Menü Kapat

遊ぶ

Anlamı
oynamak, eğlenmek, iyi zaman geçirmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
oyalanmak (alkol, kumar, flört vs. ile)
boş durmak, hiçbir şey yapmamak
gitmek (çalışmak veya zevk için) (〜に遊ぶ gibi)
topa vuracak oyuncunun konsantrasyonunu bozmak için kasıtlı olarak alttan top atmak [beysbol terimi]

Meaning
1) to play, to enjoy oneself, to have a good time [godan verb, intransitive verb]
2) to mess about (with alcohol, gambling, philandery, etc.)
3) to be idle, to do nothing, to be unused
4) to go to (for pleasure or for study) (as 〜に遊ぶ)
5) to intentionally throw a ball to lower the batter’s concentration [baseball term]

並ぶ

Anlamı
1) sıraya girmek, sıralanmak, kuyrukta beklemek [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) rekabet etmek, çekişmek, karşılaşmak, aşık atmak

Meaning
1) to line up, to stand in a line [godan verb, intransitive verb]
2) to rival, to match, to equal

飛ぶ

Anlamı
1) uçmak (özellikle 飛ぶ) [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) atlamak, sıçramak, hoplamak, zıplamak (özellikle 跳ぶ)
3) sıçramak, saçmak
4) acele etmek
5) kaçmak, firar etmek
6) gözden kaybolmak, kaybolmak
7) kopmak, çıkmak, düşmek
8) göndermek
9) uçarak gelmek (tekme, yumruk vs.)
10) eksik olmak (sayfa, örgü dikişi … vs.)

Meaning
1) to fly, to soar (esp. 飛ぶ) [godan verb, intransitive verb]
2) to jump, to leap, to spring, to bound, to hop (esp. 跳ぶ)
3) to spatter, to scatter, to splash, to fly (e.g. of sparks)
4) to hurry, to rush
5) to flee, to run off, to escape
6) to disappear, to vanish, to fade, to thin out
7) to break off, to come off, to fall off, to blow (of a fuse)
8) to be sent out (of an order), to fly (of false rumours, catcalls, etc.)
9) to come flying (of a punch, kick, etc.)
10) to be missing (of a page, stitch, etc.), to skip, to jump (e.g. of a conversation)

呼ぶ

Anlamı
1) çağırmak, seslenmek, ismini söylemek [godan fiili, geçişli fiil]
2) (doktor vs.) çağırmak, (birisinin) gelmesini sağlamak, celb etmek, davet etmek
3) (konuk olarak)davet etmek, çağırmak
4) adını/ismini söylemek/ilan etmek, isimlendirmek
5) toplamak, bir araya getirmek
6) evlenmek, hanım almak [arkaik]

Meaning
1) to call out (to), to call, to invoke [godan verb, transitive verb]
2) to summon (a doctor, etc.)
3) to invite
4) to designate, to name, to brand
5) to garner (support, etc.), to gather
6) to take as one’s wife [archaism]

叫ぶ

Anlamı
1) bağırmak, haykırmak, çığlık atmak, feryat etmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) yaygara koparmak

Meaning
1) to shout, to cry, to scream, to shriek, to yell, to exclaim [godan verb, intransitive verb]
2) to clamor (for or against), to clamour (for or against)

及ぶ

Anlamı
1) uzanmak, erişmek, varmak, yetişmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) (göreve) uygun olmak, (sorun) çözebilmek, denk olmak
3) karşılaştırmak, kıyaslamak, benzetmek, eşit olmak
4) (suç) işlemek
5) gerektirmek, icap ettirmek

Meaning
1) to reach, to amount to, to befall, to happen to, to extend [godan verb, intransitive]
2) to be up to the task, to come up to
3) to compare with, to be a match (for)
4) to commit (a crime)
5) to require (to do)

喜ぶ

Anlamı
1) sevinmek, mutlu olmak
2) tebrik etmek, kutlamak
3) minnetle almak, şükanla kabul etmek

Meaning
1) to be delighted, to be glad, to be pleased [godan verb]
2) to congratulate
3) to gratefully accept