Menü Kapat

つま | 妻 | karı, eş, hanım | wife |

Anlamı
1) karı, eş, hanım (Anlamı 妻 ile sınırlı) [isim]
2) sevgili, sevgilim (Anlamı 妻 , 夫 ile sınırlı) [arkaik, isim]
3) garnitür (özellikle saşimi ile servis edilir) [isim]
4) süs, ziynet [isim]

Meaning
1) wife (Meaning restricted to 妻) [noun]
2) my dear, dear, honey (Meaning restricted to 妻 , 夫) [archaism, noun]
3) garnish (esp. one served with sashimi) [noun]
4) embellishment [noun]

最後 | son | end | さいご |

Anlamı
1) son, sonuç [isim]
2) son, en sonraki, sonuncu (‘no’ edatı alabilir)
3) demeye kalmadan, hemen akabinde (çoğu kez olumsuz sonuçları olan) [ifade]
4) birinin son anları [arkaik, isim]

Meaning
1) end, conclusion [noun]
2) last, final, latest, most recent (May take the particle ‘no’)
3) no sooner than, once, right after [expression]
4) one’s final moments [archaism, noun]

しん | 心 | yürek, gönül | heart, mind |

Anlamı
1) yürek, gönül, ruh, can, manevi güç [isim]
2) gönül, (insan) öz, mizaç [isim]
3) merkez, göbek, orta (genellikle 芯 gibi yazılır) [isim]
4) kalp (organ) [isim]
5) Çin “Kalp” takımyıldızı (28 takımyıldızından biri) [astronomi, isim]
6) arkadaş [arkaik, çocuk dili, isim]

Meaning
1) heart, mind, spirit, vitality, inner strength [noun]
2) bottom of one’s heart, core (of one’s character), nature [noun]
3) centre, center, core, heart (usu. written as 芯) [noun]
4) heart (organ) [noun]
5) Chinese “Heart” constellation (one of the 28 mansions) [astronomy, noun]
6) friend [archaism, children’s language, noun]

しき | 式 | denklem, formül | equation, formula |

Anlamı
1) denklem, formül, ifade [isim, isim (son ek)]
2) tören, merasim [isim, isim (son ek)]
3) stil, tarz [isim, isim (son ek)]
4) (ritsuryo) uygulama düzenlemeleri [arkaik, isim, isim (son ek)]

Meaning
1) equation, formula, expression [noun, noun (suffix)]
2) ceremony [noun, noun (suffix)]
3) style [noun, noun (suffix)]
4) enforcement regulations (of the ritsuryo) [archaism, noun, noun (suffix)]

寄る | yaklaşmak | approach | よる |

Anlamı
1) yaklaşmak, yanaşmak, yakınlaşmak, yakın olmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) (bir yerde) toplanmak, bir araya gelmek, buluşmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
3) (başka bir yere giderken) uğramak, geçerken uğramak, kısa bir ziyaret yapmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
4) artmak, büyümek [godan fiili, geçişsiz fiil]
5) (buruşuk, kırışık) olmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
6) yaslanmak, dayanmak (倚る, 凭る gibi de yazılır) [godan fiili, geçişsiz fiil]
7) kemerini tutarken rakibini itmek [sumo terimi, godan fiili, geçişsiz fiil]
8) fiyat belirleyip anlaşmaya varmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
9) (bir insan) üzerinde etkisi olmak, boyun eğmek [arkaik, godan fiili, geçişsiz fiil]

Meaning
1) to approach, to draw near, to come near, to be close to [godan verb, intransitive]
2) to gather (in one place), to come together, to meet [godan verb, intransitive]
3) to stop by (while on one’s way to another place), to drop by, to make a short visit [godan verb, intransitive]
4) to grow old, to grow high (number, etc.) [godan verb, intransitive]
5) to grow (wrinkly) [godan verb, intransitive]
6) to lean against, to recline on (also written as 倚る, 凭る) [godan verb, intransitive]
7) to push one’s opponent while holding their belt [sumo term, godan verb, intransitive]
8) to decide on a price and come to a deal [godan verb, intransitive]
9) to be swayed by (a person), to yield to [archaism, godan verb, intransitive]

