Menü Kapat

過ぎる

Anlamı
1) içinden geçmek, yanından geçmek, ötesine geçmek [ichidan fiili, geçişsiz fiil]
2) (zaman) geçmek, akmak
3) süresi dolmak, bitmek, sona ermek
4) geçmek, aşmak, geride bırakmak
5) -den daha fazla olmamak (〜に過ぎない  vs. gibi)
6) fazla olmak, çok gelmek, fazla kaçmak (fiilin -masu kökünden veya sıfat kökünden sonra sık sık kullanılır.) [ichidan fiili, geçişsiz fiil, son ek]

Meaning
1) to pass through, to pass by, to go beyond [ichidan verb, intransitive verb]
2) to pass (i.e. of time), to elapse
3) to have expired, to have ended, to be over
4) to exceed, to surpass, to be above
5) to be no more than … (as 〜に過ぎない, etc.)
6) to be excessive, to be too much, to be too …  (often used after adjective stems or the -masu stems of verbs) [ichidan verb, intransitive verb, suffix]

Anlamı
1) pazar, pazar günü [kısaltma, isim]
2) gün (ay) (んち veya ち hem de) [son ek]
3) gün sayma birimi (んち veya ち hem de) [son ek, sayma birimi]
4) Japonya [kısaltma, isim, isim (son ek), isim (ön ek)]

Meaning
1) Sunday [abbreviation, noun]
2) day (of the month) (also んち or ち) [suffix]
3) counter for days (also んち or ち) [suffix, counter]
4) Japan [abbreviation, noun, noun (suffix), noun (prefix)]

Anlamı
1) dükkân, mağaza, işyeri (genelde 屋) [son ek]
2) (bir şey) satan veya görevli olan kimse, ticareti yapılan veya gösterilen nesnelerin yeri (genelde 屋, kaba olabilir)
3) (belirli) kişilik özelliğine sahip biri (genelde 屋)
4) ev, konut (genelde 家) [isim]
5) çatı, dam

Meaning
1) (something) shop (usu. 屋) [suffix]
somebody who sells (something) or works as (something) (usu. 屋, can be derog.)
3) somebody with a (certain) personality trait (usu. 屋)
4) house (usu. 家) [noun]
5) roof

Anlamı
1) (soru eki) mı?, mi? , değil mi? (cümle sonunda kullanılır; soru belirtir (konuşurken sık kullanılır)) [edat]
2) veya, olsa da olmasa da, -se de -mese de (alternetaif seçeneklerden sonra)
3) bazı, kimi, bir (örn, bir şey, birisi, bazıları) (soru zamirinden sonra)
4) hmm, ha (şüphe, belirsizlik vs. belirtmek için; bazen diğer edatlardan sonra)
5) çok, pek, gayet (vurgu ön eki; genelde sıfattan önce) [ön ek]
6) -lı, -li, -ca, -ce (sıfat veya zarf yapma son eki; çekimsiz bir kelimeden sonra) [son ek]
7) bu şekilde, böyle [arkaik, zarf]

Meaning
1) yes?, no?, isn’t it?, is it? (used at sentence-end; indicates a question (sometimes rhetorical)) [particle]
2) or, whether or not (after each alternative)
3) some- (e.g. something, someone) (after an interrogative)
4) hmm, huh (indicates doubt, uncertainty, etc.; sometimes after other particles)
5) very (emphatic prefix; usu. before an adjective) [prefix]
6) -al, -ial, -ic, -ical, -ish, -y (suffix forming adjectives or adverbs; after an indeclinable word) [suffix]
7) in that way [archaism, adverb]

ずつ

Anlamı
1) her biri, tanesi, her, her bir (宛 şeklinde de yazılır) [son ek]
2) parça parça, parça parça yapılmış, bölük pörçük

Meaning
1) apiece, each (also written as 宛) [suffix]
2) at a time, piecemeal

がる

Anlamı
1) olan işaretleri göstermek, hissetmek, düşünmek (sıfat kökünden sonra) [godan fiili, son ek]
2) başkası gibi davranmak, yapar gibi görünmek, yalandan yapmak, öyleymiş gibi davranmak (sıfat kökü veya isimden sonra)

Meaning
1) to show signs of being, to feel, to think (following adjective stem) [godan verb, suffix]
to behave as if one were, to pretend, to act as if (following adjective stem or noun)

Anlamı
1) orta, ortadaki, aradaki [isim, ön ek, son ek]
2) ılım, ılımlılık, ölçülülük, ölçülü olma [isim]
3) orta okul [kısaltma]
4) Çin [kısaltma]
5) (kitap) ikinci cilt, (3 ciltlik) orta cilt
6) iken, esnasında, boyunca, sırasında, süresince [isim (son ek)]
7) içinde, dışında

Meaning
1) medium, average, middle [noun, prefix, suffix]
2) moderation [noun]
3) middle school [abbreviation]
4) China [abbreviation]
5) volume two (of three) [abbreviation]
6) during (a certain time when one did or is doing something), under (construction, etc.), while [noun (suffix)]
7) in, out of, of the

Anlamı
1) kutu, sandık [isim]
2) vagon, kabin, yolcu bölümü (tren, balon, zeplin vs.)
3) şamisen kutusu, şamisen
4) kamu binası, devlet binası (sık sık ハコ da yazılır) [konuşma dili]
5) bir geyşanın şamisen kutusunu taşıyan adam [arkaik]
6) bebek bezi, çiş bezi [arkaik]
7) kutu (veya kutulanmış eşya) sayma birimi [son ek, sayma birimi]

Meaning
1) box, case, chest, package, pack, crate [noun]
2) car (of a train, etc.)
3) shamisen case, shamisen
4) public building, community building (often written as ハコ) [colloquialism]
5) man who carries a geisha’s shamisen [archaism]
6) receptacle for human waste, feces (faeces) [archaism]
7) counter for boxes (or boxed objects) [suffix, counter]