Menü Kapat

合う | toplanmak | to come together | あう |

Anlamı
1) toplanmak, buluşmak, bir araya gelmek, birleşmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) uygun olmak, (birbirine) uymak, uygun gelmek, anlaşmak, doğru olmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
3) yararlı olmak, adil olmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
4) birlikte yapmak, karşılıklı yapmak (bir fiilin masu kökünden sonra) [yardımcı fiil, godan fiili]

Meaning
1) to come together, to merge, to unite, to meet [godan verb, intransitive verb]
2) to fit, to match, to suit, to agree with, to be correct [godan verb, intransitive verb]
3) to be profitable, to be equitable [godan verb, intransitive verb]
4) to do … to each other, to do … together (after the -masu stem of a verb) [auxiliary verb, godan verb]

すすむ | 進む | ilerlemek | to advance |

Anlamı
1) ilerlemek, gelişmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) önde olmak, önünde gitmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
3) başarı kaydetmek, ilerlemek [godan fiili, geçişsiz fiil]
4) derinleşmek, yükselmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
5) hızlı olmak, önde olmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
6) kendi özgür iradesiyle yapmak [godan fiili, geçişsiz fiil]

Meaning
1) to advance, to go forward [godan verb, intransitive verb]
2) to precede, to go ahead (of) [godan verb, intransitive verb]
3) to make progress, to improve [godan verb, intransitive verb]
4) to deepen, to heighten [godan verb, intransitive verb]
5) to be fast (of a clock), to be ahead [godan verb, intransitive verb]
6) to do of one’s own free will [godan verb, intransitive verb]

すさむ | 進む | yabanileşmek | to grow wild |

Anlamı
1) yabanileşmek, ziyan olmak, yozlaşmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) (sanat, zanaat vs.) bozulmak, zarifliği kaybetmek, (hüner) kötüleşmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
3) (rüzgar, yağmur) şiddetlenmek, daha da şiddetli hale gelmek (genellikle masu kökünden sonra) [godan fiili, geçişsiz fiil, yardımcı fiil]

Meaning
1) to grow wild, to run to waste, to become degenerate [godan verb, intransitive verb]
2) to become rough (of art, craft, etc.), to lose refinement, to deteriorate (of skill) [godan verb, intransitive verb]
3) to intensify (of wind, rain, etc.), to become more severe (usu. after -masu stem) [godan verb, intransitive verb, auxiliary verb]

申す | demek, söylemek | to say | もうす |

Anlamı
1) demek, söylemek, denilmek [mütevazı dil, godan fiil, geçişli fiil]
2) yapmak, etmek (お- veya ご- ile başlayan bir kelimeden sonra) [mütevazı dil, godan fiil, geçişli fiil]

Meaning
1) to say, to be called [humble language, godan verb, transitive verb]
2) to do (after a word beginning with お- or ご-) [humble language, godan verb, transitive verb]

触る | dokunmak | to touch | さわる |

Anlamı
1) dokunmak, ellemek, el sürmek [godan fiili, geçişli fiil, geçişsiz fiil]
2) karışmak, yaklaşmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
3) zararı dokunmak, engellemek, mani olmak [godan fiili, geçişsiz fiil]

Meaning
1) to touch, to feel [godan verb, intransitive verb, transitive verb]
2) to get involved (with), to approach [godan verb, intransitive verb]
3) to be harmful to, to hinder, to interfere with, to irritate [godan verb, intransitive verb]

飾る | süslemek | to decorate | かざる |

Anlamı
1) süslemek, dekore etmek, donatmak [godan fiili, geçişli fiil]
2) göstermek, sergilemek, sahnelemek, düzenlemek [godan fiili, geçişli fiil]
3) (zafer günü) işaretlemek, (ön sayfa) süslemek, (kapağı) tezyin etmek [godan fiili, geçişli fiil]
4) (tutum) etkilemek, (koşullar) iyi bakmak, süslemek, giyinip kuşanmak, çok şık giyinmek, gösterişli olmak [godan fiili, geçişli fiil]

Meaning
1) to decorate, to ornament, to adorn [godan verb, transitive verb]
2) to display, to exhibit, to put on show, to arrange [godan verb, transitive verb]
3) to mark (e.g. the day with a victory), to adorn (e.g. the front page), to grace (e.g. the cover) [godan verb, transitive verb]
4) to affect (a manner), to keep up (appearances), to embellish, to dress up, to be showy, to be pretentious [godan verb, transitive verb]

