Menü Kapat

まみえる | 見える | tanışmak | meet |

Anlamı
1) dinleyici olmak, tanışmak, görmek [mütevazı dil, ichidan fiil, geçişsiz fiil]
2) (düşman) yüzyüze gelmek, karşılaşmak [ichidan fiil, geçişsiz fiil]
3) (özellikle bir eş/hanım gibi) hizmet etmek [ichidan fiil, geçişsiz fiil]

Meaning
1) to have an audience, to meet, to see [humble language, ichidan verb, intransitive verb]
2) to face (an enemy), to confront [ichidan verb, intransitive verb]
3) to serve (esp. as one’s wife) [ichidan verb, intransitive verb]

見える | görülmek | be seen | みえる |

Anlamı
1) görülmek, görünmek, yakında olmak [ichidan fiili, geçişsiz fiil]
2) gözükmek, görünmek [ichidan fiili, geçişsiz fiil]
3) gelmek, gelip görünmek [saygı dili, ichidan fiili, geçişsiz fiil]

Meaning
1) to be seen, to be in sight [ichidan verb, intransitive verb]
2) to look, to seem, to appear [ichidan verb, intransitive verb]
3) to come [honorific language, ichidan verb, intransitive verb]

決める | karar vermek | decide | きめる |

Anlamı
1) karar vermek, kararlaştırmak, tayin etmek, seçmek, belirlemek, karara varmak, gönül vermek [ichidan fiili, geçişli fiil]
2) (zaferi) perçinlemek, (bir maçın sonucunu) kararlaştırmak [ichidan fiili, geçişli fiil]
3) ısrar etmek, ayak diremek, planlanmış bir şeyi gerçekten yapmak [ichidan fiili, geçişli fiil]
4) her zaman yapmak, alışkanlık haline getirmek (決めている gibi) [ichidan fiili, geçişli fiil]
5) hafife almak, farzetmek [ichidan fiili, geçişli fiil]
6) giyinip kuşanmak, süslenip püslenmek, çok şık giyinmek [ichidan fiili, geçişli fiil]
7) (sporda bir hareket, dansta bir duruş) başarıyla yerine getirmek, yapmayı başarmak [ichidan fiili, geçişli fiil]
8) (sumo, judo vs.) çift kollu yakalama yöntemi ile bloke etmek [dövüş sanatları, sumo terimi, ichidan fiili, geçişli fiil]
9) bir şeyler yemek veya içmek, yasadışı uyuşturucu kullanmak [ichidan fiili, geçişli fiil]

Meaning
1) to decide, to choose, to determine, to make up one’s mind, to resolve, to set one’s heart on, to settle, to arrange, to set, to appoint, to fix [ichidan verb, transitive verb]
2) to clinch (a victory), to decide (the outcome of a match) [ichidan verb, transitive verb]
3) to persist in doing, to go through with [ichidan verb, transitive verb]
4) to always do, to have made a habit of (as 決めている) [ichidan verb, transitive verb]
5) to take for granted, to assume [ichidan verb, transitive verb]
6) to dress up, to dress to kill, to dress to the nines [ichidan verb, transitive verb]
7) to carry out successfully (a move in sports, a pose in dance, etc.), to succeed in doing [ichidan verb, transitive verb]
8) to immobilize with a double-arm lock (in sumo, judo, etc.) [martial arts, sumo term, ichidan verb, transitive verb]
9) to eat or drink something, to take illegal drugs [ichidan verb, transitive verb]

迎える | karşılamak | welcome | むかえる |

Anlamı
1) karşılamak için dışarı çıkmak [ichidan fiili, geçişli fiil]
2) almak, hoş karşılamak, karşılamak, selam vermek, selamlamak, erişmek, yaklaşmak [ichidan fiili, geçişli fiil]
3) (bir grup veya aile üyesi gibi) kabullenmek [ichidan fiili, geçişli fiil]
4) çağırmak, davet etmek [ichidan fiili, geçişli fiil]
5) (belirli bir vakit, hayati bir nokta) yaklaşmak [ichidan fiili, geçişli fiil]

