Menü Kapat

つま | 妻 | karı, eş, hanım | wife |

Anlamı
1) karı, eş, hanım (Anlamı 妻 ile sınırlı) [isim]
2) sevgili, sevgilim (Anlamı 妻 , 夫 ile sınırlı) [arkaik, isim]
3) garnitür (özellikle saşimi ile servis edilir) [isim]
4) süs, ziynet [isim]

Meaning
1) wife (Meaning restricted to 妻) [noun]
2) my dear, dear, honey (Meaning restricted to 妻 , 夫) [archaism, noun]
3) garnish (esp. one served with sashimi) [noun]
4) embellishment [noun]

最後 | son | end | さいご |

Anlamı
1) son, sonuç [isim]
2) son, en sonraki, sonuncu (‘no’ edatı alabilir)
3) demeye kalmadan, hemen akabinde (çoğu kez olumsuz sonuçları olan) [ifade]
4) birinin son anları [arkaik, isim]

Meaning
1) end, conclusion [noun]
2) last, final, latest, most recent (May take the particle ‘no’)
3) no sooner than, once, right after [expression]
4) one’s final moments [archaism, noun]

お礼 | teşekkür | thanks | おれい |

Anlamı
1) teşekkür, minnettarlık [kibar dil, isim]
2) terbiye, görgü, görgü kuralları [kibar dil, isim]
3) selamlama [kibar dil, isim]
4) mükâfat, hediye [kibar dil, isim]
5) merasim, tören [kibar dil, isim]

Meaning
1) thanks, gratitude [polite language, noun]
2) manners, etiquette [polite language, noun]
3) bow [polite language, noun]
4) reward, gift [polite language, noun]
5) ceremony, ritual [polite language, noun]

ひかり | 光 | ışık | light |

Anlamı
1) ışık [isim]
2) ışıklandırma, ışın, parıltı [isim]
3) mutluluk, ümit [isim]
4) etki, tesir [isim]
5) görme, görme duyusu, görüş [isim]

Meaning
1) light [noun]
2) illumination, ray, beam, gleam, glow [noun]
3) happiness, hope [noun]
4) influence, power [noun]
5) vision, eyesight [noun]