Menü Kapat

構う | önemsemek | to care about | かまう |

Anlamı
1) dikkat etmek, önemsemek, merak etmek, kaygılanmak [godan fiili]
2) sorun olmak, güçlük vermek [godan fiili, geçişsiz fiil]
3) eşlik etmek, ilgilenmek, bakmak, gözetmek, ağırlamak, dikkat etmek, ile zaman geçirmek [godan fiili]
4) mani olmak, burnunu sokmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
5) takılmak, sataşmak [godan fiili, geçişli fiil]
6) kovmak, yasaklamak [arkaik, godan fiili, geçişsiz fiil]

Meaning
1) to mind, to care about, to be concerned about, to have a regard for [godan verb]
2) to be an issue, to matter, to create inconvenience [godan verb, intransitive verb]
3) to keep company, to care for, to look after, to entertain, to pay attention to, to spend time with [godan verb]
4) to interfere with, to meddle in [godan verb, intransitive verb]
5) to tease [godan verb, transitive verb]
6) to banish, to prohibit [archaism, godan verb, intransitive verb]

こ | 子 | çocuk; yavru| child; young (animal)|

Anlamı
1) çocuk [isim, isim (son ek)]
2) (hayvan) yavru [isim, isim (son ek)]
3) genç kadın, genç geyşa (bir de 娘) [isim, isim (son ek)]
4) dal, filiz, sürgün [isim, isim (son ek)]
5) faiz [isim, isim (son ek)]
6) yeni paylaşım [kısaltma, isim, isim (son ek)]
7) (iskambil oyunu veya Çin dominosunda) kağıt dağıtmayan oyuncu [isim]
8) kuş yumurtası [arkaik, isim, isim (son ek)]
9) -ci, -cı, yapan kimse (genellikle genç kadınlar) (fiilin masu kökünden sonra) [isim (son ek)]

Meaning
1) child [noun, noun (suffix)]
2) young (animal) [noun, noun (suffix)]
3) young woman, young geisha (also 娘) [noun, noun (suffix)]
4) offshoot [noun, noun (suffix)]
5) interest [noun, noun (suffix)]
6) new shares [abbreviation, noun, noun (suffix)]
7) player who is not a dealer (in cards, mahjong, etc.) [noun]
8) bird egg [archaism, noun, noun (suffix)]
9) -er (often of young women) (after a noun or -masu stem) [noun (suffix)]

つま | 妻 | karı, eş, hanım | wife |

Anlamı
1) karı, eş, hanım (Anlamı 妻 ile sınırlı) [isim]
2) sevgili, sevgilim (Anlamı 妻 , 夫 ile sınırlı) [arkaizm, isim]
3) garnitür (özellikle saşimi ile servis edilir) [isim]
4) süs, ziynet [isim]

Meaning
1) wife (Meaning restricted to 妻) [noun]
2) my dear, dear, honey (Meaning restricted to 妻 , 夫) [archaism, noun]
3) garnish (esp. one served with sashimi) [noun]
4) embellishment [noun]

最後 | son | end | さいご |

Anlamı
1) son, sonuç [isim]
2) son, en sonraki, sonuncu (‘no’ edatı alabilir)
3) demeye kalmadan, hemen akabinde (çoğu kez olumsuz sonuçları olan) [ifade]
4) birinin son anları [arkaizm, isim]

Meaning
1) end, conclusion [noun]
2) last, final, latest, most recent (May take the particle ‘no’)
3) no sooner than, once, right after [expression]
4) one’s final moments [archaism, noun]

しん | 心 | yürek, gönül | heart, mind |

Anlamı
1) yürek, gönül, ruh, can, manevi güç [isim]
2) gönül, (insan) öz, mizaç [isim]
3) merkez, göbek, orta (genellikle 芯 gibi yazılır) [isim]
4) kalp (organ) [isim]
5) Çin “Kalp” takımyıldızı (28 takımyıldızından biri) [astronomi, isim]
6) arkadaş [arkaizm, çocuk dili, isim]

Meaning
1) heart, mind, spirit, vitality, inner strength [noun]
2) bottom of one’s heart, core (of one’s character), nature [noun]
3) centre, center, core, heart (usu. written as 芯) [noun]
4) heart (organ) [noun]
5) Chinese “Heart” constellation (one of the 28 mansions) [astronomy, noun]
6) friend [archaism, children’s language, noun]

しき | 式 | denklem, formül | equation, formula |

Anlamı
1) denklem, formül, ifade [isim, isim (son ek)]
2) tören, merasim [isim, isim (son ek)]
3) stil, tarz [isim, isim (son ek)]
4) (ritsuryo) uygulama düzenlemeleri [arkaik, isim, isim (son ek)]

Meaning
1) equation, formula, expression [noun, noun (suffix)]
2) ceremony [noun, noun (suffix)]
3) style [noun, noun (suffix)]
4) enforcement regulations (of the ritsuryo) [archaism, noun, noun (suffix)]

寄る | yaklaşmak | approach | よる |

Anlamı
1) yaklaşmak, yanaşmak, yakınlaşmak, yakın olmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) (bir yerde) toplanmak, bir araya gelmek, buluşmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
3) (başka bir yere giderken) uğramak, geçerken uğramak, kısa bir ziyaret yapmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
4) artmak, büyümek [godan fiili, geçişsiz fiil]
5) (buruşuk, kırışık) olmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
6) yaslanmak, dayanmak (倚る, 凭る gibi de yazılır) [godan fiili, geçişsiz fiil]
7) kemerini tutarken rakibini itmek [sumo terimi, godan fiili, geçişsiz fiil]
8) fiyat belirleyip anlaşmaya varmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
9) (bir insan) üzerinde etkisi olmak, boyun eğmek [arkaik, godan fiili, geçişsiz fiil]

Meaning
1) to approach, to draw near, to come near, to be close to [godan verb, intransitive]
2) to gather (in one place), to come together, to meet [godan verb, intransitive]
3) to stop by (while on one’s way to another place), to drop by, to make a short visit [godan verb, intransitive]
4) to grow old, to grow high (number, etc.) [godan verb, intransitive]
5) to grow (wrinkly) [godan verb, intransitive]
6) to lean against, to recline on (also written as 倚る, 凭る) [godan verb, intransitive]
7) to push one’s opponent while holding their belt [sumo term, godan verb, intransitive]
8) to decide on a price and come to a deal [godan verb, intransitive]
9) to be swayed by (a person), to yield to [archaism, godan verb, intransitive]