Menü Kapat

寄る | yaklaşmak | approach | よる |

Anlamı
1) yaklaşmak, yanaşmak, yakınlaşmak, yakın olmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) (bir yerde) toplanmak, bir araya gelmek, buluşmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
3) (başka bir yere giderken) uğramak, geçerken uğramak, kısa bir ziyaret yapmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
4) artmak, büyümek [godan fiili, geçişsiz fiil]
5) (buruşuk, kırışık) olmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
6) yaslanmak, dayanmak (倚る, 凭る gibi de yazılır) [godan fiili, geçişsiz fiil]
7) kemerini tutarken rakibini itmek [sumo terimi, godan fiili, geçişsiz fiil]
8) fiyat belirleyip anlaşmaya varmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
9) (bir insan) üzerinde etkisi olmak, boyun eğmek [arkaik, godan fiili, geçişsiz fiil]

Meaning
1) to approach, to draw near, to come near, to be close to [godan verb, intransitive]
2) to gather (in one place), to come together, to meet [godan verb, intransitive]
3) to stop by (while on one’s way to another place), to drop by, to make a short visit [godan verb, intransitive]
4) to grow old, to grow high (number, etc.) [godan verb, intransitive]
5) to grow (wrinkly) [godan verb, intransitive]
6) to lean against, to recline on (also written as 倚る, 凭る) [godan verb, intransitive]
7) to push one’s opponent while holding their belt [sumo term, godan verb, intransitive]
8) to decide on a price and come to a deal [godan verb, intransitive]
9) to be swayed by (a person), to yield to [archaism, godan verb, intransitive]

頑張る | sebat etmek | persevere | がんばる |

Anlamı
1) sebat etmek, direşmek, devam etmek, dayanmak, direnmek, elinden geleni yapmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) ısrar etmek, (bir görüşe) bağlı kalmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
3) bir yerde kalmak, görevine bağlı olmak, harekete izin vermemek [godan fiili, geçişsiz fiil]

Meaning
1) to persevere, to persist, to keep at it, to hang on, to hold out, to do one’s best [godan verb, intransitive verb]
2) to insist that, to stick to (one’s opinion) [godan verb, intransitive verb]
3) to remain in a place, to stick to one’s post, to refuse to budge [godan verb, intransitive verb]

滑る | kaygan olma | be slippery | ぬめる |

Anlamı
1) kaygan olmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) cezbedici bir şekilde hareket etmek, neşeyle yürümek (Anlamı ぬめる ile sınırlı) [godan fiili, geçişsiz fiil]

Meaning
1) to be slippery, to be slimy [godan verb, intransitive verb]
2) to behave charmingly, to walk merrily (Meaning restricted to ぬめる) [godan verb, intransitive verb]

滑る | kaymak | glide | すべる |

Anlamı
1) (bir yerden vb.) kaymak, (örn. kayak ile) kaymak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) (sınavda) başarısız olmak, (şaka yaparken) fiyasko ile sonuçlanmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
3) düşmek, aşağı inmek, (statü) kaybetmek [godan fiili, geçişsiz fiil]

Meaning
1) to glide, to slide (e.g. on skis), to slip [godan verb, intransitive verb]
2) to fail (an examination), to bomb (when telling a joke) [godan verb, intransitive verb]
3) to drop, to go down, to come down, to fall (e.g. in status) [godan verb, intransitive verb]

下がる

Anlamı
1) inmek, aşağı gelmek, düşmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) sallanmak, sarkmak, asılmak
3) gerilemek, geri çekilmek/gitmek/götürmek
4) kötüleşmek, kötüye gitmek, fenalaşmak, bozulmak
5) günümüze yaklaşmak, şimdiki zamana yakın olmak
6) güneye gitmek

Meaning
1) to come down, to go down, to fall, to drop, to sink, to get lower [godan verb, intransitive verb]
2) to hang, to dangle
3) to move back, to step back, to withdraw, to retire
4) to deteriorate, to fall off, to be downgraded
5) to get closer to the present day
6) to go south (in Kyoto)

移る

Anlamı
1) taşınmak, transfer olmak [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) ilgi veya merak hedefini değiştirmek, başka bir şeyle ilgilenmek
3) (zaman) geçmek, akmak
4) (boya) yayılmak, (koku) sinmek, nüfuz etmek
5) bulaşmak, yayılmak

Meaning
1) to move (house), to transfer (department) [godan verb, intransitive verb]
2) to change the target of interest or concern
3) to elapse (passage of time)
4) to be permeated by a colour or scent
5) to be infected, to be contagious, to spread (as in fire)

がる

Anlamı
1) olan işaretleri göstermek, hissetmek, düşünmek (sıfat kökünden sonra) [godan fiili, son ek]
2) başkası gibi davranmak, yapar gibi görünmek, yalandan yapmak, öyleymiş gibi davranmak (sıfat kökü veya isimden sonra)

Meaning
1) to show signs of being, to feel, to think (following adjective stem) [godan verb, suffix]
to behave as if one were, to pretend, to act as if (following adjective stem or noun)

分かる

Anlamı
1) anlamak, kavramak, bilmek, algılamak, idrak etmek [godan fiili, geçişsiz fiil]
2) net olmak, bilinmek, keşfedilmek, gerçekleştirilmek
3) Biliyorum!, ben de öyle düşünüyorum!

Meaning
1) to understand, to comprehend, to grasp, to see, to get, to follow [godan verb, intransitive verb]
2) to become clear, to be known, to be discovered, to be realized, to be realised, to be found out
3) I know!, I think so too!