Menü Kapat

Anlamı
1) pazar, pazar günü [kısaltma, isim]
2) gün (ay) (んち veya ち hem de) [son ek]
3) gün sayma birimi (んち veya ち hem de) [son ek, sayma birimi]
4) Japonya [kısaltma, isim, isim (son ek), isim (ön ek)]

Meaning
1) Sunday [abbreviation, noun]
2) day (of the month) (also んち or ち) [suffix]
3) counter for days (also んち or ち) [suffix, counter]
4) Japan [abbreviation, noun, noun (suffix), noun (prefix)]

Anlamı
1) dükkân, mağaza, işyeri (genelde 屋) [son ek]
2) (bir şey) satan veya görevli olan kimse, ticareti yapılan veya gösterilen nesnelerin yeri (genelde 屋, kaba olabilir)
3) (belirli) kişilik özelliğine sahip biri (genelde 屋)
4) ev, konut (genelde 家) [isim]
5) çatı, dam

Meaning
1) (something) shop (usu. 屋) [suffix]
somebody who sells (something) or works as (something) (usu. 屋, can be derog.)
3) somebody with a (certain) personality trait (usu. 屋)
4) house (usu. 家) [noun]
5) roof

Anlamı
1) (soru eki) mı?, mi? , değil mi? (cümle sonunda kullanılır; soru belirtir (konuşurken sık kullanılır)) [edat]
2) veya, olsa da olmasa da, -se de -mese de (alternetaif seçeneklerden sonra)
3) bazı, kimi, bir (örn, bir şey, birisi, bazıları) (soru zamirinden sonra)
4) hmm, ha (şüphe, belirsizlik vs. belirtmek için; bazen diğer edatlardan sonra)
5) çok, pek, gayet (vurgu ön eki; genelde sıfattan önce) [ön ek]
6) -lı, -li, -ca, -ce (sıfat veya zarf yapma son eki; çekimsiz bir kelimeden sonra) [son ek]
7) bu şekilde, böyle [arkaik, zarf]

Meaning
1) yes?, no?, isn’t it?, is it? (used at sentence-end; indicates a question (sometimes rhetorical)) [particle]
2) or, whether or not (after each alternative)
3) some- (e.g. something, someone) (after an interrogative)
4) hmm, huh (indicates doubt, uncertainty, etc.; sometimes after other particles)
5) very (emphatic prefix; usu. before an adjective) [prefix]
6) -al, -ial, -ic, -ical, -ish, -y (suffix forming adjectives or adverbs; after an indeclinable word) [suffix]
7) in that way [archaism, adverb]

ずつ

Anlamı
1) her biri, tanesi, her, her bir (宛 şeklinde de yazılır) [son ek]
2) parça parça, parça parça yapılmış, bölük pörçük

Meaning
1) apiece, each (also written as 宛) [suffix]
2) at a time, piecemeal

Anlamı
1) orta, ortadaki, aradaki [isim, ön ek, son ek]
2) ılım, ılımlılık, ölçülülük, ölçülü olma [isim]
3) orta okul [kısaltma]
4) Çin [kısaltma]
5) (kitap) ikinci cilt, (3 ciltlik) orta cilt
6) iken, esnasında, boyunca, sırasında, süresince [isim (son ek)]
7) içinde, dışında

Meaning
1) medium, average, middle [noun, prefix, suffix]
2) moderation [noun]
3) middle school [abbreviation]
4) China [abbreviation]
5) volume two (of three) [abbreviation]
6) during (a certain time when one did or is doing something), under (construction, etc.), while [noun (suffix)]
7) in, out of, of the

Anlamı
1) kutu, sandık [isim]
2) vagon, kabin, yolcu bölümü (tren, balon, zeplin vs.)
3) şamisen kutusu, şamisen
4) kamu binası, devlet binası (sık sık ハコ da yazılır) [konuşma dili]
5) bir geyşanın şamisen kutusunu taşıyan adam [arkaik]
6) bebek bezi, çiş bezi [arkaik]
7) kutu (veya kutulanmış eşya) sayma birimi [son ek, sayma birimi]

Meaning
1) box, case, chest, package, pack, crate [noun]
2) car (of a train, etc.)
3) shamisen case, shamisen
4) public building, community building (often written as ハコ) [colloquialism]
5) man who carries a geisha’s shamisen [archaism]
6) receptacle for human waste, feces (faeces) [archaism]
7) counter for boxes (or boxed objects) [suffix, counter]

Anlamı
1) -lar, -ler, çoğul yapma eki, çoğaltma son eki [son ek]
2) falan, filan, öyle bir şey, kadar, civarında, yaklaşık
3) adlaştırma eki (bir sıfatın kökünden sonra)

Meaning
1) pluralizing suffix [suffix]
2) or so, rough indicator of direction, location, amount, etc.
3) nominalizing suffix (after the stem of an adjective)

Anlamı
1) (bir nesnenin veya bir insanın) yan, taraf, kenar, kıyı [isim, son ek]
2) durum, vaziyet, hal

Meaning
1) side (of something, or taking someone’s side), part [noun, suffix]
2) (watch) case

Anlamı
1) kitap, cilt [isim]
2) bu, bu kadar, böyle [ön ek]
3) asıl, esas, başlıca, ana, temel
4) gerçek, hakiki, doğru
5) uzun silindirik nesnelerin sayımı, film, TV programı vs. sayımı, maçlardaki gollerin sayımı, telefon çağrılarının sayımı için kullanılır. (Bazen ぼん veya ぽん diye söylendiği de olur.) [son ek, sayma birimi]

Meaning
1) book, volume, script [noun]
2) this, present [prefix]
3) main, head
4) real, regular
5) counter for long cylindrical things, counter for films, TV shows, etc., counter for goals, home runs, etc., counter for telephone calls (sometimes pronounced ぼん or ぽん) [suffix, counter]

痛い

Anlamı
1) eziyetli, üzücü, acı, acıtan, ağrıtan [i-sıfatı]
2) utandırıcı, can sıkıcı, hoşa gitmeyen [konuşma dili]
3) aşırı, ölçüsüz, olağanüstü (özellikle 甚い) [i-sıfatı, son ek]

Meaning
1) painful, sore [i-adjective]
2) cringy, embarrassing [colloquialism]
3) exceeding (esp. 甚い) [i-adjective, suffix]