Menü Kapat

済む | bitmek | to finish | すむ |

Anlamı
1) bitmek, sona ermek, tamam olmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) sadece beklenenden daha az şiddetli şeyle sonuçlanmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
3) içi rahat etmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
4) birini rahatsız ettiği için huzursuz olmak, pişman olmak (olumsuz cümlelerde) [godan fiili, geçişsiz fiil]

Meaning
1) to finish, to end, to be completed [godan verb, intransitive verb]
2) to merely result in something less severe than expected [godan verb, intransitive verb]
3) to feel at ease [godan verb, intransitive verb]
4) to feel unease or guilt for troubling someone, to be sorry (in the negative) [godan verb, intransitive verb]

すすむ | 進む | ilerlemek | to advance |

Anlamı
1) ilerlemek, gelişmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) önde olmak, önünde gitmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
3) başarı kaydetmek, ilerlemek [godan fiili, geçişsiz fiil]
4) derinleşmek, yükselmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
5) hızlı olmak, önde olmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
6) kendi özgür iradesiyle yapmak [godan fiili, geçişsiz fiil]

Meaning
1) to advance, to go forward [godan verb, intransitive verb]
2) to precede, to go ahead (of) [godan verb, intransitive verb]
3) to make progress, to improve [godan verb, intransitive verb]
4) to deepen, to heighten [godan verb, intransitive verb]
5) to be fast (of a clock), to be ahead [godan verb, intransitive verb]
6) to do of one’s own free will [godan verb, intransitive verb]

すさむ | 進む | yabanileşmek | to grow wild |

Anlamı
1) yabanileşmek, ziyan olmak, yozlaşmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) (sanat, zanaat vs.) bozulmak, zarifliği kaybetmek, (hüner) kötüleşmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
3) (rüzgar, yağmur) şiddetlenmek, daha da şiddetli hale gelmek (genellikle masu kökünden sonra) [godan fiili, geçişsiz fiil, yardımcı fiil]

Meaning
1) to grow wild, to run to waste, to become degenerate [godan verb, intransitive verb]
2) to become rough (of art, craft, etc.), to lose refinement, to deteriorate (of skill) [godan verb, intransitive verb]
3) to intensify (of wind, rain, etc.), to become more severe (usu. after -masu stem) [godan verb, intransitive verb, auxiliary verb]

噛む | ısırmak | bite | かむ |

Anlamı
1) ısırmak [godan fiili, geçişli fiil]
2) çiğnemek, kemirmek [godan fiili, geçişli fiil]
3) sözleri karıştırmak, kekelemek [godan fiili, geçişli fiil]
4) (dalgalar) çarpmak, (kıyıya) vurmak [godan fiili, geçişli fiil]
5) (diş, fermuar) birbirine geçirmek, birbirine tutturmak, birbirine geçmek [godan fiili, geçişli fiil]
6) işin içine girmek, içinde bulunmak, karışmak, meşgul olmak [godan fiili, geçişli fiil]
7) kafalamak, aklını çelmek, ikna etmek, inandırmak (Edo dönemi hayat kadınları için kullanılır.) [arkaik, godan fiili, geçişli fiil]

Meaning
1) to bite [godan verb, transitive verb]
2) to chew, to gnaw, to masticate [godan verb, transitive verb]
3) to fumble one’s words (esp. during a play, broadcast, etc.), to falter with one’s words, to stutter, to stammer [godan verb, transitive verb]
4) to crash against (e.g. of waves), to break onto (shore) [godan verb, transitive verb]
5) to engage (of cogs, zippers, etc.), to mesh, to fit together [godan verb, transitive verb]
6) to be involved in [godan verb, transitive verb]
7) to convince, to persuade (used by Edo period prostitutes) [archaism, godan verb, transitive verb]

頼む | rica etmek | to request | たのむ |

Anlamı
1) rica etmek, istemek, talep etmek [godan fiili, geçişli fiil]
2) aramak, sipariş vermek, rezerve etmek
3) emanet etmek, bırakmak
4) güvenmek (özellikle 恃む)
5) lütfen, rica ederim, lütfen yapar mısın? [konuşma dili, ünlem]

Meaning
1) to request, to beg, to ask [godan verb, transitive verb]
2) to call, to order, to reserve
3) to entrust to
4) to rely on (esp. 恃む)
5) please, please do [colloquialism, interjection]

読む | okumak | to read | よむ |

Anlamı
1) okumak [godan fiili, geçişli fiil]
2) saymak, hesaba katmak (Deyimlerde sıkça kullanılır.)
3) tahmin etmek, sezmek

Meaning
1) to read [godan verb, transitive verb]
2) to count (now mostly used in idioms)
3) to guess, to predict, to read (someone’s thoughts), to see (e.g. into someone’s heart), to divine