Menü Kapat

履く

Anlamı
1) giymek (alt vücut kıyafeti; örn. kilot, don vs.) (genellikle 履く veya 穿く) [godan fiili, geçişli fiil]
2) (bele bir kılıç) kuşanmak, bağlamak, takmak (genelde 佩く veya 帯く)
3) (bir yaya (ok) kiriş) bağlamak, takmak, yerleştirmek [arkaik]

Meaning
1) to put on (lower-body clothing, e.g. pants, skirt, footwear), to wear (usu. 履く or 穿く) [godan verb, transitive verb]
2) to affix (a sword to one’s hip) (usu. 佩く or 帯く)
3) to affix (a bowstring to a bow) [archaism]

聞く

Anlamı
1) duymak, işitmek [godan fiili, geçişli fiil]
2) (örn. müzik) dinlemek (özellikle 聴く)
3) sormak, sorgulamak, sorguya çekmek, soruşturmak (yasal ve resmi durumlarda 聴く)
4) duymak, haberdar olmak, öğrenmek
5) (nasihat) uymak, itaat etmek
6) (örn. savunma) istemek, (isteğini) dinlemek, (belge) almak, dikkate almak
7) (tütsü vs.) koklamak, koku almak, (koku) sürmek (Anlamı 聞く , 聴く ile sınırlı)
8) (alkol) tatmak, tadına bakmak, denemek (利く şeklinde de kullanılır)

Meaning
1) to hear [godan verb, transitive verb]
2) to listen (e.g. to music) (esp. 聴く)
3) to ask, to enquire, to query (聴く is used in legal and official contexts)
4) to hear about, to hear of, to learn of
5) to follow (advice, order, etc.), to obey, to listen to, to comply with
6) to hear (e.g. a plea), to grant (a request), to accept (e.g. an argument), to give consideration to
7) to smell (esp. incense), to sample (a fragrance) (Meaning restricted to 聞く , 聴く)
8) to taste (alcohol), to try (also 利く)

開く

Anlamı
1) açmak, açılmak, açtırmak, başlatmak, başlamak [godan fiili, geçişli fiil, geçişsiz fiil]
2) çiçek açmak, çiçeklenmek
3) (dükkan) açmak, iş yeri açmak, işe başlamak
4) genişlemek, bollaşmak, genişletmek
5) (toplantı, parti) düzenlemek, (parti) vermek [godan fiili, geçişli fiil]
6) (hanedan) kurmak, (mezhep) bulmak, başlatmak
7) (sınır, liman vs.) açmak
8) (hesap) açmak
9) (yol) açmak, yolu temizlemek
10) (dosya) açmak [bilgisayar terminilojisi]
11) (kök) bulmak, denklemin kökünü bulmak [matematik terimi]
12) (balık) kesip açmak, temizlemek (魚を開く gibi) [yiyecek terimi]
13) değiştirmek (kanjiyi hiraganaya)
14) genişlemek (giysi, etek vs.) [godan fiili, geçişsiz fiil]
15) yavaşlamak, hız kaybetmek (体が開く, 肩が開く vs. gibi) [spor terimi]

Meaning
1) to open, to undo, to unseal, to unpack [godan verb, transitive verb, intransitive verb]
2) to bloom, to unfold, to spread out
3) to open (for business, e.g. in the morning)
4) to be wide (gap, etc.), to widen
5) to hold (meeting, party, etc.), to give, to open [godan verb, transitive verb]
6) to found (nation, dynasty, sect, etc.), to open (a new business), to set up, to establish, to start
7) to open (ports, borders, etc.)
8) to open (an account)
9) to open up (new land, path, etc.), to clear, to develop
10) to open (a file, etc.) [computer terminology]
11) to extract (root), to reduce (equation) [mathematics]
12) to cut open (fish) (as 魚を開く) [food term]
13) to change (kanji into hiragana)
14) to flare (e.g. skirt) [godan verb, intransitive verb]
15) to slacken (into a poor posture) (as 体が開く, 肩が開く, etc.) [sports term]

鳴く

Anlamı
1) (kuş) ötmek, şakımak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) ses çıkarmak, bağırmak, seslenmek, cıvıldamak

Meaning
1) to sing (bird) [godan verb, intransitive verb]
2) to make sound (animal), to call, to cry, to chirp

磨く

Anlamı
1) cilalamak, parlatmak [godan fiili, geçişli fiil]
2) arıtmak, tasfiye etmek, rafine etmek, geliştirmek, düzeltmek

Meaning
1) to polish, to shine, to brush (e.g. teeth), to grind (e.g. lens) [godan verb, transitive verb]
2) to refine (e.g. a skill), to improve, to cultivate

働く

Anlamı
1) çalışmak, çabalamak, iş yapmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) işlevini yerine getirmek, işlemek
3) suç işlemek, işlemek
4) çekmek (fiil), fiil çekimi yapmak[dil bilimi terimi]

Meaning
1) to work, to labor, to labour [godan verb, intransitive verb]
2) to function, to operate, to be effective, to work (i.e. … works), to come into play
3) to commit (e.g. a crime), to perpetrate, to do, to act, to practise, to practice
4) to be conjugated [linguistics terminology]

置く

Anlamı
1) yerleştirmek, koymak [godan fiili, geçişli fiil]
2) bırakmak, terketmek
3) kurmak (örgüt, tesis vs. ), tesis etmek
4) tayin etmek, atamak
5) güvenmek, inanmak, akılda tutmak
6) işi durdurmak
7) yatılı kalmak
8) ayrılmak, dağılmak
9) önceden bir şeyler yapmak (fiilin te çekiminden sonra) [godan fiili, yardımcı fiil]
10) (bir şeyi) (belli bir durumda) bırakmak, devam etmek (fiilin te çekiminden sonra)

Meaning
1) to put, to place [godan verb, transitive]
2) to leave (behind)
3) to establish (an organization, a facility, a position, etc.), to set up
4) to appoint (someone to a certain position), to hire, to employ
5) to place (one’s trust, one’s faith, etc.), to bear (in mind, etc.)
6) to put down a tool (e.g. a pen) hence stopping what one is doing with that tool
7) to take in (boarders, etc.), to provide lodging in one’s house
8) to separate spatially or temporally
9) to do something in advance (after the -te form of a verb) [godan verb, auxiliary verb]
10) to leave something in a certain state, to keep something in a certain state (after the -te form of a verb)