Menü Kapat

分かる

Anlamı
1) anlamak, kavramak, bilmek, algılamak, idrak etmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) net olmak, bilinmek, keşfedilmek, gerçekleştirilmek
3) Biliyorum!, ben de öyle düşünüyorum!

Meaning
1) to understand, to comprehend, to grasp, to see, to get, to follow [godan verb, intransitive verb]
2) to become clear, to be known, to be discovered, to be realized, to be realised, to be found out
3) I know!, I think so too!

出かける

Anlamı
1) dışarı çıkmak, yola çıkmak, ayrılmak, gitmek [ichidan fiil, geçişsiz fiil]
2) ayrılmak üzere olmak, hemen çıkmak

Meaning
1) to go out (e.g. on an excursion or outing), to leave, to depart, to start, to set out [ichidan verb, intransitive verb]
2) to be about to leave, to be just going out

立つ

Anlamı
1) dikilmek, ayakta durmak, ayağa kalkmak (Anlamı 立つ ile sınırlı) [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) (zor bir durumun içinde) kendini bulmak, çıkmazda olmak (Anlamı 立つ ile sınırlı)
3) (uçak, tren ile) gitmek, ayrılmak, yola çıkmak (genelde 発つ)

Meaning
1) to stand, to rise, to stand up (Meaning restricted to 立つ) [godan verb, intransitive verb]
2) to find oneself (e.g. in a difficult position) (Meaning restricted to 立つ)
3) to depart (on a plane, train, etc.) (usu. 発つ)

終わる

Anlamı
1) bitmek, sona ermek, sonuçlanmak (了る, 卒る vs. biçiminde de yazılır.) [godan fiili, geçişsiz fiil, yardımcı fiil]

Meaning
1) to finish, to end, to close (also written 了る, 卒る, etc.) [godan verb, intransitive verb, auxiliary verb]

降りる

Anlamı
1) (dağ) inmek, aşağı inmek (özellikle 下りる) [ichidan fiil, geçişsiz fiil]
2) (otobüsten) inmek, yere inmek, karaya ayak basmak (özellikle 降りる)
3) istifa etmek, emekliye ayrılmak
4) (mal vb.) bağışlanmak, verilmek
5) (don, kırağı, çiy vs.) oluşmak (özellikle 降りる)
6) (vücuttan) (kurt vs.) çıkmak/düşmek

Meaning
1) to descend (e.g. a mountain), to go down, to come down (esp. 下りる) [ichidan verb, intransitive verb]
2) to alight (e.g. from bus), to get off, to disembark, to dismount (esp. 降りる)
3) to step down, to retire, to give up, to quit
4) to be granted, to be issued, to be given (esp. 下りる)
5) to form (of frost, dew, mist, etc.) (esp. 降りる)
6) to be passed (from the body; e.g. of a roundworm) (esp. 下りる)

歌う

Anlamı
1) şarkı söylemek, söylemek [godan fiili, geçişli fiil, geçişsiz fiil]
2) okumak (şiir) bestelemek, yazmak (müzik/şiir) (özellikle 歌う, 詠う) [godan fiili, geçişli fiil]

Meaning
1) to sing [godan verb, transitive verb,  intransitive verb]
2) to sing (one’s praises in a poem, etc.), to compose a poem, to recite a poem (esp. 歌う, 詠う) [godan verb, transitive verb]

開く

Anlamı
1) açmak, açılmak, açtırmak, başlatmak, başlamak [godan fiili, geçişli fiil, geçişsiz fiil]
2) çiçek açmak, çiçeklenmek
3) (dükkan) açmak, iş yeri açmak, işe başlamak
4) genişlemek, bollaşmak, genişletmek
5) (toplantı, parti) düzenlemek, (parti) vermek [godan fiili, geçişli fiil]
6) (hanedan) kurmak, (mezhep) bulmak, başlatmak
7) (sınır, liman vs.) açmak
8) (hesap) açmak
9) (yol) açmak, yolu temizlemek
10) (dosya) açmak [bilgisayar terminilojisi]
11) (kök) bulmak, denklemin kökünü bulmak [matematik terimi]
12) (balık) kesip açmak, temizlemek (魚を開く gibi) [yiyecek terimi]
13) değiştirmek (kanjiyi hiraganaya)
14) genişlemek (giysi, etek vs.) [godan fiili, geçişsiz fiil]
15) yavaşlamak, hız kaybetmek (体が開く, 肩が開く vs. gibi) [spor terimi]

Meaning
1) to open, to undo, to unseal, to unpack [godan verb, transitive verb, intransitive verb]
2) to bloom, to unfold, to spread out
3) to open (for business, e.g. in the morning)
4) to be wide (gap, etc.), to widen
5) to hold (meeting, party, etc.), to give, to open [godan verb, transitive verb]
6) to found (nation, dynasty, sect, etc.), to open (a new business), to set up, to establish, to start
7) to open (ports, borders, etc.)
8) to open (an account)
9) to open up (new land, path, etc.), to clear, to develop
10) to open (a file, etc.) [computer terminology]
11) to extract (root), to reduce (equation) [mathematics]
12) to cut open (fish) (as 魚を開く) [food term]
13) to change (kanji into hiragana)
14) to flare (e.g. skirt) [godan verb, intransitive verb]
15) to slacken (into a poor posture) (as 体が開く, 肩が開く, etc.) [sports term]

居る

Anlamı
1) olmak, bulunmak, var olmak (canlılar için) [ichidan fiil, geçişsiz fiil]
2) kalmak, durmak, ikamet etmek, beklemek
3) -mış olma, … olmuş (Fiilin te çekiminden sonra; bir hareket veya durumun devam ettiğini gösterir.) [ichidan fiil, yardımcı fiil]

Meaning
1) to be (of animate objects), to exist [ichidan verb, intransitive verb]
2) to stay
3) to be …-ing, to have been …-ing (after the -te form of a verb; indicates continuing action or state) [ichidan verb, auxiliary verb]

遊ぶ

Anlamı
oynamak, eğlenmek, iyi zaman geçirmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
oyalanmak (alkol, kumar, flört vs. ile)
boş durmak, hiçbir şey yapmamak
gitmek (çalışmak veya zevk için) (〜に遊ぶ gibi)
topa vuracak oyuncunun konsantrasyonunu bozmak için kasıtlı olarak alttan top atmak [beysbol terimi]

Meaning
1) to play, to enjoy oneself, to have a good time [godan verb, intransitive verb]
2) to mess about (with alcohol, gambling, philandery, etc.)
3) to be idle, to do nothing, to be unused
4) to go to (for pleasure or for study) (as 〜に遊ぶ)
5) to intentionally throw a ball to lower the batter’s concentration [baseball term]