Menü Kapat

出かける

Anlamı
1) dışarı çıkmak, yola çıkmak, ayrılmak, gitmek [ichidan fiil, geçişsiz fiil]
2) ayrılmak üzere olmak, hemen çıkmak

Meaning
1) to go out (e.g. on an excursion or outing), to leave, to depart, to start, to set out [ichidan verb, intransitive verb]
2) to be about to leave, to be just going out

降りる

Anlamı
1) (dağ) inmek, aşağı inmek (özellikle 下りる) [ichidan fiil, geçişsiz fiil]
2) (otobüsten) inmek, yere inmek, karaya ayak basmak (özellikle 降りる)
3) istifa etmek, emekliye ayrılmak
4) (mal vb.) bağışlanmak, verilmek
5) (don, kırağı, çiy vs.) oluşmak (özellikle 降りる)
6) (vücuttan) (kurt vs.) çıkmak/düşmek

Meaning
1) to descend (e.g. a mountain), to go down, to come down (esp. 下りる) [ichidan verb, intransitive verb]
2) to alight (e.g. from bus), to get off, to disembark, to dismount (esp. 降りる)
3) to step down, to retire, to give up, to quit
4) to be granted, to be issued, to be given (esp. 下りる)
5) to form (of frost, dew, mist, etc.) (esp. 降りる)
6) to be passed (from the body; e.g. of a roundworm) (esp. 下りる)

居る

Anlamı
1) olmak, bulunmak, var olmak (canlılar için) [ichidan fiil, geçişsiz fiil]
2) kalmak, durmak, ikamet etmek, beklemek
3) -mış olma, … olmuş (Fiilin te çekiminden sonra; bir hareket veya durumun devam ettiğini gösterir.) [ichidan fiil, yardımcı fiil]

Meaning
1) to be (of animate objects), to exist [ichidan verb, intransitive verb]
2) to stay
3) to be …-ing, to have been …-ing (after the -te form of a verb; indicates continuing action or state) [ichidan verb, auxiliary verb]

忘れる

Anlamı
1) unutmak, hatırından çıkmak, ihmal etmek [ichidan fiil, geçişli fiil]

Meaning
1) to forget, to leave carelessly, to be forgetful of, to forget about, to forget (an article) [ichidan verb, transitive verb]

並べる

Anlamı
1) dizmek, sıraya dizmek, sıraya sokmak [ichidan fiil, geçişli fiil]
2) saymak, birer birer saymak/söylemek,  ayrıntıları ile yazmak, ayrıntılı olarak belirtmek
3) üstesinden gelmek, karşılaşmak, geri kalmamak

Meaning
1) to line up, to set up, to arrange in a line [ichidan verb, transitive verb]
2) to enumerate, to itemize
3) to be equal (to), to compare well (with), to be as good (as)

疲れる

Anlamı
1) yorulmak [ichidan fiili, geçişsiz fiil]
2) yıpranmış olmak, yıpranmak, aşınmak (çok kullanılan nesneler için)
3) açlıktan kıvranmak, açlıktan ölmek, çok acıkmak [arkaik]

Meaning
1) to get tired, to tire [ichidan verb, intransitive verb]
2) to be worn out (e.g. of well used objects)
3) to starve [archaism]

入れる

Anlamı
1) içeri koymak, sokmak, içeri almak [ichidan fiili, geçişli fiil]
2) kabul etmek, almak, içeri almak, görevlendirmek, çalıştırmak, kullanmak
3) kabul etmek, razı olmak (özellikle 容れる)
4) içermek, kapsamak, içine almak
5) (kira) ödemek, karşılığını vermek, para vermek
6) (oy) vermek, atmak
7) (çay, kahva vs.) yapmak, hazırlamak
8) (elektrik anahtarı/düğmesi) açmak, lambayı açmak
9) (faks, mektup) göndermek, açmak (telefon)

Meaning
1) to put in, to let in, to take in, to bring in, to insert, to install (e.g. software), to set (a jewel, etc.), to ink in (e.g. tattoo) [ichidan verb, transitive verb]
2) to admit, to accept, to employ, to hire
3) to accept, to comply, to grant, to adopt (a policy, etc.), to take (advice, etc.), to listen to, to pay attention to (esp. 容れる)
4) to include
5) to pay (one’s rent, etc.)
6) to cast (a vote)
7) to make (tea, coffee, etc.)
8) to turn on (a switch, etc.)
9) to send (a fax), to call