Menü Kapat

Anlamı
1) pazar, pazar günü [kısaltma, isim]
2) gün (ay) (んち veya ち hem de) [son ek]
3) gün sayma birimi (んち veya ち hem de) [son ek, sayma birimi]
4) Japonya [kısaltma, isim, isim (son ek), isim (ön ek)]

Meaning
1) Sunday [abbreviation, noun]
2) day (of the month) (also んち or ち) [suffix]
3) counter for days (also んち or ち) [suffix, counter]
4) Japan [abbreviation, noun, noun (suffix), noun (prefix)]

Anlamı
1) orta, ortadaki, aradaki [isim, ön ek, son ek]
2) ılım, ılımlılık, ölçülülük, ölçülü olma [isim]
3) orta okul [kısaltma]
4) Çin [kısaltma]
5) (kitap) ikinci cilt, (3 ciltlik) orta cilt
6) iken, esnasında, boyunca, sırasında, süresince [isim (son ek)]
7) içinde, dışında

Meaning
1) medium, average, middle [noun, prefix, suffix]
2) moderation [noun]
3) middle school [abbreviation]
4) China [abbreviation]
5) volume two (of three) [abbreviation]
6) during (a certain time when one did or is doing something), under (construction, etc.), while [noun (suffix)]
7) in, out of, of the

余り

Anlamı
1) kalan, artan, artık, kalıntı, fazla, fazla olan (‘no’ edatı alabilir) (Anlamı あまり ile sınırlı) [na-sıfatı, zarf, isim, isim (son ek)]
2) (değil) çok (olumsuz cümlede) [zarf]
3) fazla, aşırı, fazlaca, çok fazla (özellikle あまりに(も))
4) en uç nokta, sınır, son derece, büyük, muazzam
5) -den fazla, daha fazla, aşırı (Anlamı あまり ile sınırlı) [isim (son ek)]

Meaning
1) remainder, remnant, rest, balance, surplus, remains (of a meal), leftovers (May take the particle ‘no’) (Meaning restricted to あまり) [na-adjective, adverb, noun, noun (suffix)]
2) (not) very, (not) much (with neg. sentence) [adverb]
3) too much, excessively, overly (esp. as あまりに(も))
4) extreme, great, severe, tremendous, terrible
5) more than, over (Meaning restricted to あまり) [noun (suffix)]

Anlamı
1) kapı, geçit [isim, isim (son ek)]
2) bir ustanın öğretilerine dayanarak öğrenme yöntemi (Anlamı もん ile sınırlı)
3) bölünme (Anlamı もん ile sınırlı) [biyoloji terimi]
4) (askeri) top sayma birimi (Anlamı もん ile sınırlı) [sayma birimi]

Meaning
1) gate [noun, noun (suffix)]
2) branch of learning based on the teachings of a single master (Meaning restricted to もん)
3) division, phylum (Meaning restricted to もん) [biology term]
4) counter for cannons (Meaning restricted to もん) [counter]

Anlamı
1) (yaklaşık) zaman, çevresinde, sularında, aşağı yukarı, yaklaşık (son ek gibi kullanıldığında ごろ) [isim, zarfsal isim, isim (son ek)]
2) uygun zaman (veya durum)
3) yılın belli zamanı, sezon, mevsim

Meaning
1) (approximate) time, around, about, toward (ごろ when used as a suffix) [noun, adverbial noun, noun (suffix)]
2) suitable time (or condition)
3) time of year, season

Anlamı
1) yön, taraf, istikamet (ほう okunuşlu 方 ile aynı) [isim]
2) kişi, şahıs, leydi, hanımefendi, bayan, centilmen, bey, beyefendi, bay [saygı dili]
3) tarz, usul, yöntem, yapılış şekli [isim, isim (son ek)]
4) vasıtası ile, eliyle, nezdinde [isim (son ek)]
5) vazifeli/sorumlu (kimse) (がた okunuşlu 方 ile aynı)
6) taraf (örneğin, annemin tarafı) (がた okunuşlu 方 ile aynı)

Meaning
1) direction, way (also ほう) [noun]
2) person, lady, gentleman [honorific language]
3) method of, manner of, way of [noun, noun (suffix)]
4) care of … [noun (suffix)]
5) person in charge of … (also がた)
6) side (e.g. “on my mother’s side”) (also がた)

Anlamı
1) derece (açı, sıcaklık vs.) [isim, isim (son ek)]
2) olay sayma birimi (olarak kullanılabilir) [sayma birimi]
3) gözlük derecesi, mercek odağı [isim, isim (son ek)]
4) alkol oranı/yüzdesi
5) boyut, derece, limit [isim]
6) aklı başında olma, sakinlik, soğukkanlılık

Meaning
1) degree (angle, temperature, scale, etc.) [noun, noun (suffix)]
2) counter for occurrences [counter]
3) strength (of glasses), glasses prescription [noun, noun (suffix)]
4) alcohol content (percentage), alcohol by volume
5) extent, degree, limit [noun]
6) presence of mind, composure

沢山

Anlamı
1) çok, epey, bir hayli, çok sayıda, önemli oranda (‘no’ edatı alabilir) [na-sıfatı, zarfsal isim]
2) yeterli, kâfi
3) yeterli miktar, çok fazla (bir isimden sonra; genellikle だくさん gibi okunur.) [isim (son ek)]

Meaning
1) a lot, lots, plenty, many, a large number, much, a great deal, a good deal (May take the particle ‘no’) [noun, na-adjective, adverbial noun]
2) enough, sufficient
3) enough, too many, too much (after a noun; usu. read as だくさん) [noun (suffix)]

Anlamı
1) masa, sehpa, kürsü, podyum, sahne [isim, isim (son ek)]
2) destek, destekleme, kulp, tutamak, tutamaç
3) makine sayma birimi (daha çok araç/vasıta) [sayma birimi]
4) (mücevher için) yuva ve tırnakları
5) düzey, seviye (örneğin; fiyat seviyesi), aralık, mesafe (örneğin; fiziki birim), süre (örneğin; hayatın 10 yılı) [isim, isim (son ek), sayma birimi]
6) yüksek yer [isim]
7) çevreyi gözlemleme yeri [isim]
8) tabak/çanak tepsisi (taşımak, koymak için)
9) yemek, yiyecek [arkaik]
10) yüksek yapı, kule [arkaik]

Meaning
1) stand, rack, table, bench, podium, pedestal, platform, stage [noun, noun (suffix)]
2) support, holder, rack
3) counter for machines, incl. vehicles [counter]
4) setting (e.g. in jewellery)
5) level (e.g. price level), range (e.g. after physical units), period (of time, e.g. a decade of one’s life) [noun, noun (suffix), counter]
6) elevated area [noun]
7) viewing platform
8) dish tray
9) meal [archaism]
10) tall building, tower [archaism]