı
1) ülke, memleket [isim]
2) bölge, iklim, nahiye, yöre, alan, çevre
3) merkezi hükümet, milli hükümet
4) yurt, vatan, memleket
5) (Japonya’da) il, vileyet, şehir [arkaik]
6) kara, toprak, arsa, arazi, diyar, yeryüzü

Meaning
1) country, state [noun]
2) region
3) national government, central government
4) home (i.e. hometown, home country)
5) province (of Japan) [archaism]
6) land, earth

色々

Anlamı
1) çeşitli, türlü, birçok, çeşit çeşit (‘no’ edatı alabilir) [na-sıfatı, zarf, isim, zarf (to edatı alan)]
2) çeşitli renkler [arkaik, isim]

Meaning
1) various, all sorts of, variety of (May take the particle ‘no’) [na-adjective, adverb, noun, adverb taking the ‘to’ particle]
2) various colors (colours) [archaism, noun]

Anlamı
1) kutu, sandık [isim]
2) vagon, kabin, yolcu bölümü (tren, balon, zeplin vs.)
3) şamisen kutusu, şamisen
4) kamu binası, devlet binası (sık sık ハコ da yazılır) [konuşma dili]
5) bir geyşanın şamisen kutusunu taşıyan adam [arkaik]
6) bebek bezi, çiş bezi [arkaik]
7) kutu (veya kutulanmış eşya) sayma birimi [son ek, sayma birimi]

Meaning
1) box, case, chest, package, pack, crate [noun]
2) car (of a train, etc.)
3) shamisen case, shamisen
4) public building, community building (often written as ハコ) [colloquialism]
5) man who carries a geisha’s shamisen [archaism]
6) receptacle for human waste, feces (faeces) [archaism]
7) counter for boxes (or boxed objects) [suffix, counter]

Anlamı
1) on bin, 10.000 (萬 , resmi belgelerde kullanılır) [sayısal]
2) çok büyük sayı (‘no’ edatı alabilir) [isim]
3) her şey (Anlamı よろず ile sınırlı) [zarfsal isim]
4) çeşitli, türlü, birçok, çeşit çeşit (Anlamı よろず ile sınırlı) (‘no’ edatı alabilir) [arkaik, isim]

Meaning
1) 10,000, ten thousand (萬 is sometimes used in legal documents) [numeric]
2) myriad (May take the particle ‘no’) [noun]
3) everything, all (Meaning restricted to よろず) [adverbial noun]
4) various (Meaning restricted to よろず) (May take the particle ‘no’) [archaism, noun]