Menü Kapat

Anlamı
1) de, dahi, hem, hem de, ayrıca, üstelik (negatif cümlelerde) [edat]
2) hem A hem de B, A ve B, ne A ne de B (negatif cümlelerde) (AもBも gibi)
3) bile, dahi, hatta, üstelik, kadar, bile, olduğu sürece, sürece, şartıyla, yeter ki (miktar vs. ile ilgili şüphenin olmadığını veya vurgulamak için kullanılır.)
4) bile, olsa bile, rağmen, olsa da, öyle de olsa (〜ても, 〜でも, 〜とも vs. gibi sık sık)
5) daha, daha fazla, bundan başka, çok, fazla şey, fazlalık, tekrar, yine, gene, yeniden, bir daha [konuşma dili, kısaltma, zarf]

Meaning
1) too, also, in addition, as well, (not) either (in a negative sentence) [particle]
2) both A and B, A as well as B, neither A nor B (in a negative sentence) (as AもBも)
3) even, as much as, as many as, as far as, as long as, no less than, no fewer than (used for emphasis or to express absence of doubt regarding a quantity, etc.)
4) even if, even though, although, in spite of (often as 〜ても, 〜でも, 〜とも, etc.)
5) further, more, again, another, the other [colloquialism, abbreviation, adverb]

Anlamı
1) kırmızı, kızıl [isim]
2) kırmızımsı, kırmızılı renk
3) kırmızı, komünist (sık sık アカ biçiminde kullanılır) [konuşma dili]
4) kırmızı (trafik) ışığı [kısaltma]
5) kırmızı mürekkep (finans alanında veya düzeltme), kırmızılı [kısaltma]
6) bütün, tam, toplam, tutar, mükemmel (‘no’ edatı alabilir)
7) bakır (Cu) (Anlamı 赤 ile sınırlı) [kısaltma, isim]
8) kırmızı şiir kurdele kartı (hanafuda oyunu) [kısaltma]

Meaning
1) red, crimson, scarlet [noun]
2) red-containing colour (e.g. brown, pink, orange)
3) Red (i.e. communist) (often written as アカ) [colloquialism]
4) red light (traffic) [abbreviation]
5) red ink (i.e. in finance or proof-reading), (in) the red [abbreviation]
6) complete, total, perfect, obvious (May take the particle ‘no’)
7) copper (Cu) (Meaning restricted to 赤) [abbreviation, noun]
8) red poetry ribbon card (in hanafuda) [abbreviation]

Anlamı
1) kutu, sandık [isim]
2) vagon, kabin, yolcu bölümü (tren, balon, zeplin vs.)
3) şamisen kutusu, şamisen
4) kamu binası, devlet binası (sık sık ハコ da yazılır) [konuşma dili]
5) bir geyşanın şamisen kutusunu taşıyan adam [arkaik]
6) bebek bezi, çiş bezi [arkaik]
7) kutu (veya kutulanmış eşya) sayma birimi [son ek, sayma birimi]

Meaning
1) box, case, chest, package, pack, crate [noun]
2) car (of a train, etc.)
3) shamisen case, shamisen
4) public building, community building (often written as ハコ) [colloquialism]
5) man who carries a geisha’s shamisen [archaism]
6) receptacle for human waste, feces (faeces) [archaism]
7) counter for boxes (or boxed objects) [suffix, counter]

Anlamı
1) baş, kafa [isim]
2) saç, saçlar, tüy
3) akıl, us, zihin, bellek, beyin, zekâ (Anlamı あたま ile kısıtlı)
4) lider, önder, şef, baş, reis, amir
5) üst, tepe, uç
6) başlangıç, baş, çıkış noktası
7) kişi, insan, adam (Anlamı あたま ile kısıtlı)
8) bir kanjinin üst yapısındaki parça/çizim (Anlamı かしら ile sınırlı)
9) çift, eş, iki parçadan oluşan şey (Anlamı あたま ile kısıtlı) [Çin dominosu terimi, konuşma dili]

Meaning
1) head [noun]
2) hair (on one’s head)
3) mind, brains, intellect (Meaning restricted to あたま)
4) leader, chief, boss, captain
5) top, tip
6) beginning, start
7) head, person (Meaning restricted to あたま)
8) top structural component of a kanji (Meaning restricted to かしら)
9) pair (Meaning restricted to あたま) [mahjong term, colloquialism]

頼む

Anlamı
1) rica etmek, istemek, talep etmek [godan fiili, geçişli fiil]
2) aramak, sipariş vermek, rezerve etmek
3) emanet etmek, bırakmak
4) güvenmek (özellikle 恃む)
5) lütfen, rica ederim, lütfen yapar mısın? [konuşma dili, ünlem]