Meaning
1) to go out to meet [ichidan verb, transitive verb]
2) to receive, to welcome, to greet, to salute, to hail, to reach, to approach, to enter (a phase, era, etc.) [ichidan verb, transitive verb]
3) to accept (e.g. as a member of a group or family) [ichidan verb, transitive verb]
4) to call for, to summon, to invite [ichidan verb, transitive verb]
5) to approach (a certain time, a point in one’s life, etc.) [ichidan verb, transitive verb]

間違える |yanılma|make a mistake|まちがえる|

Anlamı
1) yanlış yapmak, hata yapmak, hata işlemek, şaşmak, yanılmak [ichidan fiili, geçişli fiil]
2) şaşırtmak, karıştırmak, zihnini karıştırmak, yanıltmak, karmakarışık yapmak, yanlış yola sevketmek [ichidan fiili, geçişli fiil]

Meaning
1) to make a mistake (in), to commit an error (e.g. in calculation) [ichidan verb, transitive verb]
2) to confuse, to mistake something for something else [ichidan verb, transitive verb]

慣れる | alışmak | get used | なれる |

Anlamı
1) alışmak, adapte olmak, alışmaya başlamak, aşina olmak (özellikle 慣れる) [ichidan fiili, geçişsiz fiil]
2) ustalaşmak, deneyim kazanmak, pişmek (özellikle 慣れる) [ichidan fiili, geçişsiz fiil]
3) evcilleşmek (özellikle 馴れる) [ichidan fiili, geçişsiz fiil]
4) … yapmaya alışmak (fiilin -masu kökünden sonra) [ichidan fiili, yardımcı fiil]

Meaning
1) to get used to, to grow accustomed to, to become familiar with (esp. 慣れる) [ichidan verb, intransitive verb]
2) to become skilled in, to become experienced at (esp. 慣れる) [ichidan verb, intransitive verb]
3) to become tame, to become domesticated (esp. 馴れる) [ichidan verb, intransitive verb
4) to get used to doing (after the -masu stem of a verb) [ichidan verb, auxiliary verb]

割れる | parçalanmak | be smashed | われる |

Anlamı
1) kırılmak, parçalanmak [ichidan fiili, geçişsiz fiil]
2) çatlamak, yarılmak, kırılmak, yırtılmak [ichidan fiili, geçişsiz fiil]
3) (görüş, oy vs.) bölünmek, (örn. bir parti) bölünmek [ichidan fiili, geçişsiz fiil]
4) açığa çıkmak, belli olmak, belirlenmek, meydana çıkmak [ichidan fiili, geçişsiz fiil]
5) (ses) bozulmak [ichidan fiili, geçişsiz fiil]
6) (kalan olmadan) bölünebilir olmak [ichidan fiili, geçişsiz fiil]
7) asgarinin altına inmek [ichidan fiili, geçişsiz fiil]

Meaning
1) to break, to be smashed [ichidan verb, intransitive verb]
2) to split, to crack, to fissure, to be torn [ichidan verb, intransitive verb]
3) to be divided (opinion, vote, etc.), to split (e.g. of a party) [ichidan verb, intransitive verb]
4) to come to light, to become clear, to be identified, to be revealed [ichidan verb, intransitive verb]
5) to be distorted (of a sound) [ichidan verb, intransitive verb]
6) to be divisible (without a remainder) [ichidan verb, intransitive verb]
7) to go below a minimum [ichidan verb, intransitive verb]

過ぎる

Anlamı
1) içinden geçmek, yanından geçmek, ötesine geçmek [ichidan fiili, geçişsiz fiil]
2) (zaman) geçmek, akmak
3) süresi dolmak, bitmek, sona ermek
4) geçmek, aşmak, geride bırakmak
5) -den daha fazla olmamak (〜に過ぎない  vs. gibi)
6) fazla olmak, çok gelmek, fazla kaçmak (fiilin -masu kökünden veya sıfat kökünden sonra sık sık kullanılır.) [ichidan fiili, geçişsiz fiil, son ek]

Meaning
1) to pass through, to pass by, to go beyond [ichidan verb, intransitive verb]
2) to pass (i.e. of time), to elapse
3) to have expired, to have ended, to be over
4) to exceed, to surpass, to be above
5) to be no more than … (as 〜に過ぎない, etc.)
6) to be excessive, to be too much, to be too …  (often used after adjective stems or the -masu stems of verbs) [ichidan verb, intransitive verb, suffix]