Menü Kapat

下がる

Anlamı
1) inmek, aşağı gelmek, düşmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) sallanmak, sarkmak, asılmak
3) gerilemek, geri çekilmek/gitmek/götürmek
4) kötüleşmek, kötüye gitmek, fenalaşmak, bozulmak
5) günümüze yaklaşmak, şimdiki zamana yakın olmak
6) güneye gitmek

Meaning
1) to come down, to go down, to fall, to drop, to sink, to get lower [godan verb, intransitive verb]
2) to hang, to dangle
3) to move back, to step back, to withdraw, to retire
4) to deteriorate, to fall off, to be downgraded
5) to get closer to the present day
6) to go south (in Kyoto)

移る

Anlamı
1) taşınmak, transfer olmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) ilgi veya merak hedefini değiştirmek, başka bir şeyle ilgilenmek
3) (zaman) geçmek, akmak
4) (boya) yayılmak, (koku) sinmek, nüfuz etmek
5) bulaşmak, yayılmak

Meaning
1) to move (house), to transfer (department) [godan verb, intransitive verb]
2) to change the target of interest or concern
3) to elapse (passage of time)
4) to be permeated by a colour or scent
5) to be infected, to be contagious, to spread (as in fire)

がる

Anlamı
1) olan işaretleri göstermek, hissetmek, düşünmek (sıfat kökünden sonra) [godan fiili, son ek]
2) başkası gibi davranmak, yapar gibi görünmek, yalandan yapmak, öyleymiş gibi davranmak (sıfat kökü veya isimden sonra)

Meaning
1) to show signs of being, to feel, to think (following adjective stem) [godan verb, suffix]
to behave as if one were, to pretend, to act as if (following adjective stem or noun)

履く

Anlamı
1) giymek (alt vücut kıyafeti; örn. kilot, don vs.) (genellikle 履く veya 穿く) [godan fiili, geçişli fiil]
2) (bele bir kılıç) kuşanmak, bağlamak, takmak (genelde 佩く veya 帯く)
3) (bir yaya (ok) kiriş) bağlamak, takmak, yerleştirmek [arkaik]

Meaning
1) to put on (lower-body clothing, e.g. pants, skirt, footwear), to wear (usu. 履く or 穿く) [godan verb, transitive verb]
2) to affix (a sword to one’s hip) (usu. 佩く or 帯く)
3) to affix (a bowstring to a bow) [archaism]

分かる

Anlamı
1) anlamak, kavramak, bilmek, algılamak, idrak etmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) net olmak, bilinmek, keşfedilmek, gerçekleştirilmek
3) Biliyorum!, ben de öyle düşünüyorum!

Meaning
1) to understand, to comprehend, to grasp, to see, to get, to follow [godan verb, intransitive verb]
2) to become clear, to be known, to be discovered, to be realized, to be realised, to be found out
3) I know!, I think so too!

作る

Anlamı
1) yapmak,  üretmek, imal etmek, inşa etmek (büyük çaplı bina yapımı için 造る; bir şey üretmek, yapmak için 創る) [godan fiili, geçişli fiil]
2) (yemek) hazırlamak, (alkol) mayalamak, (çay) demlemek
3) yetiştirmek, büyütmek, beslemek
4) sürmek, toprağı sürmek, işlemek (toprak)
5) (belge, döküman) hazırlamak, yazmak
6) (sanatsal faaliyet) yaratmak, oluşturmak, yapmak
7) sözcük uydurmak, deyim bulmak, kurmak, yapmak, belirlemek, saptamak
8) çocuk sahibi olmak, çocuğu olmak
9) makyaj yapmak, boyanmak
10) (bahane vs.) uydurmak
11) yanlış görünmek, yapar gibi görünmek, yalandan yapmak
12) (sıra) olmak, (sıraya) girmek, biçimlendirmek
13) ayarlamak, kurmak, kaydetmek
14) suç işlemek, işlemek

Meaning
1) to make, to produce, to manufacture, to build, to construct (造る usu. for large-scale building, manufacturing, etc.; 創る usu. for creating) [godan verb, transitive verb]
2) to prepare (food), to brew (alcohol)
3) to raise, to grow, to cultivate, to train
4) to till
5) to draw up (a document), to make out, to prepare, to write
6) to create (an artistic work, etc.), to compose
7) to coin (a phrase), to organize, to organise, to establish, to found
8) to have (a child)
9) to make up (one’s face, etc.)
10) to fabricate (an excuse, etc.)
11) to give a (false) appearance, to feign (a smile, etc.), to put on a show of emotion
12) to form (a line, etc.)
13) to set (a record)
14) to commit (a sin, etc.)

立つ

Anlamı
1) dikilmek, ayakta durmak, ayağa kalkmak (Anlamı 立つ ile sınırlı) [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) (zor bir durumun içinde) kendini bulmak, çıkmazda olmak (Anlamı 立つ ile sınırlı)
3) (uçak, tren ile) gitmek, ayrılmak, yola çıkmak (genelde 発つ)

Meaning
1) to stand, to rise, to stand up (Meaning restricted to 立つ) [godan verb, intransitive verb]
2) to find oneself (e.g. in a difficult position) (Meaning restricted to 立つ)
3) to depart (on a plane, train, etc.) (usu. 発つ)

聞く

Anlamı
1) duymak, işitmek [godan fiili, geçişli fiil]
2) (örn. müzik) dinlemek (özellikle 聴く)
3) sormak, sorgulamak, sorguya çekmek, soruşturmak (yasal ve resmi durumlarda 聴く)
4) duymak, haberdar olmak, öğrenmek
5) (nasihat) uymak, itaat etmek
6) (örn. savunma) istemek, (isteğini) dinlemek, (belge) almak, dikkate almak
7) (tütsü vs.) koklamak, koku almak, (koku) sürmek (Anlamı 聞く , 聴く ile sınırlı)
8) (alkol) tatmak, tadına bakmak, denemek (利く şeklinde de kullanılır)

Meaning
1) to hear [godan verb, transitive verb]
2) to listen (e.g. to music) (esp. 聴く)
3) to ask, to enquire, to query (聴く is used in legal and official contexts)
4) to hear about, to hear of, to learn of
5) to follow (advice, order, etc.), to obey, to listen to, to comply with
6) to hear (e.g. a plea), to grant (a request), to accept (e.g. an argument), to give consideration to
7) to smell (esp. incense), to sample (a fragrance) (Meaning restricted to 聞く , 聴く)
8) to taste (alcohol), to try (also 利く)

終わる

Anlamı
1) bitmek, sona ermek, sonuçlanmak (了る, 卒る vs. biçiminde de yazılır.) [godan fiili, geçişsiz fiil, yardımcı fiil]

Meaning
1) to finish, to end, to close (also written 了る, 卒る, etc.) [godan verb, intransitive verb, auxiliary verb]