Menü Kapat

すっと

Anlamı
1) düz, doğru, doğrudan, dosdoğru (スーッと veすうっと daha vurgulu) [yansıma sözcük, zarf, suru fiili alan]
2) sessizce, nazikçe, usulca [yansıma sözcük]
3) dinçleşmek, tatmin olmak [suru fiili alan]

Meaning
1) straight, quickly, directly, all of a sudden (スーッと and すうっと are more emphatic) [onomatopoeic or mimetic word, adverb, taking verb suru]
2) quietly, gently, softly [onomatopoeic or mimetic word]
3) to feel refreshed, to feel satisfied [taking verb suru]

斯う

Anlamı
1) bu şekilde, böyle, böylece (konuşana yakın biri veya bir şey için, konuşan kendisinin dahil olduğunu veya konuşanın düşünceleri için kullanılır.) [zarf]
2) ah! (sözül duraklamalarda kullanılan ünlem) [ünlem]

Meaning
1) in this way, thus, such (used for something or someone close to the speaker, including the speaker himself, or for the opinions of the speaker) [adverb]
2) uh… (interjection used as a verbal pause) [interjection]

屹度

Anlamı
1) elbette, muhakkak, şüphesiz, kesinlikle; neredeyse, büyük ihtimalle (örn. %90) [yansıma sözcük, zarf]
2) sert bir biçimde, sert sert, şiddetli, ağır, ciddi bir şekilde, ciddi olarak (özellikle キッと) [yansıma sözcük]
3) boşluksuz, sıkı, katı [yansıma sözcük]
4) aniden, birdenbire, ansızın [yansıma sözcük, arkaik]

Meaning
1) surely, undoubtedly, almost certainly, most likely (e.g. 90 percent) [onomatopoeic or mimetic word, adverb]
2) sternly, severely (esp. キッと) [onomatopoeic or mimetic word]
3) having no slack, rigid, stiff, tight [onomatopoeic or mimetic word]
4) suddenly, abruptly, instantly [onomatopoeic or mimetic word, arcaism]

Anlamı
1) (soru eki) mı?, mi? , değil mi? (cümle sonunda kullanılır; soru belirtir (konuşurken sık kullanılır)) [edat]
2) veya, olsa da olmasa da, -se de -mese de (alternetaif seçeneklerden sonra)
3) bazı, kimi, bir (örn, bir şey, birisi, bazıları) (soru zamirinden sonra)
4) hmm, ha (şüphe, belirsizlik vs. belirtmek için; bazen diğer edatlardan sonra)
5) çok, pek, gayet (vurgu ön eki; genelde sıfattan önce) [ön ek]
6) -lı, -li, -ca, -ce (sıfat veya zarf yapma son eki; çekimsiz bir kelimeden sonra) [son ek]
7) bu şekilde, böyle [arkaik, zarf]

Meaning
1) yes?, no?, isn’t it?, is it? (used at sentence-end; indicates a question (sometimes rhetorical)) [particle]
2) or, whether or not (after each alternative)
3) some- (e.g. something, someone) (after an interrogative)
4) hmm, huh (indicates doubt, uncertainty, etc.; sometimes after other particles)
5) very (emphatic prefix; usu. before an adjective) [prefix]
6) -al, -ial, -ic, -ical, -ish, -y (suffix forming adjectives or adverbs; after an indeclinable word) [suffix]
7) in that way [archaism, adverb]

Anlamı
1) de, dahi, hem, hem de, ayrıca, üstelik (negatif cümlelerde) [edat]
2) hem A hem de B, A ve B, ne A ne de B (negatif cümlelerde) (AもBも gibi)
3) bile, dahi, hatta, üstelik, kadar, bile, olduğu sürece, sürece, şartıyla, yeter ki (miktar vs. ile ilgili şüphenin olmadığını veya vurgulamak için kullanılır.)
4) bile, olsa bile, rağmen, olsa da, öyle de olsa (〜ても, 〜でも, 〜とも vs. gibi sık sık)
5) daha, daha fazla, bundan başka, çok, fazla şey, fazlalık, tekrar, yine, gene, yeniden, bir daha [konuşma dili, kısaltma, zarf]

Meaning
1) too, also, in addition, as well, (not) either (in a negative sentence) [particle]
2) both A and B, A as well as B, neither A nor B (in a negative sentence) (as AもBも)
3) even, as much as, as many as, as far as, as long as, no less than, no fewer than (used for emphasis or to express absence of doubt regarding a quantity, etc.)
4) even if, even though, although, in spite of (often as 〜ても, 〜でも, 〜とも, etc.)
5) further, more, again, another, the other [colloquialism, abbreviation, adverb]

此れ

Anlamı
1) bu (konuşana yakın nesneyi, konuşanın hareketini veya konuşulan konuyu göstermek için) [zamir]
2) bu insan/kişi (genelde gruptaki birini göstermek için) [mütevazı dil]
3) şimdi [zarf]
4) burada, işte, burda, buraya [arkaik, zamir]
5) ben [arkaik]
6) kesinlikle, elbette, kuşkusuz, muhakkak [arkaik, zamir]

Meaning
1) this (indicating an item near the speaker, the action of the speaker, or the current topic) [pronoun]
2) this person (usu. indicating someone in one’s in-group) [humble language]
3) now [adverb]
4) here [archaism, pronoun]
5) I (me) [archaism]
6) certainly [archaism, adverb]

良く

Anlamı
1) güzelce, hoşça, çok iyi, hoş, kibarca, doğru dürüst, uygun şekilde [zarf]
2) sık sık, sıkça, çoğu kez, çoğunlukla
3) … için sevindim, … yaptığınız için teşekkür ederim
4) (ilk kez yapılacak bir şey için) oldukça cüretli olmak, nasıl yapılacağını bilmiyorum

Meaning
1) nicely, properly, well, skillfully, skilfully [adverb]
2) frequently, often
3) I’m glad that you …, thank you for …
4) (you have) quite the nerve to, I don’t know how you can …

段々

Anlamı
1) azar azar, derece derece, kademeli olarak, gittikçe, gitgide [zarf, zarf (to edatı alan) ]
2) merdiven [isim]

Meaning
1) gradually, by degrees, little by little, more and more, increasingly [adverb taking the ‘to’ particle, adverb]
2) steps, stairs, staircase, terrace [noun]

色々

Anlamı
1) çeşitli, türlü, birçok, çeşit çeşit (‘no’ edatı alabilir) [na-sıfatı, zarf, isim, zarf (to edatı alan)]
2) çeşitli renkler [arkaik, isim]

Meaning
1) various, all sorts of, variety of (May take the particle ‘no’) [na-adjective, adverb, noun, adverb taking the ‘to’ particle]
2) various colors (colours) [archaism, noun]