間 | boşluk | space | あいだ |

Anlamı
1) boşluk, aralık, mesafe [zarfsal isim, isim]
2) zaman, fasıla, ara [isim (zamansal)]
3) süre, müddet, dönem [zarfsal isim, isim, isim (zamansal)]
4) bağ, bağıntı, ilgi, ilişki, alâka, münasebet [zarfsal isim, isim]
5) üyeler (içinde, arasında) [zarfsal isim, isim]
6) nedeniyle, yüzünden (Anlamı あいだ ile sınırlı) [arkaik, bağlaç]

Meaning
1) space (between), gap, interval, distance [adverbial noun, noun]
2) time (between), pause, break [temporal noun]
3) span (temporal or spatial), stretch, period (while) [adverbial noun, noun, temporal noun]
4) relationship (between, among) [adverbial noun, noun]
5) members (within, among) [adverbial noun, noun]
6) due to, because of (Meaning restricted to あいだ) [archaism, conjunction]

噛む | ısırmak | bite | かむ |

Anlamı
1) ısırmak [godan fiili, geçişli fiil]
2) çiğnemek, kemirmek [godan fiili, geçişli fiil]
3) sözleri karıştırmak, kekelemek [godan fiili, geçişli fiil]
4) (dalgalar) çarpmak, (kıyıya) vurmak [godan fiili, geçişli fiil]
5) (diş, fermuar) birbirine geçirmek, birbirine tutturmak, birbirine geçmek [godan fiili, geçişli fiil]
6) işin içine girmek, içinde bulunmak, karışmak, meşgul olmak [godan fiili, geçişli fiil]
7) kafalamak, aklını çelmek, ikna etmek, inandırmak (Edo dönemi hayat kadınları için kullanılır.) [arkaik, godan fiili, geçişli fiil]

Meaning
1) to bite [godan verb, transitive verb]
2) to chew, to gnaw, to masticate [godan verb, transitive verb]
3) to fumble one’s words (esp. during a play, broadcast, etc.), to falter with one’s words, to stutter, to stammer [godan verb, transitive verb]
4) to crash against (e.g. of waves), to break onto (shore) [godan verb, transitive verb]
5) to engage (of cogs, zippers, etc.), to mesh, to fit together [godan verb, transitive verb]
6) to be involved in [godan verb, transitive verb]
7) to convince, to persuade (used by Edo period prostitutes) [archaism, godan verb, transitive verb]

挨拶 | selam | greeting | あいさつ |

Anlamı
1) selam, selamlar, selamlama, selam verme, biriyle karşılaşıldığında veya biriyle vedalaşırken kullanılan kibar bir ifade kalıbı (‘no’ edatı alabilir) [isim, suru fiili alan]
2) özür ifadesi, sempati, tebrik etme vs. için kullanılan kibar bir ifade kalıbı
3) konuşma (tebrik veya minnettarlık), nutuk, söylev
4) cevap, yanıt, karşılık
5) öç, intikam [argo]
6) ince bir şey söylemek için (kaba bir söze alaylı karşılık vermek için kullanılır; genellikle ご挨拶 biçiminde kullanılır.) [mizahi terim, ifade]
7) görüşme, konuşma ( aydınlanma seviyesini tespit etmek için başka bir Zen pratisyeni ile) (orijinal anlamı)
8) bağlantı (insanlar arası), dostluk [arkaik, isim]
9) aracılık, arabuluculuk, uzlaştırıcı [arkaik]

Meaning
1) greeting, greetings, salutation, salute, polite set phrase used when meeting or parting from somebody (May take the particle ‘no’) [noun, taking verb suru]
2) polite set phrase used to express apology, sympathy, congratulations, etc.
3) speech (congratulatory or appreciative), address
4) reply, response
5) revenge, retaliation [slang]
6) a fine thing to say (used sarcastically as a response to a rude remark; usu. in the form of ご挨拶) [humorous term, expression]
7) dialoging (with another Zen practitioner to ascertain their level of enlightenment) (orig. meaning)
8) relationship (between people), connection [archaism, noun]
9) intervention, mediation, mediator [archaism]