Menü Kapat

上がる | çıkmak | to rise | あがる |

Anlamı
1) çıkmak, yükselmek, yukarı çıkmak [godan fiil, geçişsiz fiil]
2) (özellikle dışarıdan) girmek, içeri girmek, gitmek [godan fiil, geçişsiz fiil]
3) (okula) yazılmak, (okula) başlamak, bir sonraki sınıfa geçmek [godan fiil, geçişsiz fiil]
4) (sudan) çıkmak, kıyıya gelmek [godan fiil, geçişsiz fiil]
5) artmak, çoğalmak (fiyat baz alındığında 騰る gibi de yazılır.) [godan fiil, geçişsiz fiil]
6) gelişmek, ilerlemek [godan fiil, geçişsiz fiil]
7) terfi etmek, terfi olmak [godan fiil, geçişsiz fiil]
8) (kâr, fayda) yapılmak [godan fiil, geçişsiz fiil]
9) (özellikle olumlu netice) olmak, meydana gelmek [godan fiil, geçişsiz fiil]
10) (masrafı üstlenmek vs.) ihtiyacı karşılamak (sık sık 〜で上がる gibi) [godan fiil, geçişsiz fiil]
11) tamamlanmak, sonlanmak [godan fiil, geçişsiz fiil]
12) (yağmur) durmak, (sis/duman) dağılmak [godan fiil, geçişsiz fiil]
13) (düzgün çalışma) durmak, bırakmak, yapmaya son vermek, dağıtmak, stop etmek [godan fiil, geçişsiz fiil]
14) (kart oyununda vs.) kazanmak [godan fiil, geçişsiz fiil]
15) yakalanmak (Anlamı 挙がる ile sınırlı) [godan fiil, geçişsiz fiil]
16) (delil) bulmak, keşfetmek (Anlamı 挙がる ile sınırlı) [godan fiil, geçişsiz fiil]
17) bol yağda kızartılmak (Anlamı 揚がる ile sınırlı) [godan fiil, geçişsiz fiil]
18) yüksek sesle konuşulmak [godan fiil, geçişsiz fiil]
19) gergin olmak, sahneye çıkmaktan korkmak [godan fiil, geçişsiz fiil]
20) (tanrıya) sunmak [godan fiil, geçişsiz fiil]
21) gitmek, ziyaret etmek [saygı dili, godan fiil, geçişsiz fiil]
22) yemek, içmek [saygı dili, godan fiil, geçişsiz fiil]
23) (aday olarak) listelenmek (özellikle 挙がる) [godan fiil, geçişsiz fiil]
24) (efendinin evinde) hizmet etmek [godan fiil, geçişsiz fiil]
25) (Kyoto’da) kuzeye gitmek [godan fiil, geçişsiz fiil]
26) tam olmak, bitmek (fiilin masu kökünden sonra) [godan fiili, son ek]

Meaning
1) to rise, to go up, to come up, to ascend, to be raised [godan verb, intransitive verb]
2) to enter (esp. from outdoors), to come in, to go in [godan verb, intransitive verb]
3) to enter (a school), to advance to the next grade [godan verb, intransitive verb]
4) to get out (of water), to come ashore [godan verb, intransitive verb]
5) to increase (also written as 騰る in ref. to price) [godan verb, intransitive verb]
6) to improve, to make progress [godan verb, intransitive verb]
7) to be promoted, to advance [godan verb, intransitive verb]
8) to be made (of profit, etc.) [godan verb, intransitive verb]
9) to occur (esp. of a favourable result) [godan verb, intransitive verb]
10) to be adequate (to cover expenses, etc.) (often as 〜で上がる) [godan verb, intransitive verb]
11) to be finished, to be done, to be over [godan verb, intransitive verb]
12) (of rain) to stop, to lift [godan verb, intransitive verb]
13) to stop (working properly), to cut out, to give out, to die [godan verb, intransitive verb]
14) to win (in a card game, etc.) [godan verb, intransitive verb]
15) to be arrested (Meaning restricted to 挙がる) [godan verb, intransitive verb]
16) to turn up (of evidence, etc.) (Meaning restricted to 挙がる) [godan verb, intransitive verb]
17) to be deep fried (Meaning restricted to 揚がる) [godan verb, intransitive verb]
18) to be spoken loudly [godan verb, intransitive verb]
19) to get nervous, to get stage fright [godan verb, intransitive verb]
20) to be offered (to the gods, etc.) [godan verb, intransitive verb]
21) to go, to visit [honorific language, godan verb, intransitive verb]
22) to eat, to drink [honorific language, godan verb, intransitive verb]
23) to be listed (as a candidate) (esp. 挙がる) [godan verb, intransitive verb]
24) to serve (in one’s master’s home) [godan verb, intransitive verb]
25) (in Kyoto) to go north [godan verb, intransitive verb]
26) to be complete, to finish (after the -masu stem of a verb) [godan verb, suffix]

見える | görülmek | be seen | みえる |

Anlamı
1) görülmek, görünmek, yakında olmak [ichidan fiili, geçişsiz fiil]
2) gözükmek, görünmek [ichidan fiili, geçişsiz fiil]
3) gelmek, gelip görünmek [saygı dili, ichidan fiili, geçişsiz fiil]

Meaning
1) to be seen, to be in sight [ichidan verb, intransitive verb]
2) to look, to seem, to appear [ichidan verb, intransitive verb]
3) to come [honorific language, ichidan verb, intransitive verb]

お宅 | ev | house | おたく |

Anlamı
1) (senin) evin, (senin) ailen [saygı dili, isim]
2) (senin) kocan [saygı dili]
3) (senin) kurumun [saygı dili]
4) sen (özellikle yakın olmayan eşit statüdeki birine karşı) [saygı dili, zamir]

Meaning
1) your house, your home, your family [honorific language, noun]
2) your husband [honorific language]
3) your organization [honorific language]
4) you (referring to someone of equal status with whom one is not especially close) [honorific language, pronoun]

先生 | öğretmen, hoca | teacher | せんせい |

Anlamı
1) öğretmen, hoca, usta [saygı dili, isim]
2) öğretmenin ismiyle birlikte bir saygı ifadesi gibi [saygı dili, son ek]
3) önceden var olma, insan ruhunun (doğmadan) daha önce de varolması (せんじょう) [arkaik, isim]

Meaning
1) teacher, master, doctor [honorific language, noun]
2) with names of teachers, etc. as an honorific [honorific language, suffix]
3) previous existence (Meaning restricted to せんじょう) [archaism, noun]