Menü Kapat

許り

Anlamı
1) sadece, yalnız, bir tek, sırf [edat]
2) aşağı yukarı, yaklaşık olarak
3) hemen, şimdi, biraz önce (bitirdi, vs.) (fiilin ta çekiminden sonra)
4) sanki, -miş gibi (yardımcı fiil ぬ(ん) veya sıfattan sonra; sık sık …とばかり(に))
5) vurguyu göstermek için (…とばかり(に))
6) her zaman, daima, sık sık

Meaning
1) only, merely, nothing but, no more than [particle]
2) approximately, about
3) just (finished, etc.) (after the -ta form of a verb)
4) as if to, (as though) about to (after an attributive form or auxiliary verb ぬ(ん), also often …とばかり(に))
5) indicates emphasis (often …とばかり(に))
6) always, constantly

Anlamı
1) (soru eki) mı?, mi? , değil mi? (cümle sonunda kullanılır; soru belirtir (konuşurken sık kullanılır)) [edat]
2) veya, olsa da olmasa da, -se de -mese de (alternetaif seçeneklerden sonra)
3) bazı, kimi, bir (örn, bir şey, birisi, bazıları) (soru zamirinden sonra)
4) hmm, ha (şüphe, belirsizlik vs. belirtmek için; bazen diğer edatlardan sonra)
5) çok, pek, gayet (vurgu ön eki; genelde sıfattan önce) [ön ek]
6) -lı, -li, -ca, -ce (sıfat veya zarf yapma son eki; çekimsiz bir kelimeden sonra) [son ek]
7) bu şekilde, böyle [arkaik, zarf]

Meaning
1) yes?, no?, isn’t it?, is it? (used at sentence-end; indicates a question (sometimes rhetorical)) [particle]
2) or, whether or not (after each alternative)
3) some- (e.g. something, someone) (after an interrogative)
4) hmm, huh (indicates doubt, uncertainty, etc.; sometimes after other particles)
5) very (emphatic prefix; usu. before an adjective) [prefix]
6) -al, -ial, -ic, -ical, -ish, -y (suffix forming adjectives or adverbs; after an indeclinable word) [suffix]
7) in that way [archaism, adverb]

Anlamı
1) de, dahi, hem, hem de, ayrıca, üstelik (negatif cümlelerde) [edat]
2) hem A hem de B, A ve B, ne A ne de B (negatif cümlelerde) (AもBも gibi)
3) bile, dahi, hatta, üstelik, kadar, bile, olduğu sürece, sürece, şartıyla, yeter ki (miktar vs. ile ilgili şüphenin olmadığını veya vurgulamak için kullanılır.)
4) bile, olsa bile, rağmen, olsa da, öyle de olsa (〜ても, 〜でも, 〜とも vs. gibi sık sık)
5) daha, daha fazla, bundan başka, çok, fazla şey, fazlalık, tekrar, yine, gene, yeniden, bir daha [konuşma dili, kısaltma, zarf]

Meaning
1) too, also, in addition, as well, (not) either (in a negative sentence) [particle]
2) both A and B, A as well as B, neither A nor B (in a negative sentence) (as AもBも)
3) even, as much as, as many as, as far as, as long as, no less than, no fewer than (used for emphasis or to express absence of doubt regarding a quantity, etc.)
4) even if, even though, although, in spite of (often as 〜ても, 〜でも, 〜とも, etc.)
5) further, more, again, another, the other [colloquialism, abbreviation, adverb]

Anlamı
1) ve benzeri, ve saire (vs. vb.) [edat]
2) ya da başka birşey, veya böyle bir şey (tamamen aynı şekilde aktarılamayan alıntı veya belirsiz bir bir tekliften sonra kullanılır)
3) benzerleri, gibiler (önceki kelimenin karşılığını veya anlamı kısaltmak için)

Meaning
1) et cetera, etc., and the like, and so forth [particle]
2) or something (after an approximate quote or vague suggestion)
3) the likes of (lessening the significance or value of the previous word)

乍ら

Anlamı
1) iken, -ken, -diği halde, -mekle birlikte [edat]
2) karşın, rağmen, olduğu halde
3) bütün, tüm, hep, her, her ikisi, her ikisi de
4) gibi
5) başka bir şey yaparken (aynı zamanda) [ön ek]

Meaning
1) while, during, as [particle]
2) while, although, though, despite, in spite of, notwithstanding
3) all, both
4) as (e.g. “as always”, “as long ago”), in (e.g. “in tears”)
5) while doing something else (at the same time) [prefix]

くらい

Anlamı
1) aşağı yukarı, yaklaşık olarak [son ek, edat]
2) halinde, nispette, bununla ilgili olarak, -dığı ölçüde, bu kadarı yeter, denli, hiç olmazsa, bari
3) kadar, benzer

Meaning
1) approximately, about, around, or so [suffix, particle]
2) to (about) the extent that, (almost) enough that, so … that …, at least
3) as … as …, like

より

Anlamı
1) -dan , -den (karşılaştırma) [edat]
2) -dan , -den (hareket noktası)
3) -den gayri, -den başka
4) (-den) daha, (-den) daha çok [zarf]

Meaning
1) than [particle]
2) from, out of, since, at, on
3) except, but, other than
4) more [adverb]

Anlamı
1) ancak, yalnız, sadece, yalnızca [edat]
2) kadar, kadar çok, aynı miktarda, olduğu kadar

Meaning
1) only, just, merely, simply, no more than, nothing but, alone [particle]
2) as much as, to the extent of, enough to

Anlamı
1) doğru mu?, sence de öyle değil mi? (Cümle sonunda vurguyu göstermek, anlaşma veya onay talebi vs. için kullanılır. ) [edat]
2) Hey!/Baksana!, Haydi! [ünlem]
3) değil mi?, yok mu? (fiil iptal/zıt son eki; yükselen tonlamayla davet veya soru anlamı verilir. ) [konuşma dili, yardımcı sıfat]

Meaning
1) right?, don’t you think (at sentence end; indicates emphasis, agreement, request for confirmation, etc.) [particle]
2) hey, come on, listen [interjection]
3) not (verb-negating suffix; may indicate question or invitation with rising intonation) [colloquialism, auxiliary adjective]

たい

Anlamı
1) -mak istemek, bir şeyi yapmak istemek (Fiil kökünden sonra) [yardımcı sıfat]
2) Vurguyu göstermek için cümle sonunda kullanılır. [Kyushu ağzı, edat]
3) çok, pek, fazla (Bir isim veya fiil kökünden sonra) [son ek, i-sıfatı]

Meaning
1) want to … do something, would like to … ( after the -masu stem of a verb) [auxiliary adjective]
2) indicates emphasis (at sentence-end) [Kyuushuu-ben, particle]
3) very … (after a noun or the -masu stem of a verb) [suffix, i-adjective]