Menü Kapat

がる

Anlamı
1) olan işaretleri göstermek, hissetmek, düşünmek (sıfat kökünden sonra) [godan fiili, son ek]
2) başkası gibi davranmak, yapar gibi görünmek, yalandan yapmak, öyleymiş gibi davranmak (sıfat kökü veya isimden sonra)

Meaning
1) to show signs of being, to feel, to think (following adjective stem) [godan verb, suffix]
to behave as if one were, to pretend, to act as if (following adjective stem or noun)

分かる

Anlamı
1) anlamak, kavramak, bilmek, algılamak, idrak etmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) net olmak, bilinmek, keşfedilmek, gerçekleştirilmek
3) Biliyorum!, ben de öyle düşünüyorum!

Meaning
1) to understand, to comprehend, to grasp, to see, to get, to follow [godan verb, intransitive verb]
2) to become clear, to be known, to be discovered, to be realized, to be realised, to be found out
3) I know!, I think so too!

作る

Anlamı
1) yapmak,  üretmek, imal etmek, inşa etmek (büyük çaplı bina yapımı için 造る; bir şey üretmek, yapmak için 創る) [godan fiili, geçişli fiil]
2) (yemek) hazırlamak, (alkol) mayalamak, (çay) demlemek
3) yetiştirmek, büyütmek, beslemek
4) sürmek, toprağı sürmek, işlemek (toprak)
5) (belge, döküman) hazırlamak, yazmak
6) (sanatsal faaliyet) yaratmak, oluşturmak, yapmak
7) sözcük uydurmak, deyim bulmak, kurmak, yapmak, belirlemek, saptamak
8) çocuk sahibi olmak, çocuğu olmak
9) makyaj yapmak, boyanmak
10) (bahane vs.) uydurmak
11) yanlış görünmek, yapar gibi görünmek, yalandan yapmak
12) (sıra) olmak, (sıraya) girmek, biçimlendirmek
13) ayarlamak, kurmak, kaydetmek
14) suç işlemek, işlemek

Meaning
1) to make, to produce, to manufacture, to build, to construct (造る usu. for large-scale building, manufacturing, etc.; 創る usu. for creating) [godan verb, transitive verb]
2) to prepare (food), to brew (alcohol)
3) to raise, to grow, to cultivate, to train
4) to till
5) to draw up (a document), to make out, to prepare, to write
6) to create (an artistic work, etc.), to compose
7) to coin (a phrase), to organize, to organise, to establish, to found
8) to have (a child)
9) to make up (one’s face, etc.)
10) to fabricate (an excuse, etc.)
11) to give a (false) appearance, to feign (a smile, etc.), to put on a show of emotion
12) to form (a line, etc.)
13) to set (a record)
14) to commit (a sin, etc.)

終わる

Anlamı
1) bitmek, sona ermek, sonuçlanmak (了る, 卒る vs. biçiminde de yazılır.) [godan fiili, geçişsiz fiil, yardımcı fiil]

Meaning
1) to finish, to end, to close (also written 了る, 卒る, etc.) [godan verb, intransitive verb, auxiliary verb]

被る

Anlamı
1) giymek, takmak [godan fiili, geçişli fiil]
2) (kar, toz vs.) kaplamak, sıvamak, …ile bezeli olmak, ıslanmak, dökünmek
3) (birinin borçlarını, hatalarını vs.) üstlenmek, taşımak, (yük) omuzlamak
4) (ses veya renk) karışmak, çakışmak, üst üste gelmek
5) benzer olmak, benzerlik göstermek
6) buğulanmak, sislenmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
7) (oyun, drama, tiyatro vs. ) kapamak, sona ermek, sona gelmek
8) kapalı gişe oynamak, hepsini satmak
9) pot kırmak, gaf yapmak, acemice iş yapmak, başaramamak [arkaik]
10) aldatılmak, kandırılmak, faka basmak, oyuna gelmek [arkaik]

Meaning
1) to put on (one’s head), to wear, to have on, to pull over (one’s head), to crown (oneself) [godan verb, transitive verb]
2) to be covered with (dust, snow, etc.), to pour (water, etc.) on oneself, to dash on oneself, to ship water
3) to bear (e.g. someone’s debts, faults, etc.), to take (blame), to assume (responsibility), to shoulder (burden)
4) to overlap (e.g. sound or color)
5) to be similar
6) to be fogged (due to overexposure, etc.) (of film) [godan verb, intransitive verb]
7) to close, to come to an end (of a play, etc.)
8) to get a full house, to sell out (of a play, etc.)
9) to blunder, to bungle, to fail (of a play, etc.) [archaism]
10) to be deceived [archaism]

入る

Anlamı
1) girmek, giriş yapmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) zorla girmek, dalmak, basmak
3) katılmak, kaydolmak
4) içermek, tutmak, barındırmak
5) sahip olmak, olmak (kazanç, gelir)
6) almak, edinmek, elde etmek

Meaning
1) to enter, to go into [godan verb, intransitive verb]
2) to break into
3) to join, to enroll
4) to contain, to hold, to accommodate
5) to have (an income of)
6) to get, to obtain, to receive, to score

曇る

Anlamı
1) bulutlanmak, kararmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) buğulanmak
3) hüzünlü olmak, kasvetlenmek
4) yüzü düşmek (面曇る dan gelir)

Meaning
1) to get cloudy, to cloud over, to become overcast [godan verb, intransitive verb]
2) to cloud up, to fog up, to mist up, to become dim
3) to be gloomy, to be clouded (expression), to be downcast
4) to look slightly downward (of a noh mask; indicating sadness, grief, etc.) (from 面曇る)

渡る

Anlamı
1) üzerinden geçmek, karşıya geçmek (genellikle 渡る veya 渉る) [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) uzanmak, boyunca gitmek (genellikle 亘る veya 亙る)

Meaning
1) to cross over, to go across (usu. 渡る or 渉る) [godan verb, intrantive verb]
2) to extend, to cover, to range, to span (usu. 亘る or 亙る)