Meaning
1) to request, to beg, to ask [godan verb, transitive verb]
2) to call, to order, to reserve
3) to entrust to
4) to rely on (esp. 恃む)
5) please, please do [colloquialism, interjection]

Anlamı
1) kedi [isim]
2) şamisen, sangen, baçi (Bir tür mızrap ile çalınan üç telli bir Japon çalgısıdır. )
3) geyşa
4) el arabası [kısaltma]
5) kil yatak ısıtıcı [kısaltma]
6) alt, alttaki, homoseksüel ilişkideki uysal partner [konuşma dili]

Meaning
1) cat (esp. the domestic cat, Felis catus) [noun]
2) shamisen
3) geisha
4) wheelbarrow [abbreviation]
5) clay bed-warmer [abbreviation]
6) bottom, submissive partner of a homosexual relationship [colloquialism]

痛い

Anlamı
1) eziyetli, üzücü, acı, acıtan, ağrıtan [i-sıfatı]
2) utandırıcı, can sıkıcı, hoşa gitmeyen [konuşma dili]
3) aşırı, ölçüsüz, olağanüstü (özellikle 甚い) [i-sıfatı, son ek]

Meaning
1) painful, sore [i-adjective]
2) cringy, embarrassing [colloquialism]
3) exceeding (esp. 甚い) [i-adjective, suffix]

大丈夫

Anlamı
1) emin, emniyetli, güvenli, sağlam, güvenilir, tehlikesiz, peki [na-sıfatı]
2) elbette, tabii, baş üstüne, muhakkak, hiç kuşkusuz, hiç şüphesiz, kesinlikle [zarf]
3) kalsın (almayayım), teşekkürler kalsın, hayır teşekkür ederim, iyiyim, beni merak etme, canın sağolsun [konuşma dili, ünlem, na-sıfatı]
4) büyük adam, iyi figürlü adam, bir adamın iyi figürü [arkaik, isim]

Meaning
1) safe, secure, sound, problem-free, without fear, all right, alright, OK, okay [na-edjective]
2) certainly, surely, undoubtedly [adverb]
3) no thanks, I’m good, that’s alright [colloquialism, interjection, na-adjective]
4) great man, fine figure of a man [archaism, noun]

はい

Anlamı
1) evet, olumlu cevap [kibar dil, ünlem]
2) anladım, anlıyorum, peki!/Tamam!/Olur!/Oldu!
3) burada! (yoklamada verilen karşılık olarak, okulda yoklama alınırken “burada” demek gibi)
4) efendim? ne dedin? anlamadım? buyur? ne dediğini anlamadım tekrar söyler misin? [konuşma dili]
5) işte, burada, işte bu, al bakayım, buyur al (Birinin dikkatini çekmek isterken veya birini bir şey teslim ederken kullanılır.)
6) deh! haydi! yallah!

Meaning
1) yes, that is correct [polite language, interjection]
2) understood, I see, OK, okay
3) present, here (as a response to a roll call)
4) pardon?, what’s that?, come again? (with rising intonation) [colloquialism]
5) now, here, here you go (used when calling for someone’s attention or when handing something to someone)
6) giddy-up, giddap

Anlamı
1) o, şu (dinleyen ve konuşandan uzak (mesafe, zaman veya psikolojik) veya doğrudan ifade edilmeden anlaşılan bir şeyleri belirtmek için ) [isim]
2) o kişi (eşit seviye veya ast belirtilirken kullanılır.)
3) ta ötede, orada [arkaik]
4) aşağı bölge, özel bölge, genital bölge (Anlamı あれ ile sınırlı) [konuşma dili]
5) âdet, aybaşı (Anlamı あれ ile sınırlı) [konuşma dili]
6) A! , Ne? , Ha? , öyle mi? (sürpriz ifadesi) [ünlem]
7) o, şu (Daha önce bahsedilen psikolojik veya zamansal açıdan uzak şeyler için kullanılır.) [isim]

Meaning
1) that (indicating something distant from both speaker and listener (in space, time or psychologically), or something understood without naming it directly) [noun]
2) that person (used to refer to one’s equals or inferiors)
3) over there [archaism]
4) down there (i.e. one’s genitals) (Meaning restricted to あれ) [colloquialism]
5) period, menses [Meaning restricted to あれ] [colloquialism]
6) hey, huh?, eh? (expression of surprise, suspicion, etc.) [interjection]
7) that (something mentioned before which is distant psychologically or in terms of time) [noun]