上がる | çıkmak | to rise | あがる |

Anlamı
1) çıkmak, yükselmek, yukarı çıkmak [godan fiil, geçişsiz fiil]
2) (özellikle dışarıdan) girmek, içeri girmek, gitmek [godan fiil, geçişsiz fiil]
3) (okula) yazılmak, (okula) başlamak, bir sonraki sınıfa geçmek [godan fiil, geçişsiz fiil]
4) (sudan) çıkmak, kıyıya gelmek [godan fiil, geçişsiz fiil]
5) artmak, çoğalmak (fiyat baz alındığında 騰る gibi de yazılır.) [godan fiil, geçişsiz fiil]
6) gelişmek, ilerlemek [godan fiil, geçişsiz fiil]
7) terfi etmek, terfi olmak [godan fiil, geçişsiz fiil]
8) (kâr, fayda) yapılmak [godan fiil, geçişsiz fiil]
9) (özellikle olumlu netice) olmak, meydana gelmek [godan fiil, geçişsiz fiil]
10) (masrafı üstlenmek vs.) ihtiyacı karşılamak (sık sık 〜で上がる gibi) [godan fiil, geçişsiz fiil]
11) tamamlanmak, sonlanmak [godan fiil, geçişsiz fiil]
12) (yağmur) durmak, (sis/duman) dağılmak [godan fiil, geçişsiz fiil]
13) (düzgün çalışma) durmak, bırakmak, yapmaya son vermek, dağıtmak, stop etmek [godan fiil, geçişsiz fiil]
14) (kart oyununda vs.) kazanmak [godan fiil, geçişsiz fiil]
15) yakalanmak (Anlamı 挙がる ile sınırlı) [godan fiil, geçişsiz fiil]
16) (delil) bulmak, keşfetmek (Anlamı 挙がる ile sınırlı) [godan fiil, geçişsiz fiil]
17) bol yağda kızartılmak (Anlamı 揚がる ile sınırlı) [godan fiil, geçişsiz fiil]
18) yüksek sesle konuşulmak [godan fiil, geçişsiz fiil]
19) gergin olmak, sahneye çıkmaktan korkmak [godan fiil, geçişsiz fiil]
20) (tanrıya) sunmak [godan fiil, geçişsiz fiil]
21) gitmek, ziyaret etmek [saygı dili, godan fiil, geçişsiz fiil]
22) yemek, içmek [saygı dili, godan fiil, geçişsiz fiil]
23) (aday olarak) listelenmek (özellikle 挙がる) [godan fiil, geçişsiz fiil]
24) (efendinin evinde) hizmet etmek [godan fiil, geçişsiz fiil]
25) (Kyoto’da) kuzeye gitmek [godan fiil, geçişsiz fiil]
26) tam olmak, bitmek (fiilin masu kökünden sonra) [godan fiili, son ek]

Meaning
1) to rise, to go up, to come up, to ascend, to be raised [godan verb, intransitive verb]
2) to enter (esp. from outdoors), to come in, to go in [godan verb, intransitive verb]
3) to enter (a school), to advance to the next grade [godan verb, intransitive verb]
4) to get out (of water), to come ashore [godan verb, intransitive verb]
5) to increase (also written as 騰る in ref. to price) [godan verb, intransitive verb]
6) to improve, to make progress [godan verb, intransitive verb]
7) to be promoted, to advance [godan verb, intransitive verb]
8) to be made (of profit, etc.) [godan verb, intransitive verb]
9) to occur (esp. of a favourable result) [godan verb, intransitive verb]
10) to be adequate (to cover expenses, etc.) (often as 〜で上がる) [godan verb, intransitive verb]
11) to be finished, to be done, to be over [godan verb, intransitive verb]
12) (of rain) to stop, to lift [godan verb, intransitive verb]
13) to stop (working properly), to cut out, to give out, to die [godan verb, intransitive verb]
14) to win (in a card game, etc.) [godan verb, intransitive verb]
15) to be arrested (Meaning restricted to 挙がる) [godan verb, intransitive verb]
16) to turn up (of evidence, etc.) (Meaning restricted to 挙がる) [godan verb, intransitive verb]
17) to be deep fried (Meaning restricted to 揚がる) [godan verb, intransitive verb]
18) to be spoken loudly [godan verb, intransitive verb]
19) to get nervous, to get stage fright [godan verb, intransitive verb]
20) to be offered (to the gods, etc.) [godan verb, intransitive verb]
21) to go, to visit [honorific language, godan verb, intransitive verb]
22) to eat, to drink [honorific language, godan verb, intransitive verb]
23) to be listed (as a candidate) (esp. 挙がる) [godan verb, intransitive verb]
24) to serve (in one’s master’s home) [godan verb, intransitive verb]
25) (in Kyoto) to go north [godan verb, intransitive verb]
26) to be complete, to finish (after the -masu stem of a verb) [godan verb, suffix]

笑う | gülmek | to laugh | わらう |

Anlamı
1) gülmek, kahkaha atmak [godan fiil, geçişli fiil]
2) gülümsemek, tebessüm etmek [godan fiil, geçişli fiil]
3) dudak bükmek, küçümsemek, alay etmek (özellikle 嗤う) [godan fiil, geçişli fiil]
4) çok şaşırmak, donup kalmak, abliyi kaçırmak (笑ってしまう veya 笑っちゃう gibi) [godan fiil, geçişli fiil]

Meaning
1) to laugh [godan verb, intransitive verb]
2) to smile [godan verb, intransitive verb]
3) to sneer, to ridicule (esp. 嗤う) [godan verb, intransitive verb]
4) to be dumbfounded, to be flabbergasted (as 笑ってしまう or 笑っちゃう) [godan verb, intransitive verb]

焼く | yakmak | to burn | やく |

Anlamı
1) yakmak [godan fiili, geçişli fiil]
2) kızartmak, ızgara yapmak, ızgarada pişirmek, fırında pişirmek, ızgarada kızartmak [godan fiili, geçişli fiil]
3) ısıtmak, kızdırmak [godan fiili, geçişli fiil]
4) (tuğla, kömür, çanak çömlek) pişirmek, ateşte kurutmak, ateşe vermek, yakmak [godan fiili, geçişli fiil]
5) bronzlaştırmak, karartmak, yakmak [godan fiili, geçişli fiil]
6) (fotoğraf) basmak, (optik disk) yakmak [godan fiili, geçişli fiil]
7) hasetlenmek, kıskanmak [godan fiili, geçişli fiil]

Meaning
1) to burn [godan verb, transitive verb]
2) to roast, to broil, to grill, to bake, to toast, to barbecue [godan verb, transitive verb]
3) to heat, to heat up [godan verb, transitive verb]
4) to make (charcoal, pottery, bricks, etc.), to bake, to fire, to burn [godan verb, transitive verb]
5) to tan (i.e. suntan), to burn [godan verb, transitive verb]
6) to print (a photo), to burn (an optical disc) [godan verb, transitive verb]
7) to be jealous of, to be envious of, to envy [godan verb, transitive verb]