Menü Kapat

凄い | korkunç, müthiş | terrible | すごい |

Anlamı
1) korkunç, müthiş, dehşetli, heybetli [i-sıfatı]
2) şaşırtıcı (örn. güç), harika (örn. beceri), şahane, fevkalade [i-sıfatı]
3) büyük ölçüde, muazzam (miktar) [i-sıfatı]
4) çok, çok fazla, son derece [konuşma dili, i-sıfatı]

Meaning
1) terrible, dreadful [i-adjective]
2) amazing (e.g. of strength), great (e.g. of skills), wonderful, terrific [i-adjective]
3) to a great extent, vast (in numbers) [i-adjective]
4) awfully, very, immensely [colloquialism, i-adjective]

深い | derin | deep | ふかい |

Anlamı
1) derin [i-sıfatı]
2) engin, geniş, uçsuz bucaksız [i-sıfatı]
3) yoğun, kesif [i-sıfatı]
4) samimi, yakın (arkadaş) [i-sıfatı]
5) şiddetli, kuvvetli, keskin [i-sıfatı]
6) geç [i-sıfatı]

Meaning
1) deep [i-adjective]
2) profound [i-adjective]
3) dense, thick [i-adjective]
4) close (relationship) [i-adjective]
5) intense, strong [i-adjective]
6) late [i-adjective]

厳しい | haşin | severe | きびしい |

Anlamı
1) sert, haşin, katı, acımasız, amansız, insafsız [i-sıfatı]
2) (yapması) zor, güç, ustalık isteyen [i-sıfatı]
3) şiddetli (soğuk), sert (hava), fırtınalı (hava)

Meaning
1) severe, strict, rigid, unsparing, relentless [i-adjective]
2) hard (to do), difficult, tricky [i-adjective]
3) intense (e.g. cold), harsh (weather), inclement [i-adjective]

硬い | katı | hard | かたい |

Anlamı
1) katı, sert, dayanıklı (özellikle 固い ve 堅い ağaç için, 硬い metal veya taş için) [i-sıfatı]
2) sert, sıkı, kazık gibi [i-sıfatı]
3) güçlü, dayanıklı [i-sıfatı]
4) güvenli, sağlam, dürüst, sadık [i-sıfatı]
5) inatçı, direngen, dik kafalı [i-sıfatı]
6) resmî, samimiyetsiz, ağır [i-sıfatı]

Meaning
1) hard, solid, tough (esp. 固い and 堅い for wood, 硬い for metal and stone) [i-adjective]
2) stiff, tight, wooden, unpolished (e.g. writing) [i-adjective]
3) strong, firm (not viscous or easily moved) [i-adjective]
4) safe, steady, honest, steadfast [i-adjective]
5) obstinate, stubborn [i-adjective]
6) bookish, formal, stuffy [i-adjective]

可笑しい | komik | funny | おかしい |

Anlamı
1) komik, güldürücü, eğlendirici, eğlenceli, gülünç [i-sıfatı]
2) garip, tuhaf, acayip, bambaşka, eksantrik
3) uygunsuz, yakışıksız, çirkin
4) kuşkulu, şüpheli, şüphe/suizan uyandıran

Meaning
1) funny, amusing, comical, laughable, ridiculous [i-adjective]
2) strange, odd, funny, peculiar, weird, unusual, eccentric
3) improper, unsuitable, unbecoming
4) suspicious

良い | iyi | good | よい |

Anlamı
1) iyi, güzel, hoş (tüm anlamlarda いい) [i-sıfatı]
2) yeterli, kâfi, yeter
3) kazançlı, kârlı, faydalı, yararlı
4) tasdik, olur, onay, tamam (て(も)良い, と(も)良い vs. gibi; uzlaşma veya izin alındığını/verildiğini gösterir)

Meaning
1) good, excellent, fine, nice, pleasant, agreeable (also いい (all senses)) [i-adjective]
2) sufficient, enough, ready, prepared
3) profitable (deal, business offer, etc.), beneficial
4) OK, all right, fine, no problem (as て(も)良い, と(も)良い, etc.; indicates permission or compromise)