Menü Kapat

考える | düşünmek | to think | かんがえる |

Anlamı
1) düşünmek, kafa yormak, zihninde tartmak, dalmak, derinlemesine düşünmek, derin derin düşünmek [ichidan fiil, geçişli fiil]
2) hesaba katmak, hatırda tutmak, dikkate almak, göz önünde bulundurmak [ichidan fiil, geçişli fiil]
3) inanmak, (bir görüşü) kabul etmek, düşünmek, hüküm vermek, karara varmak, zannetmek [ichidan fiil, geçişli fiil]
4) kastetmek, niyetinde olmak, planlamak, düşünmek [ichidan fiil, geçişli fiil]
5) tahmin etmek, sezmek, zannetmek [ichidan fiil, geçişli fiil]
6) ileri sürmek, (fikir vs.) bulmak, akıl etmek, tasarlamak [ichidan fiil, geçişli fiil]
7) üzerinde düşünmek, dikkatle bakmak, izlemek [ichidan fiil, geçişli fiil]

Meaning
1) to think (about, of), to think over, to ponder, to contemplate, to reflect (on), to meditate (on) [ichidan verb, transitive verb]
2) to consider, to bear in mind, to allow for, to take into consideration [ichidan verb, transitive verb]
3) to think (that), to believe, to hold (a view), to judge, to conclude, to suspect [ichidan verb, transitive verb]
4) to intend (to do), to think of (doing), to plan [ichidan verb, transitive verb]
5) to predict, to anticipate, to expect, to imagine [ichidan verb, transitive verb]
6) to come up with, to think up, to contrive, to devise [ichidan verb, transitive verb]
7) to consider (as), to regard (as), to look on (as), to take, to view [ichidan verb, transitive verb]

とどめる | 止める | durmak | to stop |

Anlamı
1) durmak, (örn. geceleyin) kalmak, bitirmek, sona erdirmek [ichidan fiil, geçişli fiil]
2) kontrol altına almak, (mevkide, yerde) tutmak, sınırlamak [ichidan fiil, geçişli fiil]
3) (bir gerçeği) kaydetmek, yazmak, unutmamak [ichidan fiil, geçişli fiil]

Meaning
1) to stop, to stay (e.g. the night), to cease, to put an end to [ichidan verb, transitive verb]
2) to contain, to keep (in position, in place), to limit [ichidan verb, transitive verb]
3) to record (e.g. a fact), to retain [ichidan verb, transitive verb]

やめる | 止める | durdurmak | to stop |

Anlamı
1) (faaliyet) durdurmak, sona erdirmek, kesmek, devam etmemek, bitirmek (Anlamı 止める , 已める ile sınırlı) [ichidan fiil, geçişli fiil]
2) iptal etmek, vazgeçmek, el çekmek, kaldırmak, feshetmek, sakınmak [ichidan fiil, geçişli fiil]

Meaning
1) to stop (an activity), to cease, to discontinue, to end, to quit (Meaning restricted to 止める , 已める) [ichidan verb, transitive verb]
2) to cancel, to abandon, to give up, to abolish, to abstain, to refrain [ichidan verb, transitive verb]

とめる | 止める | durdurmak | to stop |

Anlamı
1) durdurmak, kapamak (özellikle 止める, 停める) [ichidan fiili, geçişli fiil]
2) park etmek (özellikle 止める, 停める) [ichidan fiili, geçişli fiil]
3) önlemek, (öksürük) bastırmak, (gözyaşı) durdurmak, (nefes) tutmak, (acı) teskin etmek (özellikle 止める, 停める) [ichidan fiili, geçişli fiil]
4) (birinin bir şey yapmasını) engellemek, caydırmak, vazgeçirmek, yasaklamak [ichidan fiili, geçişli fiil]
5) farketmek, farkında olmak, konsantre olmak, dikkat etmek, hatırlamak, akılda tutmak [ichidan fiili, geçişli fiil]
6) (bir yerde) sabitlemek, tutturmak, zımbalamak, iğnelemek, çivilemek, düğmelemek (özellikle 留める) [ichidan fiili, geçişli fiil]
7) alıkoymak, gözaltında tutmak (özellikle 留める) [ichidan fiili, geçişli fiil]

