Menü Kapat

お礼 | teşekkür | thanks | おれい |

Anlamı
1) teşekkür, minnettarlık [kibar dil, isim]
2) terbiye, görgü, görgü kuralları [kibar dil, isim]
3) selamlama [kibar dil, isim]
4) mükâfat, hediye [kibar dil, isim]
5) merasim, tören [kibar dil, isim]

Meaning
1) thanks, gratitude [polite language, noun]
2) manners, etiquette [polite language, noun]
3) bow [polite language, noun]
4) reward, gift [polite language, noun]
5) ceremony, ritual [polite language, noun]

お陰様で | şükürler olsun | thankfully |

Anlamı
1) şükürler olsun, bereket versin ki, çok şükür, Allahın inayetiyle [kibar dil, ifade]
2) sizin iyiliğiniz sayenizde, yardımınız sayesinde, çabalarınız sayesinde [kibar dil, ifade]

Meaning
1) thankfully, fortunately, luckily, by God’s grace, under the gods’ shadow [polite language, expression]
2) thanks to your (his, their, everyone’s, etc.) kindness, thanks to your assistance, thanks to your support, thanks to your efforts [polite language, expression]

お土産 | hediye | gift | おみやげ |

Anlamı
1) bilinen bir yerden veya seyahat sırasında alınan hediye [kibar dil, isim]
2) ziyarete gelen kimse tarafından alınmış hediye [kibar dil]
3) istenmeyen hediye, birine verilmiş hoş olmayan bir şey (örn. tatil sırasında alınan hastalık) [kibar dil]

Meaning
1) local specialty or souvenir bought as a gift while travelling [polite language, noun]
2) present brought by a visitor [polite language]
3) something unpleasant that one is given (e.g. an illness while on vacation), unwelcome gift, disservice [polite language]

上げる | yükseltmek | to raise | あげる |

Anlamı
1) yükseltmek, kaldırmak [ichidan fiili, geçişli fiil]
2) saçını vb. düzeltmek
3) uçurmak (uçurtma vs.), (roket, havai fişek) fırlatmak, (balık/denizaltı) suyun yüzüne çıkmak
4) (gemi, vapur, sandal) karaya çıkarmak/çıkmak
5) bol yağda kızartmak (Anlamı 揚げる ile sınırlı)
6) birisine göstermek (odayı)
7) (birini) çağırtmak (Anlamı 揚げる ile sınırlı)
8) birisini göndermek
9) kaydolmak, yazılmak (okula vs.)
10) (fiyat, kalite statü vs.)artırmak, çoğaltmak, (yetenek, maharet vs.) geliştirmek, ilerletmek
11) (sesini) yükseltmek/duyurmak, (ses) çıkarmak
12) (istenilen şeyler) kazandırmak
13) övmek, methetmek
14) (örnek vs.) vermek, göstermek, aktarmak, bahsetmek (genellikle 挙げる)
15) toplamak (gücünü/cesaretini/enerjisini) (genellikle 挙げる)
16) tutuklamak, tevkif etmek (Anlamı 挙げる ile sınırlı)
17) aday/namzet göstermek, adaylığa seçmek (Anlamı 挙げる ile sınırlı)
18) vermek (Anlamı 上げる ile sınırlı) [kibar dil]
19) (ibadete/fedakârlığa) kendini adamak, (dua) etmek (Anlamı 上げる ile sınırlı)
20) (çocuk) doğurmak
21) tören/düğün yapmak, yönetmek, idare etmek, yürütmek (özellikle düğün) (genellikle 挙げる)
22) (deniz) yükselmek, kabarmak [ichidan fiili, geçişsiz fiil]
23) kusmak, çıkarmak [ichidan fiili, geçişli fiil, geçişsiz fiil]
24) (başkası için, başkasının hatırı için) yapmak, bakmak (fiilin te çekiminden sonra) [ichidan fiili, yardımcı fiil, kibar dil]
25) … tamamlamak (fiilin masu kökünden sonra)
26) … mütevazi ile yapmak (mütevazilik anlamını artırmak için mütevazi bir fiilin masu kökünden sonra) [mütevazı dil]

Meaning
1) to raise, to elevate [ichidan verb, transitive verb]
2) to do up (one’s hair)
3) to fly (a kite, etc.), to launch (fireworks, etc.), to surface (a submarine, etc.)
4) to land (a boat)
5) to deep-fry (Meaning restricted to 揚げる)
6) to show someone (into a room)
7) to summon (for geishas, etc.) (Meaning restricted to 揚げる)
8) to send someone (away)
9) to enrol (one’s child in school), to enroll
10) to increase (price, quality, status, etc.), to develop (talent, skill), to improve
11) to make (a loud sound), to raise (one’s voice)
12) to earn (something desirable)
13) to praise
14) to give (an example, etc.), to cite (usu. 挙げる)
15) to summon up (all of one’s energy, etc.) (usu. 挙げる)
16) to arrest (Meaning restricted to 挙げる)
17) to nominate (Meaning restricted to 挙げる)
18) to give (Meaning restricted to 上げる) [polite language]
19) to offer up (incense, a prayer, etc.) to the gods (or Buddha, etc.) (Meaning restricted to 上げる)
20) to bear (a child)
21) to conduct (a ceremony, esp. a wedding) (usu. 挙げる)
22) (of the tide) to come in [ichidan verb, intransitive verb]
23) to vomit [ichidan verb, intransitive verb, transitive verb]
24) to do for (the sake of someone else) (after the -te form of a verb) [polite language, auxiliary verb, ichidan verb]
25) to complete … (after the -masu stem of a verb)
26) to humbly do … (after the -masu stem of a humble verb to increase the level of humility) [humble language]

済みません | özür dilerim | excuse me |

Anlamı
1) Özür dilerim, affedersiniz, beni bağışlayın (Birinin dikkatini çekmek ve özür dilemek için kullanılır.) [kibar dil, ifade, ünlem]
2) Teşekkür ederim, sağ olun [kibar dil]

Meaning
1) excuse me, pardon me, I’m sorry (used both to apologize and to get someone’s attention) [polite language, expression, interjection]
2) thank you [polite language]

ご | 御 | mütevazı ön ek | humble prefix |

Anlamı
1) saygı/kibar/mütevazı ön ek (genellikle Çince okunuşlu terimlerden önce) [saygı dili, kibar dil, mütevazı dil, ön ek]
2) saygı son eki (bir kişiyi belirten bir isimden sonra) [saygı dili, son ek]

Meaning
1) honorific/polite/humble prefix (usu. before a term with an on-yomi reading) [honorific language, polite language, humble language, prefix]
2) honorific suffix (after a noun indicating a person) [honorific language, suffix]

貴方 | sen (zamir) | you (pronoun) | あなた |

Anlamı
1) sen (eşit veya alt statüdeki birinden söz ederken) (Kadınlardan söz ederken 貴女, erkeklerden söz ederken 貴男 kullanılabilir.) [kibar dil, zamir]
2) sevgili(m), değerli, kıymetli, hayatım, canım (Hanım, kocasına hitap ederken) (Anlamı 貴方 , 貴男 ile sınırlı)

Meaning
1) you (referring to someone of equal or lower status) (貴女 refers only to females and 貴男 refers only to males) [polite language, pronoun]
2) dear (what a wife calls a husband) (Meaning restricted to 貴方 , 貴男)