Menü Kapat

十分 | yeterli, kâfi | enough | じゅうぶん |

Anlamı
1) yeterli, kâfi, tatmin edici, pek çok [na-sıfatı]
2) yeteri kadar, yeterince, iyice, layıkıyla, adamakıllı, kusursuzca [zarf]
3) on parçaya ayırma (Anlamı 十分 ile sınırlı) [isim, suru fiili alan]

Meaning
1) enough, sufficient, plenty, adequate, satisfactory [na-adjective]
2) sufficiently, fully, thoroughly, well, perfectly [adverb]
3) division into ten (Meaning restricted to 十分) [noun, taking verb suru]

邪魔 | engel, mâni | hindrance | じゃま |

Anlamı
1) engel, mâni, dert, bela, karışıklık, kesinti, müdahale [isim, na-sıfatı, suru fiili alan]
2) (birinin evi) ziyaret etmek (お〜 gibi) [suru fiili alan]
3) Budist eğitimini engelleyen iblis, sezgisel varlıkların ahlaki davranışlar devam ettirmesini engelleyen iblis (orijinal anlamı)

Meaning
1) hindrance, obstacle, nuisance, disturbance, interruption, interference [noun, na-adjective, taking verb suru]
2) to visit (someone’s home) (as お〜) [taking verb suru]
3) demon who hinders Buddhist training, demon who obstructs sentient beings from maintaining moral behaviour (orig. meaning) [Buddhism, noun]

失礼 | nezaketsizlik | discourtesy | しつれい |

Anlamı
1) nezaketsizlik, kabalık, saygısızlık, terbiyesizlik [isim, suru fiili alan, na-sıfatı]
2) izninizle, hoşça kal [ifade]
3) (bir yerden) ayrılmak, çıkmak [suru fiili alan]
4) kabalık etmek, terbiyesini bozmak [suru fiili alan]

Meaning
1) discourtesy, impoliteness [noun, taking verb suru, na-adjective]
2) excuse me, goodbye [expression]
3) to leave [taking verb suru]
4) to be rude [taking verb suru]

急 | ani | sudden | きゅう |

Anlamı
1) ani, birdenbire, apansız, beklenmedik [na-sıfatı]
2) acil, ivedi [na-sıfatı]
3) dik, sarp, ani (yükseliş / düşüş / dönüş) [na-sıfatı]
4) çabuk, hızlı, süratli [na-sıfatı]
5) acil durum, kriz, tehlike [isim]
6) acele, ivedilik, acelecilik [isim]
7) (gagaku veya no tiyatrolarında) müzik sonu [isim]

Meaning
1) sudden, abrupt, unexpected [na-adjective]
2) urgent, pressing [na-adjective]
3) steep, sharp, precipitous [na-adjective]
4) rapid, swift, fast [na-adjective]
5) emergency, crisis, danger [noun]
6) urgency, hurrying, haste [noun]
7) (in gagaku or noh) end of a song [noun]