Meaning
1) to stop, to turn off (esp. 止める, 停める) [ichidan verb, transitive verb]
2) to park (esp. 止める, 停める) [ichidan verb, transitive verb]
3) to prevent, to suppress (a cough), to hold back (tears), to hold (one’s breath), to relieve (pain) (esp. 止める, 停める) [ichidan verb, transitive verb]
4) to stop (someone from doing something), to dissuade, to forbid, to prohibit [ichidan verb, transitive verb]
5) to notice, to be aware of, to concentrate on, to pay attention to, to remember, to bear in mind [ichidan verb, transitive verb]
6) to fix (in place), to fasten, to tack, to pin, to nail, to button, to staple (esp. 留める) [ichidan verb, transitive verb]
7) to detain, to keep in custody (esp. 留める) [ichidan verb, transitive verb]

構う | önemsemek | to care about | かまう |

Anlamı
1) dikkat etmek, önemsemek, merak etmek, kaygılanmak [godan fiili]
2) sorun olmak, güçlük vermek [godan fiili, geçişsiz fiil]
3) eşlik etmek, ilgilenmek, bakmak, gözetmek, ağırlamak, dikkat etmek, ile zaman geçirmek [godan fiili]
4) mani olmak, burnunu sokmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
5) takılmak, sataşmak [godan fiili, geçişli fiil]
6) kovmak, yasaklamak [arkaik, godan fiili, geçişsiz fiil]

Meaning
1) to mind, to care about, to be concerned about, to have a regard for [godan verb]
2) to be an issue, to matter, to create inconvenience [godan verb, intransitive verb]
3) to keep company, to care for, to look after, to entertain, to pay attention to, to spend time with [godan verb]
4) to interfere with, to meddle in [godan verb, intransitive verb]
5) to tease [godan verb, transitive verb]
6) to banish, to prohibit [archaism, godan verb, intransitive verb]

始める | başlamak | to start | はじめる |

Anlamı
1) yapmaya başlamak, başlatmak, başlamak, açmak, icat etmek (Anlamı 始める ile sınırlı) [ichidan fiil, geçişli fiil]
2) (işletme, şirket vs.) çalıştırmak, (örn. dükkan) açmak, tesis etmek [ichidan fiil, geçişli fiil]
3) … yapmaya başlamak (bir fiilin masu çekiminden sonra) (Anlamı 始める ile kısıtlı) [yardımcı fiil, ichidan fiil]

Meaning
1) to start, to begin, to commence, to initiate, to originate (Meaning restricted to 始める) [ichidan verb, transitive verb]
2) to start up (a business, society, etc.), to open (e.g. a store), to establish [ichidan verb, transitive verb]
3) to start …, to begin to … (after the -masu stem of a verb) (Meaning restricted to 始める) [auxiliary verb, ichidan verb]

伺う | sormak | to ask, to inquire | うかがう |

Anlamı
1) sormak, sorguya çekmek, ifadesini almak, söylenmek [mütevazı dil, godan fiili, geçişli fiil]
2) (bir kehanet için tanrıya) yalvarmak, (amirden) talimat sormak [godan fiili, geçişli fiil]
3) ziyaret etmek [mütevazı dil, godan fiili, geçişsiz fiil]
4) (tiyatroda vs. büyük bir kalabalığa) konuşmak (御機嫌を伺う dan) [godan fiili, geçişsiz fiil]

Meaning
1) to ask, to inquire, to hear, to be told [humble language, godan verb, transitive verb]
2) to implore (a god for an oracle), to seek direction (from your superior) [godan verb, transitive verb]
3) to visit [humble language, godan verb, intransitive verb]
4) to speak to (a large crowd at a theatre, etc.) (from 御機嫌を伺う) [godan verb, intransitive verb]

仕舞う | bitirmek | to finish | しまう |

Anlamı
1) bitirmek, bırakmak, sona erdirmek, sonuna getirmek [godan fiili, geçişli fiil]
2) (işyeri) kapatmak, faliyetine son vermek, kapısına kilit vurmak [godan fiili, geçişli fiil]
3) saklamak, ayırmak, tutmak [godan fiili, geçişli fiil]
4) eksiksiz yapmak, tamamlamak (bir fiilin te çekiminden sonra) [godan fiili, yardımcı fiil]
5) kazara yapmak, anlamsızca yapmak, (bir şeyler) yapacağı tutmak (bir fiilin te çekiminden sonra) [godan fiili, yardımcı fiil]

Meaning
1) to finish, to stop, to end, to put an end to, to bring to a close [godan verb, transitive verb]
2) to close (a business, etc.), to close down, to shut down, to shut up [godan verb, transitive verb]
3) to put away, to put back, to keep, to store [godan verb, transitive verb]
4) to do completely, to finish (after the -te form of a verb) [godan verb, auxiliary verb]
5) to do accidentally, to do without meaning to, to happen to do (after the -te form of a verb) [godan verb, auxiliary verb]