Menü Kapat

良い

Anlamı
1) iyi, güzel, hoş (tüm anlamlarda いい) [i-sıfatı]
2) yeterli, kâfi, yeter
3) kazançlı, kârlı, faydalı, yararlı
4) tasdik, olur, onay, tamam (て(も)良い, と(も)良い vs. gibi; uzlaşma veya izin alındığını/verildiğini gösterir)

Meaning
1) good, excellent, fine, nice, pleasant, agreeable (also いい (all senses)) [i-adjective]
2) sufficient, enough, ready, prepared
3) profitable (deal, business offer, etc.), beneficial
4) OK, all right, fine, no problem (as て(も)良い, と(も)良い, etc.; indicates permission or compromise)

丸い

Anlamı
1) yuvarlak, dairesel, daire şeklinde (top biçiminde olanlar için genelde 丸い , disk biçiminde olanlar için 円い) [i-sıfatı]
2) kavisli, pürüzsüz
3) uyumlu, sakin, huzurlu, sevimli, dostane

Meaning
1) round, circular, spherical (丸い usu. refers to ball-shaped, and 円い to disc-shaped objects ) [i-adjective] 
2) curved, smooth
3) harmonious, calm, peaceful, amiable, amicable

大きい

Anlamı
1) büyük, kocaman, iri, çok [i-sıfatı]
2) yüksek, gürültülü
3) uzatılmış, geniş, yaygın, geniş ölçüde yapılan, engin
4) önemli, mühim, değerli, kıymetli, faydalı
5) daha yaşlı, büyük, yetişmiş

Meaning
1) big, large, great [i-adjective]
2) loud
3) extensive, spacious
4) important, decisive, valuable
5) older, grown up

暖かい

Anlamı
1) sıcak, ılık (havanın sıcaklığından bahsetmek için genelde 暖かい ) [i-sıfatı]
2) saygılı, düşünceli, nazik, anlayışlı, güler yüzlü, neşeli, hayat dolu (Anlamı 温かい ile sınırlı)
3) sıcak (renk), canlı (Anlamı 暖かい ile sınırlı)
4) yeterli paranın olması (Anlamı 暖かい ile sınırlı)

Meaning
1) warm, mild, (pleasantly) hot (暖かい usu. refers to air temperature) [i-adjective]
2) considerate, kind, genial (Meaning restricted to 温かい)
3) warm (of a colour), mellow (Meaning restricted to 暖かい)
4) having enough money (Meaning restricted to 暖かい)

可愛い

Anlamı
1) sevimli, şirin, güzel, hoş, çekici, büyüleyici, cazibeli [i-sıfatı]
2) değerli, kıymetli, aziz, sevgili
3) masum, suçsuz, günahsız, saf, zararsız, çocuk ruhlu, içten, samimi
4) zarif, sevimli küçük, minik

Meaning
1) cute, adorable, charming, lovely, pretty [i-adjective]
2) dear, precious, darling, pet
3) innocent, childlike, childish, lovable
4) dainty, cute little, tiny

涼しい

Anlamı
1) serin, soğuk, serinletici [i-sıfatı]
2) temiz, parlak (örneğin, göz)
3) açık, belirgin
4) düzgün, sakin, durgun, telâşsız
5) saf, arı, dürüst, namuslu, masum, günahsız [arkaik]

Meaning
1) cool, refreshing [i-adjective]
2) clear (e.g. eyes), bright
3) clear, distinct
4) composed (facial expression), unruffled, unconcerned
5) pure, upright, innocent [archaism]

面白い

Anlamı
1) ilginç, ilgi çekici, enteresan [i-sıfatı]
2) eğlenceli, gülünç, komik
3) keyifli, eğlenceli, hoş
4) iyi, güzel, hayırlı, yararlı, tatmin edici (olumsuz çekimde kullanılır)

Meaning
1) interesting, fascinating, intriguing, enthralling [i-adjective]
2) amusing, funny, comical
3) enjoyable, fun, entertaining, pleasant, agreeable
4) good, satisfactory, favourable, desirable, encouraging (usu. in the negative)

明るい

Anlamı
1) aydınlık, iyi aydınlatılmış, iyi ışıklandırılmış [i-adjective]
2) açık renkli, parlak renk
3) şen, neşeli, keyifli, canlı, şanlı
4) ümitlendirici, umut verici, gelecek vaadeden, geleceği parlak
5) iyi bilme, anlama, bilgili olma, bilgili (〜に明るい gibi)
6) adil, tarafsız

Meaning
1) light, well-lit, well-lighted [i-adjective]
2) bright (of a colour), brightly-coloured, brightly-colored
3) cheerful, bright, spirited, sunny (e.g. disposition)
4) encouraging (for the future of a project, etc.), promising, of fair prospects
5) familiar (with), knowledgeable (about), well versed (in) (as 〜に明るい)
6) fair (e.g. politics), clean, impartial

忙しい

Anlamı
1) meşgul, yoğun, dolu, faal, işlek [i-sıfatı]
2) kıpır kıpır, hareketli, acele, aceleye gelen, acele eden, telaşlı

Meaning
1) busy, occupied, hectic [i-adjective]
2) restless, hurried, fidgety

不味い

Anlamı
1) bozuk, bozulmuş (yiyecek), kötü (tat), lezzetsiz, kötü kokulu, berbat [i-sıfatı]
2) maharetsiz, beceriksiz
3) çirkin, suratsız, kötü, iğrenç, biçimsiz, itici, sevimsiz
4) zor, güç, uygunsuz, zahmetli, sıkıntılı, belalı, olumsuz, sakıncalı

Meaning
1) bad (taste), unpalatable, unsavoury, unsavory, awful, terrible, unpleasant [i-adjective]
2) poor, unskillful, unskilful, bungling, clumsy
3) ugly, unattractive, homely, plain
4) awkward, problematic, troublesome, unfavorable, unfavourable, unwise